Seyitömer Höyüğü, Kütahya il merkezinin yaklaşık 24–25 kilometre kuzeybatısında, Seyitömer köyünün kuzeybatısında konumlanan son derece önemli bir arkeolojik höyüktür. Türkiye Kömür İşletmeleri'ne (TKİ) bağlı Seyitömer Linyit İşletmesi Müessese Müdürlüğü'nün (SLİ) rezerv arazisi sınırları içerisinde yer alan bu tarihi tepe, 150 x 140 metre boyutlarında olup yaklaşık 24 metre yüksekliğe sahiptir. Höyüğün en üst kısmında ise kabaca 2 bin metrekare genişliğinde düz bir arazi alanı bulunmaktadır. Tescilli bir arkeolojik sit alanı olan höyük, 19.07.1985 tarihinde tescil edilmiştir.
Seyitömer Höyüğü Kazı Tarihçesi
Seyitömer Linyit İşletmesi'nin sağladığı finansal destekle yürütülen kazı çalışmaları ilk olarak 1989 yılında başlatılmıştır. İlk yıl gerçekleştirilen kazılara Eskişehir Müzesi'nden N. Aydın, 1990-1992 yılları arasındaki kazılara Afyon Müzesi'nden A. Topbaş ve 1993 yılındaki çalışmalara ise yine aynı müzeden A. İlaslı başkanlık etmiştir. Bu ilk dönem çalışmalarının ardından kazılara bir süre ara verilmiş, ancak 2006 yılından itibaren Dumlupınar Üniversitesi Arkeoloji Bölümü tarafından kazı faaliyetlerine yeniden başlanmıştır. Günümüzde kazı başkanlığı görevini aynı üniversiteden Prof. Dr. A. Nejat Bilgen yürütmektedir.
5 Bin Yıllık Zengin Tabakalanma ve Tarihsel Dönemler
Höyükteki yerleşim geçmişi günümüzden yaklaşık 5 bin yıl öncesine kadar uzanmaktadır. Höyüğün en alt ve en eski kültür katını Geç Kalkolitik Çağ ile Erken Tunç Çağı arasındaki geçiş evresi oluşturmaktadır. Bu katmanın üzerinde sırasıyla Erken Tunç Çağı II. evresi yer alırken, en üst katmanlarda ise MÖ II. binyıl, Roma, Helenistik, Klasik, Arkaik ve Frig dönemlerine ait yerleşim izleri tespit edilmiştir. Erken Tunç Çağı'nda dere kenarında yer alan ilk yerleşimin kurulduğu, Hitit Dönemi'nde ise buranın surlarla çevrildiği görülmüştür. Frig Dönemi'nde de yerleşimin etrafı kalın ve yüksek surlarla korunmuştur. Ahameniş, Helenistik ve Roma Dönemlerinde yoğun bir iskana ev sahipliği yapan yerleşimde, MÖ II. binyılın ilk çeyreğine tarihlenen Orta Tunç Çağı (Asur Ticaret Kolonileri Çağı) yerleşiminin MÖ 1.800 dolaylarında meydana gelen büyük bir depremle yıkılarak yandığı anlaşılmaktadır.
Arkeoloji Dünyasında İlklere İmza Atan Eşsiz Buluntular
Seyitömer Höyüğü, barındırdığı zengin buluntularla Türkiye'nin en zengin höyükleri arasında gösterilmektedir. Höyükte ele geçen çanak çömlekler, İç Batı Anadolu'daki seramik endüstrisinin tarihsel gelişimini aydınlatması bakımından büyük önem taşımaktadır. Erken Tunç Çağı II. evre sonundan III. evre sonuna kadar kullanılan bu seramiklerin yayıldığı bölge Eskişehir Ovası'ndan Çanakkale dolaylarına kadar uzanmaktadır. Erken Tunç Çağı'nda çanak çömlekler elle biçimlendirilirken, sonraki dönemlerde taş ve kil kalıplar kullanılmıştır. Anadolu'da MÖ III. binyılda seramik üretiminde kalıp kullanan tek yerleşim olması yönüyle Seyitömer Höyüğü, arkeoloji literatüründe seramik yapımında en erken kalıp kullanımının görüldüğü yerdir.
Kazılarda ayrıca Erken Tunç Çağı'nın son evrelerine tarihlenen demir ergitme fırınları, atölyeler ve demir külçeler gün yüzüne çıkarılmıştır. Bölgede bol miktarda bulunan pişmiş topraktan yapılmış ağırşakların (dokuma ağırlıklarının) ele geçmesi, burada gelişmiş bir dokuma endüstrisinin varlığına işaret etmektedir. İnanç yapısı incelendiğinde, Erken Tunç Çağı'ndan itibaren Ana Tanrıça kültünün hakim olduğu, Roma Dönemi'nde ise Ana Tanrıça'nın yerini Zeus kültünün aldığı anlaşılmaktadır. Höyükte keşfedilen Asur Ticaret Kolonileri Çağı'na ait çekiç başlı mühür ise dünya üzerinde sadece on civarında benzeri bulunan ve arkeoloji dünyası için kritik öneme sahip nadide bir eserdir. Farklı tipolojideki çanak çömlek buluntuları, höyüğün Orta Anadolu, Suriye ve Mezopotamya ile geniş bir ticari ilişki ağına sahip olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Günümüzde bu kıymetli eserler Kütahya Arkeoloji Müzesi ile Dumlupınar Üniversitesi Rektörlük binasında yer alan ve toplam 1.381 adet etütlük ile envanterlik esere ev sahipliği yapan Özel Dumlupınar Üniversitesi Müzesi'nde sergilenmektedir.