Ege ve İç Anadolu'nun Kesişim Noktasında Bir Tarih Rotası: Sultandağı
Afyonkarahisar il merkezinin 68 kilometre doğusunda, Ege ve İç Anadolu bölgelerinin birleştiği sınır hattında yer alan Sultandağı, sırtını dayadığı heybetli Sultandağları ve önünde uzanan Eber ile Akşehir göllerinin sunduğu eşsiz coğrafyada konumlanmaktadır. Tarih boyunca Batı ve Doğu'nun önemli bir yol uğrağı olan bu kadim ilçe, özellikle tarihi Anadolu-Bağdat İpek Yolu üzerinde bulunmasıyla stratejik ve ticari olarak büyük bir değer taşımıştır. İlçenin bugünkü ismi, 1116 yılında Selçuklular ile Bizanslılar arasında gerçekleşen Bolvadin (Bolybotum) Savaşı sırasında Selçuklu Sultanı Müizzeddin Melikşah'ın ordusunu konuşlandırdığı yamaçlardan gelmektedir.
Tunç Çağı'ndan Günümüze Uzanan Zengin Tarihsel Geçmiş
Sultandağı'nın tarihi kökenleri Tunç Devri'ne kadar uzanmaktadır. Bölge sırasıyla MÖ 2000-700 yılları arasında Hitit sınırları içinde yer almış, MÖ 750-600 yılları arasında ise Frigya (Phrygia Paroreius) topraklarına dahil edilmiştir. Antik dönemde şimdiki İshaklı mevkisi veya yakınlarında "Julia (Ipsus)" adıyla anılan antik bir Frig kentinin bulunduğu tahmin edilmektedir. Yüzyıllar boyunca Lidya, Pers İmparatorluğu, Büyük İskender'in Makedon İmparatorluğu, Helenistik krallıklar, Roma ve Bizans İmparatorluğu idaresinde kalan bölge, ardından Selçuklu ve Osmanlı medeniyetlerinin köklü izleriyle harmanlanmıştır.
Selçuklu ve Osmanlı Dönemlerinin Eşsiz Mimari Mirasları
İlçenin tarihi dokusunu taçlandıran en önemli eser, 1249 (Hicrî 647) yılında Sahip Ata Fahrettin Ali tarafından yaptırılan İshaklı Hanı'dır. Anadolu Selçuklu mimarisinin en zarif kervansaray örneklerinden biri olan bu han, avlu ve kapalı bölüm taçkapılarındaki orijinal kitabeleriyle günümüze ulaşmıştır. Kervansarayın yakınında konumlanan ve 15. yüzyıl Osmanlı dönemine tarihlenen Çifte Hamam ile Karamanoğlu İbrahim Bey zamanında 1458 yılında inşa edilip 1912'de yenilenen Ulu Cami (Çarşı Camii), ilçenin zengin kültür mirasını oluşturmaktadır. Ulu Cami, bünyesinde barındırdığı Sakal-ı Şerif ve cephe duvarındaki tarihi sülüs yazılı kitabesiyle büyük bir manevi öneme sahiptir. Ayrıca, 13. yüzyılda Horasan'dan gelen ünlü erenlerden Ahmed Remzi Tahranî'nin (Ahmed-i Remzi) Akşehir yolu üzerindeki türbesi ile Ahi Ömer Çavuş gibi tarihi figürlerin izleri ilçede yaşatılmaktadır.
Doğa Harikaları ve Coğrafi Zenginlikler
Sultandağı, sadece tarihi eserleriyle değil, doğaseverler için sunduğu cazibe merkezleriyle de dikkat çekmektedir. Dereçine kasabası sınırları içerisinde yer alan gizemli Buzluk Mağarası, yerli ve yabancı turistlerin yoğun ilgisini çeken doğal oluşumların başında gelir. Sultandağları boyunca uzanan 170 kilometrelik aktif fay hattının üzerinde yer alan ve 1. derece deprem bölgesinde bulunan ilçe, 3 Şubat 2002 tarihinde yaşanan 6,0 büyüklüğündeki depremde büyük hasar görmüş olsa da, kültürel kimliğini koruyarak doğası ve tarihiyle Afyonkarahisar'ın en önemli turizm duraklarından biri olmaya devam etmektedir.