Muğla Şehir Merkezi: Antik Mobolla'dan Günümüze Uzanan Tarih
Deniz seviyesinden 670 metre yükseklikte kurulu olan Muğla şehir merkezi, antik çağlardan bu yana önemini koruyan köklü bir yerleşim alanıdır. Günümüzde merkez ilçesi Menteşe adıyla anılan şehir, zengin tarihi geçmişi ve kadim medeniyetlerin izleriyle doludur. Antik Karya bölgesinin en eski yerleşimlerinden biri olarak kabul edilen kent, tarihi boyunca birçok imparatorluğa ve medeniyete ev sahipliği yapmıştır.
Antik Karya Dönemi ve Büyük İskender'in Egemenliği
Muğla'nın bilinen en eski tarihi, Anadolu'nun yerli halkı olan Karyalılar ile başlar. Bölge sırasıyla Mısır, Asur ve İskit işgallerine uğramış; kıyılarda ise Helenistik kolonizasyon hareketleri etkili olmuştur. Daha sonra Medler ve Persler tarafından satraplık sistemiyle yönetilen bölge, MÖ 334 yılında Büyük İskender'in gelişiyle yeni bir döneme girmiştir. Hekatomnos'un çocukları olan Ada, Hidrieus, Mausolos, Artemisia ve Piksodaros arasındaki taht mücadelelerine sahne olan Karya topraklarında, Alinda'ya çekilen Ada'nın anahtarlarını İskender'e sunmasıyla Karya satraplığı Ada'ya verilmiştir. Ancak İskender'in Likya'ya geçmesinin ardından Piksodaros yönetimi ele geçirmiş ve bölge Roma egemenliğine kadar süren yaklaşık iki yüzyıllık bir karmaşa dönemine sürüklenmiştir. Bizans İmparatorluğu döneminde de Karya sınırlarında kalan Muğla, sınırları içerisindeki 103 ören yeri ile tarihi açıdan son derece zengindir.
Türk-İslam Dönemi ve Osmanlı Sancak Merkezi Oluşu
Antik adı Mobolla (veya Mobella, Mogola) olan kentin adı, Türk hâkimiyeti sonrasında Menteşe olarak anılan bölgeyle bütünleşmiştir. Kent, ilk defa 1284 yılında Menteşe Bey tarafından alınarak Türk hâkimiyetine girmiştir. 1391'de Yıldırım Beyazıd devrinde Osmanlı topraklarına katılan şehir, 1402 Ankara Savaşı sonrasında Timur tarafından geri alınmış, nihayetinde 1425 yılında II. Murat devrinde kesin olarak Osmanlı Devleti'ne bağlanmıştır. Menteşe Beyliği döneminde yönetim merkezi Milas iken, Osmanlı Devleti bu yeni sancağın merkezi olarak Muğla'yı seçmiş ve kentin siyasi önemini artırmıştır.
Milli Mücadele Yılları ve İtalyan İşgali
I. Dünya Savaşı sonrasında, 11 Mayıs 1919 tarihinde İtalya tarafından işgal edilen Muğla'da işgallere karşı büyük bir direniş başlatılmıştır. Kentte düzenlenen tarihi Kocahan Mitingi ile direniş kararlılığı ilan edilmiş; Vatan Müdafaa Cemiyeti, Serdengeçtiler Müfrezesi ve Muğla Kuvayi Milliyesi gibi komiteler kurulmuştur. 1920'de Ankara'daki 1. Dönem Büyük Millet Meclisi'ne 6 milletvekili gönderen kent, Ege'deki Yunan işgaline karşı da aktif mücadele vermiştir. Ege illeri arasında işgal sırasında en çok şehit veren il olan Muğla, İtalyanların ekonomik egemenlik kurma siyasetini de kurnazca yöneterek iki ateş arasında kalmaktan kurtulmuştur. İtalya, 2. İnönü Zaferi'nin kazanılması ve kendi iç siyasi dalgalanmaları nedeniyle 5 Temmuz 1921'de Muğla'yı tamamen terk etmiştir.
Modern Muğla ve Cumhuriyet Dönemi
Cumhuriyetin ilanından sonra Muğla ilinin yönetim merkezi olan şehir, dağlık yapısı ve dışarıya açılan elverişli bağlantı yollarının bulunmaması sebebiyle uzun süre gelişimini sınırlı bir şekilde sürdürmüştür. Yıllarca yalnızca bir il merkezi olmanın getirdiği hareketlilikle yetinen Muğla, son yıllarda açılan üniversitesi, kurulan yeni sanayi bölgesi ve artan turizm faaliyetleri sayesinde dışa açılarak modern ve dinamik bir yapıya kavuşmuştur.