Sakarya'nın Coğrafi Konumu ve Genel Özellikleri
Sakarya, Türkiye'nin en kalabalık yirmi ikinci ilidir. İstanbul, Bursa, Kocaeli ve Balıkesir'in ardından Marmara Bölgesi'nin en büyük beşinci ili ünvanına sahiptir. Marmara Bölgesi'nin Çatalca-Kocaeli Bölümü'nde yer alan ilin kuzeyinde Karadeniz, batısında Kocaeli ve Bursa, doğusunda Düzce, güneyinde ise Bolu ve Bilecik bulunmaktadır. Deniz seviyesinden yüksekliği 31 metre olan Sakarya, adını topraklarını güney-kuzey doğrultusunda ortadan ikiye bölerek kat eden ve Karasu ilçesinde Karadeniz'e dökülen Sakarya Nehri'nden almıştır. İlin merkezi Adapazarı olup; Akyazı, Arifiye, Erenler, Ferizli, Geyve, Hendek, Karapürçek, Karasu, Kaynarca, Kocaali, Pamukova, Sapanca, Serdivan, Söğütlü ve Taraklı olmak üzere toplam 16 ilçesi ve belediyesi bulunmaktadır. Merkez ilçe Adapazarı, 2021 yılında Danimarka'da aldığı ödül ile "bisiklet şehri" ünvanını kazanmıştır. Sakarya ekonomisinde tarımın önemli bir yeri bulunmakta olup Hendek, Karasu ve Kocaali ilçelerinde fındık yetiştiriciliği yapılmakta, ayrıca mısır tarımı da gerçekleştirilmektedir. Sanayi ise Adapazarı yakınlarında kurulup gelişmiştir.
Sakarya İsminin Kökeni ve Efsaneleri
Sakarya nehri ve ilinin adının nereden geldiğine dair bilgiler Frigler dönemine kadar uzanmaktadır. Eskişehir'in Çifteler ilçesinin 3 km güneydoğu yönünde yer alan antik Sangia şehrindeki kaynaktan çıkan suların nehrin kaynağını oluşturduğu ve bu antik kentin adının nehre verildiği düşünülmektedir. MÖ 7. yüzyıla kadar bölgeye hakim olan Frigler ise kutsal saydıkları nehir tanrılarına Sangari adını vermişlerdir. Frig ana tanrıçası Kibele'nin kocası olan Atis'i doğuran da Sakarya Nehri'nin kızı Nana'dır. Bu isim önce Sangarios'a, daha sonra ise saldırgan anlamına gelen Zakharion'a dönüşmüştür. Diğer bir rivayete göre bölgeye MÖ 3. ve MS 4. yüzyıllar arasında hakim olan Bitinya kraliçesi Sangarius'un adı nehre verilmiştir. Halk arasındaki bir başka rivayete göre ise, bugün Erenler ilçe sınırlarında türbesi bulunan Sakar Dede adındaki bir ermiş, nehir üzerindeki köprüden geçerken parasız olduğu için hakarete uğrayıp geçirilmemesi üzerine dua ederek nehrin yönünü değiştirmiş ve nehre onun adı verilmiştir.
İlk Çağlardan Osmanlı Dönemi'ne Sakarya Tarihi
Sakarya'nın tarihi, Anadolu birliğini ilk kuran Hititler ile başlar. Hititlerin ardından bölgede sırasıyla Frigler ve Lidyalılar hakimiyet kurmuştur. MÖ 6. yüzyılda Pers İmparatorluğu Lidya Krallığı'nı yıkarak Anadolu'ya egemen olmuş, MÖ 4. yüzyılda ise Makedonya Kralı Büyük İskender Persleri yenerek bölgeyi ele geçirmiştir. Büyük İskender'in ölümünden sonra bağımsızlığını ilan eden Bitinya Krallığı bölgede hüküm sürmüş, MÖ 1. yüzyılda Roma İmparatorluğu Bitinya Krallığı'na son vererek burayı topraklarına katmıştır. Yapılan kazılar ve bulgular bölgede MÖ 300 ile MS 395 yılları arasında başkenti Nikomedia (İzmit) olan Romalıların Bitinya eyaletinin bulunduğunu ve Kandıra, Kaynarca, Hendek, Karapürçek ile Taraklı'daki bulguların Bitinya egemenliğini kesinleştirdiğini göstermektedir. Roma ikiye bölündüğünde Bizans İmparatorluğu'na kalan bölge, Sasaniler ve İslam ordularının akınlarına uğramıştır. Malazgirt Meydan Muharebesi'nden sonra Kutalmışoğlu Süleyman Şah bölgeyi kontrol altına alarak İznik başkentli Türkiye Selçuklu Devleti'ni kurmuş, ancak Haçlı Seferleri nedeniyle başkentin Konya'ya taşınmasıyla Sakarya ahalisi yeniden Bizans kontrolüne girmiştir.
