Amasya ilinin Taşova ilçesine bağlı olan Uluköy, tarihi kayıtlardaki eski adıyla Sonusa veya Sonisa, kökleri Milattan Önce 3000'li yıllara kadar uzanan son derece köklü bir yerleşim merkezidir. Bölge, tarih boyunca Hitit İmparatorluğu, Frigya, Med Devleti, Pers İmparatorluğu, Makedonya Krallığı, Pontus Krallığı, Roma İmparatorluğu, Bizans İmparatorluğu, Danişmentliler, Anadolu Selçuklu Devleti, Moğol İmparatorluğu, İlhanlı Devleti, Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye Cumhuriyeti olmak üzere çok sayıda medeniyete ev sahipliği yapmıştır.
Antik Dönem: Eupatorya'dan Magnopolis'e
Pontus Krallığı döneminde stratejik bir önem kazanan Sonisa, Yeşilırmak havzasını koruma amacıyla kurulan askeri ve sivil bir merkeze dönüşmüştür. Pontus Kralı Mithridat Eupator, Amasya'da tahta çıktıktan sonra Tozanlı Çayı ile Kelkit Çayı'nın birleştiği noktada (Boğazkesen) bir kale ve kent inşa ettirerek buraya Eupatorya adını vermiştir. Roma kumandanı Pompey ise kenti tamamlayarak adını Magnopolis olarak değiştirmiştir. Aynı dönemde Sonisa, Pontus Polemoniacus bölgesinde Niksar, Zile ve Magnopolis ile birlikte seçkin bir kent olarak kaydedilmiştir.
Orta Çağ ve Türk-İslam Dönemi
Malazgirt Savaşı (1071) sonrası Danişmentliler, Sonisa'yı fethetti. Danişment Gazi; Amasya, Tokat ve Niksar ile birlikte Sonisa'yı alarak bölgeye Türkmen nüfusu yerleştirdi. Danişmentliler döneminde Sonisa, Horasan ve Harezm'den gelen Türk boylarının iskan merkezi oldu. Sonisa Yörükleri de bu dönemde bölgeye yerleşen Türk boylarından biridir. Ünlü seyyah İbn-i Battuta, 1333 yılında Sonisa'daki Rifai tekkesinde konaklamıştır.
Osmanlı'dan Günümüze Sonusa
Sonisa, 1392'de Yıldırım Bayezid tarafından Osmanlı topraklarına katıldı. Eyalet-i Rum'a bağlı bir kaza olan Sonisa, Tebriz-Bursa İpek Yolu üzerinde stratejik bir merkezdi. 1455'te Sonisa'da Hızır Paşa Medresesi, merkez camii ve Şeyh Şerafeddin gibi zaviyeler bulunuyordu. 1520'de Kapu Ağası Hüseyin Ağa'nın yaptırdığı cami ve medreseyle kentin dini ve eğitim altyapısı güçlendi. 16. yüzyılda Sonisa; Erbaa, Taşova ve Karayaka ile birlikte 'Nevahi-i Erbaa' (Dört Nahiye) olarak anıldı. Cumhuriyet döneminde 1944'ten sonra Taşova'nın ilçe olmasıyla Amasya'ya bağlanman ve 1962'de Uluköy adını alan yerleşim, 1939, 1942 ve 1943 depremlerinde ağır hasar görmüş; bu süreçte tarihi Kurşunlu Camii ve Sinan Paşa Hamamı büyük zarar almıştır.