Sızma Höyük, Konya ilinin Selçuklu ilçesinin kuzeyinde, Sızma Köyü'nün hemen kuzeyinde, Konya kent merkezinin 30 km kuzeybatısında yer alan bir höyüktür. Höyük, 150 x 150 metre boyutlarında olup 25 metre yüksekliktedir. Yazılı tarih öncesi çağlardan beri yerleşme gören bölge; antik Lykaonia, Doğu Frigya ve Pisidia bölgeleri arasında yer almaktadır. Höyüğün kuzeybatısında Roma Dönemi'nden kalma Kurşunlu Kalesi, kuzeyinde ise yine aynı döneme ait Nevine Kalesi yer alır.
Yerleşme yerinin MÖ 2. binyıldan itibaren Sızma ile Ladik arasındaki ulaşım hattı üzerinde bulunduğu bilinmektedir. Asur Ticaret Kolonileri Çağı'nda Orta Anadolu ticaret ağının batı yönündeki açılımının, Aksaray / Acemhöyük'ten Konya / Eğribayat - Aşağı Pınarbaşı üzerinden Sızma Höyük'e ulaştığı düşünülmektedir. Höyüğün Eskiçağ'da Zizima ya da Zizime olarak bilindiği ifade edilmektedir. Yüzey toplamalarında ele geçen maden cüruflarından yerleşmede antik dönemlerde bakır ve kurşun yataklarından maden üretimi yapıldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca yakınlardaki cıva yataklarının milattan önceki yıllara kadar eski dönemlerde de işletildiği tahmin edilmektedir.
Sızma'nın Meter Zizimene (Zizima Ana) kültü merkezi olduğu ileri sürülmektedir. Bu kültle ilgili çanak çömlek buluntuları yanında Ana Tanrıça'ya ait birçok Roma Dönemi adakları ele geçmiştir. Ana Tanrıça adakları dışında çok sayıda Angdistis Epekoos, Helios, Zeus ve Ares adakları da vardır. Kazı ve yüzey toplamalarında ele geçen buluntular içinde en önemlileri yerleşimdeki inanç sistemini yansıtan buluntulardır. "Ana Tanrıça Mitri Zizemene" ifadesi yer alan kitabe yanında Ana Tanrıça'yı betimleyen heykelcikler söz konusu buluntuları oluşturur. Bölgede Zizimene adı altında Kibele'ye tapıldığı kabul edilmektedir. İki yanında aslan figürü yer alan Tanrıça heykelcikleri, aslanlı tahtlarda oturur biçimde tasvir edilen Tunç Çağı Mezopotamya'sının İnanna - İştar'ı ve Mısır inancındaki İsis - Sekhmet'i ile Çatalhöyük'ün iki yanındaki leoparlarla betimlenen heykelcikleri arasındaki benzerlik dikkat çekicidir.
Höyükteki kazı çalışmaları 1924 yılında Michigan Üniversitesi adına D. M. Robinson tarafından yürütülmüştür. Daha sonra 1941 yılında Remzi Oğuz Arık başkanlığında yüzey araştırmaları gerçekleştirilmiştir. Yüzey toplamalarında Kalkolitik Çağ'dan başlayarak Klasik Çağlar'a kadar uzanan dönemlere ait çanak çömlek parçaları toplanmış olup, malzeme ağırlıklı olarak Erken Tunç Çağı'na aittir. H. Bahar'ın çalışmalarında da Kalkolitik Çağ, Erken Tunç Çağı, Geç Tunç Çağı, Erken ve Geç Demir Çağı, Helenistik Dönem ve Roma Dönemi çanak çömleği ile maden cürufları ele geçmiştir. Çanak çömlek buluntuları biçim ve renk olarak Ege Uygarlıkları'ndan eski Girit Uygarlığı çanak çömleği grubuna girmektedir. Bu çerçevede MÖ 2500 – 3000 yılları önerilmektedir.