Coğrafi Konum ve Tarihsel Kökenler (Pantikapeon'dan Pendik'e)
İstanbul'un Anadolu Yakası'nda yer alan Pendik, Marmara Denizi'ne kıyısı olan ve Kocaeli Yarımadası'nda konumlanan tarihi bir ilçe ve banliyödür. Güneydoğuda Tuzla, doğuda Kocaeli'nin Gebze ilçesi, kuzeyde Şile ve Çekmeköy, batıda Kartal, Sancaktepe ve Sultanbeyli, güneyde ise Marmara Denizi ile çevrelenmiştir. Bilinen en eski adı Pantikapeon olan bölge, Roma, Bizans, Doğu Roma ve Latin İmparatorluğu dönemlerinde "her tarafı duvarla çevrili" veya "beş duvarlı" anlamına gelen Pantichion adıyla anılmıştır. Bu isimler Osmanlı döneminden itibaren dönüşüme uğrayarak günümüzdeki Pendik halini almıştır. İlçenin tarihi son derece köklü olup, Kaynarca ve Pendik arasında sahile 50 metre uzaklıkta yapılan kazılarda M.Ö. 6500 yılına tarihlenen neolitik dönem yerleşimleri, ev temelleri ve 32 mezar kalıntısı keşfedilmiştir. Bu son neolitik çağa ait eserler günümüzde İstanbul Arkeoloji Müzesi'nde sergilenmektedir.
Egemenlik Dönemleri ve Büyük Pendik Yangını
Bölgedeki en eski yerleşimciler olarak Makedonlar bilinse de kazılarda elde edilen bulgular insan varlığının 3-4 bin yıl öncesine dayandığını ortaya koymaktadır. Tarih boyunca Roma ve Doğu Roma hâkimiyetinin ardından 1080-1083 yılları arasında Selçukluların denetimine giren bölge, daha sonra tekrar Latin İmparatorluğu'nun eline geçmiştir. 1306 yılında ilk kez Osmanlı topraklarına katılan Pendik, Bizans'ın geri alma girişimlerine sahne olmuş ancak bu çabalar 1329-1330 tarihlerindeki Pelekanon Savaşı ile sonuçsuz kalmıştır. 1400 yılında Yıldırım Bayezid döneminde Abdurrahman Gazi tarafından fethedilmesinden sonra tamamen Türk hâkimiyetine giren Pendik, Osmanlı döneminde uzun süre küçük bir balıkçı kasabası olarak kalmıştır. Geçirdiği 50 saatlik büyük yangında 1200 hane ve dükkânı tamamen kül olan kasaba, Ayan Meclisi Senato Hariciye Encümen Reisi Azaryan Efendi'nin Paris'ten getirttiği mühendis ve mimarlar tarafından çizilen yeni planlarla adeta yeniden kurulmuştur. Azaryan Efendi'nin imza niteliğinde kendi adının ilk harfini yansıtacak şekilde çizdirdiği Gazipaşa-İsmetpaşa ve Orhan Maltepe caddeleri, günümüzde hala ilçenin en işlek merkezini oluşturmaktadır.
Coğrafi Yapı, Akarsular ve Doğal Güzellikler
190 kilometrekarelik bir yüzölçümüne ve ortalama 39 metrelik bir rakıma sahip olan Pendik, oldukça engebeli bir yüzey şekline sahiptir. Deniz kıyısı kil ve kum, kuzey kesimleri ise silislerle kaplı olan ilçe, İstanbul'un tek ve en yüksek dağı olan Aydos Dağı ile sınır komşusudur. İlçe sınırlarında Ballıca Ağılbayırı ve Karabayır tepeleri gibi yükseltiler ile üzerinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Sosyal Tesisleri'ni barındıran Gözdağı da en yüksek noktalardan biridir. İstanbul'un en önemli su kaynaklarından biri olan Ömerli Barajı da Pendik sınırlarında yer almakta olup, Riva Deresi ve Ballıca Deresi bu baraja dökülen başlıca akarsulardır. Kurtköy'den doğan Büyükdere ise Tuzla sınırlarına doğru akmaktadır. İlçede 9 kilometrelik bir sahil şeridi bulunmakta olup, TEM otoyolunun güneyi tamamen yerleşim yerleriyle kaplıyken kuzeyde yalnızca 5 köy bulunmaktadır.
Sağlık, Ulaşım ve Sosyal Altyapı
Pendik, gelişmiş sağlık ve ulaşım imkanlarıyla dikkat çeken modern bir merkezdir. Anadolu Yakası'nın en büyük hastanesi konumundaki 540 yataklı Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Pendik Devlet Hastanesi ilçenin öne çıkan sağlık kurumlarıdır. Ulaşım ağları açısından adeta bir kavşak noktası olan Pendik, uluslararası Sabiha Gökçen Havalimanı'na ev sahipliği yapmaktadır. Ayrıca 1870 yılında kurulan Pendik Garı üzerinden geçen yüksek hızlı trenler ile banliyö hatları ilçeyi demiryolu ağına bağlamaktadır. Sahil şeridinde yer alan iskelelerden 2004 yılından bu yana Pendik-Yalova hızlı feribot seferleri düzenlenmekte olup, 2024 yılı itibarıyla Adalar ve Tuzla rotalarını kapsayan yeni bir deniz hattı oluşturulması kararlaştırılmıştır. İlçeye karayolu ile ulaşım ise E-5, TEM ve Sahil Yolu gibi ana arterlerin yanı sıra zengin İETT ve minibüs seferleriyle sağlanmaktadır.