Osmanlı Devri, Kereste Ticareti ve Tarihi Miras
13. yüzyılın sonlarına doğru Osmanlı kumandanlarından Konur Alp, Adapazarı Havzası'nı fethederek Türk hakimiyetini yeniden sağlamıştır. Orhan Gazi zamanındaki bu fetihlerin anısına Sakarya ve çevresinde padişah adına Orhan Camii'ler yapılmıştır. Adapazarı, Sakarya Nehri ve Sapanca Gölü'nden çıkan Çark Suyu arasında kalan yarımada biçimindeki kara parçası üzerinde kurulmuş ve ilk olarak batı Türkistan ile Azerbaycan'dan gelen göçebe Türk boyları tarafından köyler ve kentler oluşturulmuştur. Başkent yakınında bulunan yörede üretilen tarım ve hayvancılık ürünleri ile keresteler İstanbul'a gönderilirdi. İstanbul, İzmit ve Kefken tersanelerine yakınlığı sebebiyle bölgede yoğun kereste üretimi yapılmış, tomrukların takibi için Adapazarı'nda Kereste Eminliği kurulmuştur. Karamürsel Alp de Karamürsel'deki tersanenin kereste ihtiyacını Karasu-Adapazarı ormanlarından karşılamıştır. Elde edilen tomruklar Sakarya Nehri üzerinden Karadeniz'e, oradan İstanbul'daki Tersane-i Amireye ulaştırılmıştır. Tarihçi Evliya Çelebi'nin "ağaç denizi" olarak bahsettiği yörede ceviz ağaçlarından tabanca ve tüfek kabzaları üretilmiş, nehir ağzındaki Yeni mahallede ise gemi yapım ve onarımı gerçekleştirilmiştir.
Tarihi Yapılar ve Kurtuluş Savaşı Kahramanları
Sakarya bölgesinde yer alan tarihi kalıntılar arasında Bizans İmparatoru I. Justinianus'un 562 yılında Sakarya Nehri üzerine yaptırdığı anıtsal Beşköprü (Sangarius Köprüsü) ile Seyifler, Harmantepe, Tersiye, Paşalar, Çobankale ve Mekece kaleleri öne çıkmaktadır. Osmanlı döneminden kalan en önemli köprü ise Geyve ilçesinin Alifuatpaşa kasabasında II. Bayezid tarafından Sakarya Nehri üzerine inşa ettirilen 15 gözlü, 196,5 metre uzunluğunda ve 5,5 metre genişliğindeki İkinci Beyazıt Köprüsü'dür. Taraklı'daki tarihi Hanımeli Konağı ile Mustafa Kemal Atatürk'ün şehri ziyaretinde konakladığı ve günümüzde Sakarya Müzesi olarak kullanılan ev de şehrin önemli tarihi yapılarındandır. Kurtuluş Savaşı döneminde Sakarya çevresi; Ali Fuat Cebesoy, Hasan Cavit Bey, Sırrı Bey, Çerkez Sait Bey, Metozade Hüseyin Bey, Koçzade Mahmut Bey, Abdurrahman Bey, Kaymakam Tahir Bey, Cevat Bey, Kazım Kaptan, Halit Molla ve İpsiz Recep gibi kahramanlar ile Yüzbaşı Ramiz, Yüzbaşı Rauf ve Doktor Raik gibi müfreze kurucularının çabalarıyla milli mücadeleye büyük katkı sağlamıştır.