Aksaray'ın güneyinde, görkemli Hasan Dağı'nın parazit kraterlerinden birinin oluşturduğu yüksek bir vadide konumlanan Mokissos Antik Kenti (yöre halkı tarafından bilinen adıyla Viranşehir), Kapadokya bölgesinin en iyi korunmuş dağ kentlerinden biridir. Deniz seviyesinden yaklaşık 1500 metre yükseklikte, yaklaşık 200 hektarlık geniş bir alana yayılan bu antik yerleşim, dik yamaçları ve doğal sur vazifesi gören sarp tepeleriyle ziyaretçilerine adeta zamana meydan okuyan bir sığınak sunmaktadır. Helenistik Dönem'den Roma ve Bizans çağlarına uzanan köklü geçmişiyle Mokissos, tarih ve doğa meraklıları için büyüleyici bir keşif rotasıdır.
Mokissos'un Tarih Sahnesindeki Yeri ve Önemi
Tarihi kaynaklarda Mocisus, Nora veya Justinianopolis olarak da anılan kent, en parlak dönemini 6. yüzyılda Bizans İmparatoru I. Justinianus (527-565) döneminde yaşamıştır. İmparator Justinianus, eski harabe kaleyi tamamen yıktırıp yerine ulaşılması güç, sarp bir tepe üzerine devasa surlar inşa ettirmiştir. Mokissos'u Kapadokya Tertia eyaletinin başkenti ilan eden imparator, kenti piskoposluk merkezinden eklesiyastik bir metropol seviyesine yükseltmiştir. Bu idari reformla birlikte hızlı bir imar faaliyetine sahne olan kentte görkemli bazilikalar, konutlar ve kamu binaları inşa edilmiştir.
Doğal Bir Vadi İçine Gizlenmiş Mimari Mucize
Mokissos'u diğer Kapadokya kentlerinden ayıran en önemli özellik, volkanik arazinin getirdiği yığma taş yapım tekniğiyle inşa edilen yapılarıdır. Vadi yamaçlarında yoğunlaşan kalıntılar arasında yaklaşık 1000 konut, 32 kilise yapısı ve kentin su ihtiyacını karşılayan 20 sarnıç tespit edilmiştir. Doğu, batı ve kuzey yönlerindeki dar geçitlerden girilebilen bu korunaklı vadide yer alan bazilikalar, üç nefli kilise mimarileri ve anıtsal mezar kalıntıları, Geç Antik Dönem Hristiyanlık mimarisinin en görkemli örneklerini oluşturmaktadır.
Mokissos Antik Kenti'ne Nasıl Gidilir?
Aksaray il merkezine yaklaşık 30 kilometre mesafede yer alan antik kente ulaşım oldukça kolaydır. Aksaray merkezinden hareket eden Helvadere kasabası yönündeki tabelaları takip ederek, Hasan Dağı'nın eteklerine doğru keyifli bir yolculuk gerçekleştirebilirsiniz. Helvadere sınırları içinde yer alan ören yerine ulaştıktan sonra, dik yamaçlar boyunca yürüyüş yaparken yanınızda rahat bir spor ayakkabı ve su bulundurmanız tavsiye edilir. Özellikle gün batımında Hasan Dağı'nın gölgesinde parıldayan antik kalıntılar, fotoğraf tutkunleri için eşsiz manzaralar sunmaktadır.