Zaferin ve Tarihin Ortak Mirası: Nicopolis Antik Kenti
Nicopolis Antik Kenti (Nikopolis), MÖ 65 yılında Roma İmparatorluğu'nun en ünlü askeri liderlerinden Pompey tarafından, Pontus Kralı VI. Mithridates'e karşı kazandığı kesin zaferin anısına inşa edilmiş görkemli bir antik kenttir. İsmi Yunancada "zafer kenti" anlamına gelen bu tarihi yerleşim, günümüzde Giresun'un Şebinkarahisar ilçesine bağlı Bayramköy yakınlarında konumlanmakta olup, bir dönem Sivas Koyulhisar bölgesiyle de özdeşleştirilmiştir. Eşsiz stratejik konumu ve köklü geçmişiyle Anadolu'nun en dikkat çekici Roma kolonilerinden biridir.
Roma Yollarının Kesişim Noktası ve Sosyal Yaşam
Zengin su kaynaklarına sahip verimli bir ovada, sık ormanlarla kaplı dağların eteklerinde kurulan Nicopolis, antik dönemde askeri gaziler ile yerel halkın bir arada yaşadığı canlı bir ticaret merkeziydi. Ünlü coğrafyacı Strabon'un eserlerinde önemli bir nüfusa sahip olduğundan bahsettiği kent; Comana, Polemonion, Neokaisareia ve Sebasteia gibi büyük merkezlere uzanan antik Roma yollarının kavşak noktasıydı. MS 64 yılında İmparator Neron tarafından tamamen Roma İmparatorluğu'na bağlanan şehir, Küçük Ermenistan eyaletinin metropolisi haline gelerek eyalet meclislerinin toplandığı prestijli bir merkeze dönüştü.
İnanç Tarihi ve Hristiyanlığın Erken Dönem İzleri
Nicopolis, Hristiyanlık inancının Karadeniz ve Doğu Anadolu bölgelerindeki erken dönem yayılımında çok önemli roller üstlenmiştir. MS 319 civarında, Roma İmparatoru Licinius'un hükümdarlığı sırasında inançlarından vazgeçmeyen 45 kent sakini burada şehit edilmiştir. Hristiyan dünyasında her yıl 10 Temmuz'da anılan bu şehitlerin anısına, ilerleyen yüzyıllarda İmparator I. Justinianus tarafından büyük bir manastır yaptırılmıştır. Ayrıca MS 472'de mal varlığını satan Aziz Sessiz Yuhanna, kentte Meryem Ana'ya adanmış görkemli bir kilise kurarak kentin manevi değerini taçlandırmıştır.
Büyük Felaket ve Unutulmuş Bir Mirasın Yeniden Doğuşu
MS 499 yılında gerçekleşen yıkıcı bir deprem, Nicopolis'i neredeyse tamamen haritadan silmiş; felaketten sadece piskopos ve iki yardımcısının sağ kurtulabildiği kaydedilmiştir. Her ne kadar Bizans İmparatoru I. Justinianus kentin surlarını yeniden inşa ettirip şehri ayağa kaldırmaya çalışsa da Nicopolis eski askeri ve ticari gücüne kavuşamamış, zamanla Koloneia'nın gölgesinde kalmıştır. Osmanlı döneminde antik kentin üzerinde Purkh adında küçük bir Ermeni yerleşimi varlığını sürdürmüştür. Günümüzde tarih ve arkeoloji meraklıları için adeta açık hava müzesi niteliğindeki bu kadim zafer kenti, keşfedilmeyi bekleyen gizemli dokusuyla ziyaretçilerini ağırlamaktadır.