İstanbul'un Avrupa Yakası'nda yer alan Sarıyer, doğusunda göz alıcı İstanbul Boğazı, kuzeyinde Karadeniz, güneyinde Beşiktaş ve Kâğıthane, batısında ise Eyüpsultan ilçeleriyle çevrili eşsiz bir kıyı bölgesidir. Toplam 177 km² yüzölçümüne sahip olan bu kuzey ilçesi, deniz seviyesinden ortalama 59 metre yükseklikte konumlanmaktadır. İlçe toplamda 38 mahalleden oluşmakta olup; Bahçeköy Belediyesi'nin 2009 yılında feshedilerek mahalle statüsüne dönüştürülmesi ve 2012 yılında Şişli sınırları içerisindeki Ayazağa, Maslak ve Huzur mahallelerinin dahil edilmesiyle günümüzdeki idari sınırlarına ulaşmıştır.
Sarıyer İsminin Tarihsel Kökeni ve Etimolojisi
Sarıyer bölgesinin antik dönemdeki ilk adı Simas olarak bilinmektedir. Günümüzde kullanılan Sarıyer isminin kökenine dair halk arasında ve tarihi kaynaklarda farklı anlatılar mevcuttur. Rivayetlerden biri, Fatih Sultan Mehmed'in iki sarışın askerinin (sarı erler) burada bulunan Merkez Camii yanına gömülmesiyle bölgenin zamanla Sarıyer şeklinde anılmasıdır. Bir diğer rivayete göre ise yörenin geçmişten bu yana ünlü bir mesire yeri olması sebebiyle buraya gelen zengin Mısırlıların harcadığı altınlar yüzünden bölgeye "Sarı lira yer" denilmiş, bu isim zamanla Sarıyer'e dönüşmüştür. Ancak en tutarlı kabul edilen bilimsel varsayım; Maden Mahallesi'ne doğru uzanan sırtların altın madeni ve kil yatakları sebebiyle sarı renkte olması ve bu sarı topraklar nedeniyle bölgeye öncelikle Sarıyar adı verilmesidir. Nitekim Osmanlı kaynaklarında 19. yüzyıla kadar bu ad kullanılmıştır. Ayrıca, bölgede doğal yayılım gösteren katırtırnağı bitkisinin sarı çiçekleriyle kapladığı alanların bu isme esin kaynağı olduğu da rivayetler arasındadır.
Bizans'tan Osmanlı'ya Ulaşan Tarihsel Miras
Sarıyer sınırlarındaki bazı yerleşimlerin Bizans döneminden itibaren meskun olduğu bilinmektedir. Bu dönemde koyların çevresindeki ayazmalar, kiliseler, sarnıçlar ve eski kaleler etrafında balıkçılıkla geçinen küçük kırsal topluluklar yaşamaktaydı. Türklerin bölgedeki ilk yerleşiminin ise Baltalimanı'nda gerçekleştiği kabul edilir. Baltalimanı Deresi'nin ağzında yer alan eski haliç, Boğaz'da seyreden tekneler için güvenli bir sığınak işlevi görüyordu. İstanbul'un fethinden önce Kaptan-ı Derya Baltaoğlu Süleyman Bey'in donanmasını bu haliçte koruma altına aldığı rivayet edilmekte ve Baltalimanı adının da kendisinden geldiği söylenmektedir. Kıyı boyundaki köylerin asıl gelişimi 16. ve 17. yüzyıllarda başlamış, 18. yüzyılda ise saraya yakın nüfuzlu kişilere ait yalılar sahil şeridini süslemeye başlamıştır. 19. yüzyılın başlarında Trakya'dan şayak ve fes boyama sanatını öğretmek amacıyla getirilen köylülerin Baltalimanı ile Emirgan arasına yerleştirilmesiyle Boyacıköy kurulmuş, yabancı elçilikler de bu yüzyılda yazlık konut olarak kullanmak üzere kıyı boyunca geniş araziler edinmiştir.
Doğal Güzellikleri, Coğrafyası ve Zengin Coğrafi Yapısı
Sarıyer, Çatalca Yarımadası'nın en doğusunda yer alan sırtın İstanbul Boğazı ve Karadeniz'e doğru alçalan zengin yeryüzü şekillerinden oluşur. İlçenin Karadeniz kıyısı, Kısırkaya'dan Kilyos'a (Kumköy) kadar düz ve kumsal bir yapı sunarken, Kilyos ile Rumelifeneri arasında sarp falezlerle kaplı kayalıklar yer alır. İstanbul Boğazı'nın girişindeki Rumelifeneri açıklarında Öreke Adaları adı verilen kayalıklar uzanır. Kıyı şeridi oldukça girintili çıkıntılı olan Sarıyer'in en belirgin körfezi Çayırbaşı'na doğru kıvrılan Büyükdere Koyu, en önemli çıkıntısı ise Yeniköy burnudur. Ayrıca Tarabya ve İstinye koyları da kıyının diğer korunaklı girintilerini oluşturur. Sarıyer, İstanbul'un en zengin bitki örtüsüne sahip ilçelerindendir. İstanbul'un akciğerleri sayılan Belgrad Ormanı'nın doğu ucu Sarıyer sınırları içerisindedir ve Rumelikavağı, Rumelifeneri ile Kilyos üçgeni arasındaki geniş alan ormanlarla kaplıdır.
Cumhuriyet Döneminden Günümüze Ulaşım ve Modern Çehre
Cumhuriyet'in ilk yıllarında Sarıyer, Çatalca Vilayeti'nin Kilyos Nahiyesi'ne ve Beyoğlu Kazası'na bağlı durağan köylerden oluşmaktaydı. 1930 yılında yapılan idari düzenleme ile ilçe statüsü kazanan Sarıyer, zaman içinde sınır değişikliklerine uğramıştır. 1960'lı yıllara kadar vapur seferleriyle ulaşılan, kıyı plajları ve gazinolarıyla ünlü gözde bir sayfiye yeri niteliği taşımaktaydı. Belgrad Ormanı'ndaki bentler ve su başları ise İstanbullular için vazgeçilmez mesire alanlarıydı. Maslak üzerinden gelen Büyükdere Caddesi'nin yapılması ve sahil yolunun genişletilmesiyle karayolu ulaşımı hız kazanmış, semtlerin birbirine bağlanmasıyla hızlı bir yapılaşma süreci başlamıştır. Yamaçlarda beliren yapılaşma doğal yapıyı yer yer tahrip etse de, 1980'lerin sonundan itibaren hem şehre hem de doğaya yakın olmak isteyen üst gelir grubunun bölgeye yerleşmesiyle Sarıyer modern, prestijli ve yeşil çehresini pekiştirmiştir.