Diyarbakır'ın Sur ilçesinde bulunan ve Ortodoks Süryanilere ait olan Meryem Ana Kilisesi (diğer adıyla Mor Yakup Kilisesi), aktif durumda olan tarihi bir inanç merkezidir. İnşa tarihinin 3. yüzyıla kadar uzandığı tahmin edilen kilise, tarihi süreç boyunca yangınlar ve yıkımlar atlatmış, defalarca onarım görmüştür. Yapı üzerinde bulunan 14 adet yazıttan en eskisi 1533 tarihli olup restorasyon çalışmalarını belgelemektedir. Kilise, geçirdiği birçok tarihi onarımın ardından günümüzdeki halini 2004-2005 yılları arasında tamamlanan restorasyon çalışmaları ile almıştır.
Mimari Yapı ve Avlu Tasarımı
Geç Roma dönemine tarihlenen bir kapısı ile Bizans döneminden kalan mihrap üzeri süsleme kalıntılarına sahip olan kilise, iki avlulu bir plana sahiptir. İlk ve esas avluya dış kapıdan girilmekte olup doğusunda kilise binası, kuzey ve güneyinde lojman olarak kullanılan yapılar, batısında ise giriş kapısı, küçük bir bahçe ve süs havuzu yer alır. Bu avlunun güneydoğusundan geçilen ikinci avlu ise kilisenin bahçesi olarak kullanılmakta olup içinde yapısal veya bitkisel başka bir unsur barındırmamaktadır. Yapının zemin döşemesinde ise ince yonu bazalt taşlar kullanılarak ızgara şeklinde bir yerleşim düzeni oluşturulmuştur.
Yapım Teknikleri ve Duvar Yapısı
Yapının inşasında bölgeye özgü sert bazalt taşı ana malzeme olarak kullanılırken, kireç taşı, mermer ve tuğla malzemeler de estetik ve statik amaçlarla tercih edilmiştir. Kilise duvarlarında Erken Bizans mimari geleneğini yansıtan üç sıralı tuğla hatıllar dikkat çeker. Kareye yakın merkezi planlı naos bölümünün duvar örgüsünde bazalt ve tuğla hiyerarşik olarak kullanılırken, apsis duvarları kireç taşı ve mermerle zenginleştirilmiştir. Düşey taşıyıcı sistemi oluşturan sekiz adet ayaktan altısı dış duvarlarla bütünleşmiş, ikisi apsis ayrımında konumlanmıştır. Girişte yer alan mermer sütunlar bazalt beşik kemerleri taşırken, mermer malzeme ise yazıtlar ve mullion (orta dikme) taşları gibi daha nitelikli detaylarda tercih edilmiştir.
İleri Mühendislik Çözümleri ve Kubbe Mimarisi
Kilisenin en dikkat çekici mühendislik başarısı, naos bölümünün üzerini örten 10.23 metre çapındaki tuğla kubbesidir. Ağırlığı hafifletmek amacıyla tuğla malzemeden inşa edilen bu büyük kubbe, pandantifler vasıtasıyla sekiz adet bazalt ayak üzerine oturan bir kasnak sistemiyle taşınır. Çift cidarlı (iki katmanlı) bir yapıya sahip olan kubbede, duvar bünyesinde yer alan içten bağlantılı geçiş koridoru hem ağırlığı hafifletmekte hem de statik mukavemeti artırmaktadır.