Nea Ekklisia (Yeni Kilise), Bizans İmparatoru I. Basileios tarafından 876 ile 880 yılları arasında Konstantinopolis'te inşa ettirilmiş tarihi bir yapıdır. Bizans başkentinde 6. yüzyılda inşa edilen ünlü Ayasofya'dan sonra yapılmış olan ilk anıtsal kilise olma özelliğini taşımaktadır. Bizans mimarisinin Orta Çağ döneminin başlangıcını işaret eden bu anıtsal tapınak, Paleologos Hanedanı dönemine kadar kullanılmıştır.
Makedon Hanedanı'nın İhtişamlı Eseri
Makedon Hanedanı'nın kurucusu olan İmparator I. Basileios, kendisini imparatorluğun yeniden kurucusu ve yeni bir Justinianus olarak tanımlayarak Konstantinopolis'te büyük bir inşa hamlesi başlatmıştır. Büyük Saray yerleşkesinin güneydoğu köşesine inşa edilen Nea Ekklisia, 1 Mayıs 880 tarihinde Konstantinopolis Patriği Fotios tarafından İsa Mesih, Başmelek Mikail, Peygamber İlyas, Bakire Meryem ve Aziz Nicholas'a adanmıştır. Saray törenlerinde ve takdis merasimlerinde son derece önemli bir rol oynayan yapı, 11. yüzyılın sonlarında manastıra dönüştürülerek "Yeni Manastır" adıyla anılmaya başlanmıştır.
Altın ve Mermerlerle Süslü Eşsiz Mimari
Yapının mimarisi, her biri kilisenin adandığı bir kutsala ithaf edilmiş olan beş kubbeden oluşmaktadır. İmparator I. Basileios'un torunu VII. Konstantinos'un aktardığı bilgilere göre, kilisenin süslemesinde hiçbir masraftan kaçınılmamıştır. Kilise; inciler, altınlar, ışıldayan gümüşler ve çok çeşitli renklerde mermerlerle adeta bir gelin gibi süslenmiştir. Dışı bronz kaplamayla, içi ise yıldızları andıran güzel resimlerle göz kamaştıran yapının çatısı altın gibi parlamaktaydı. Yapının batı girişindeki avlu ise mermer ve porphyry taşlarından yapılmış iki çeşme ile süslenmişti.
İmparatorluk Kutsal Emanetleri ve Yapının Sonu
Nea Ekklisia, Bizans İmparatorluk sarayında yer alan en değerli kutsal emanetlerin saklandığı ana merkezlerden biri olmuştur. Kilise bünyesinde Peygamber İlyas'a ait gocuk, üç meleğin misafir edildiği İbrahim'in masası, Samuel'in Davud'u yağlarken kullandığı borusu ve Büyük Konstantin'in emanetleri muhafaza edilmiştir. İstanbul'un fethinden sonra Osmanlılar tarafından barut deposu olarak kullanılan bu tarihi abide, 1490 yılında üzerine yıldırım düşmesi sonucu tamamen tahrip olmuştur.