Karadeniz Kıyısında Bir Doğa Harikası: Şile
Şile, İstanbul'un Anadolu Yakası'nda, Kocaeli Yarımadası'nın kuzey kesiminde yer alan tarihi ve turistik bir ilçedir. Kuzeyde Karadeniz ile çevrelenen bu benzersiz bölge; doğudan Kandıra, güneydoğudan Derince ve Körfez, güneyden Gebze ve Pendik, batıdan Çekmeköy ve Beykoz ilçeleriyle komşudur. Toplam 800 km² yüzölçümüne ve deniz seviyesinden ortalama 29 metre yüksekliğe sahip olan Şile, 62 mahalleden oluşmaktadır. Türkçe kelime anlamı "mercanköşk" olan Şile'nin adının kökeni Yunanca metinlerde "mendirek" anlamına gelen Hilea (χíli) kelimesine dayanmaktadır. Pontus Rumcasında /H/ sesinin /Ş/ olarak telaffuz edilmesinden dolayı Şilea olarak telaffuz edilen bölgenin ismi, aynı zamanda antik çağda küçük gemilerin sığındığı ve bu koya dökülen Psilis Deresi'ne de dayandırılmaktadır.
Tarih Öncesi Çağlardan Roma İmparatorluğu'na Şile
Şile'de insan yerleşimi oldukça eskiye, Cilalı Taş Devri dönemine kadar uzanmaktadır. Kefken ile Bulgaristan sınırı arasındaki Karadeniz sahil kesiminde yapılan tarih öncesi çalışmalarda, özellikle Epi-Paleolitik döneme (yaklaşık MÖ 12000 ile 6000 yılları arası) ait birçok konak yeri ve işlik saptanmıştır. İstanbul ilinin en eski buluntu yerleri arasında Şile'nin Ağva ve Sahilköy (Domalı) köyleri bulunmaktadır. Antik çağda ilk olarak Pers seferinden geri dönüşlerinde Yunan komutan Ksenophon, ikinci olarak da Roma komutanı Lucullus tarafından istilaya uğrayan Şile, Roma İmparatorluğu döneminin de izlerini taşımaktadır. İmparator Diocletianus zamanında (284-305) İnkese ve Sofular gibi Şile mağaraları ilk Hristiyanlar için tabii korunaklar olurken, Gürlek Mağarası ise Doğu Roma askerlerinin yakaladığı ilk inanan Hristiyanları hapsettikleri bir cezaevi gibi kullanılmıştır.
Selçuklu'dan Osmanlı'ya Türk Hâkimiyeti ve İdari Yapı
Selçuklu Türkleri, Kutalmışoğlu Süleyman Şah önderliğinde 1090 senesinde Şile'yi ele geçirmiş, ancak 1097 senesinde 1. Haçlı orduları bölgeyi geri almıştır. Şile'nin kalıcı olarak Türk hâkimiyetine geçmesi ise Osmanlı padişahı Yıldırım Bayezid döneminde mümkün olmuştur. 19. yüzyıl Osmanlı kayıtlarında 1846'da Zaptiye Müşirliği'ne, 1876'da Dersaadet Şehremaneti'ne ve 1877'de Üsküdar Mutasarrıflığına bağlandığı görülen Şile, Cumhuriyet'in kuruluşu ile oluşturulan ilk belediyelerden biri olmuştur. 1926 yılında yapılan yeni düzenlemeyle Üsküdar'ın kaza haline getirilip İstanbul vilayetine bağlanmasıyla Şile kazası da aynı idari yapı içinde yer almıştır.
XV-XVII. Yüzyıllarda Şile'nin Sosyal ve Kültürel Yapısı
Tarihsel süreçte Şile ve çevresi zengin bir sosyal ve kültürel mirasa ev sahipliği yapmıştır. XV-XVII. yüzyıllarda Şile Kazasında Rumların yaşadığı iki önemli kale ve liman kasabası olarak Şile Kalesi ve bugünkü Seyrek Kalesi civarında kurulu olan Astrabek Kasabası öne çıkmaktadır. Şile tahrir defterlerinde, Rum sakinlerinden Papa Şita v. Yorgi, Papa Hanya v. Sarı Papaz ve Papa Kaya v. Kenek gibi kişilere ait, mülklerini ve evlerini içinde İncil okunmak üzere vakfettiklerini gösteren sıra dışı Rum vakıf kayıtları yer almaktadır. Antik mirası ve köklü kültürel geçmişiyle Şile, günümüzde de İstanbul'un en kıymetli turizm bölgelerinden biridir.