Bizans'tan Günümüze Ulaşan Köklü Bir Sahil İlçesi
Maltepe, İstanbul ilinin Anadolu Yakası'nda Marmara Denizi'ne kıyısı olan tarihi ve köklü bir ilçedir. Kadıköy, Kartal, Sancaktepe ve Ataşehir ilçeleriyle komşu olan Maltepe, nüfus bakımından İstanbul'un dokuzuncu, Anadolu Yakası'nın ise dördüncü büyük ilçesi konumunda yer alır. Maltepe adı; höyük veya tümülüs gibi içinde hazine, define ya da küp dolusu altınların yığıldığı tepe anlamına gelmektedir. Kocaeli Yarımadası'nın Türkler tarafından fethinden sonra, Dragos ile ilgili efsanelere dayanılarak bölgeye bu isim verilmiştir.
Bizans İmparatorluğu Dönemi ve Bryas Sarayı
Maltepe'deki yerleşimin tarihi Bizans İmparatorluğu dönemine kadar izlenebilmektedir. O devirlerde adının Bryas veya Latince adıyla Urias olduğu söylenmekte, Bizans kaynaklarında ise bölge Pelekanon olarak anılmaktadır. Küçükyalı'da yer alan eski Akduman Pınarı yakınlarındaki Bryas Sarayı harabeleri, ilçenin en eski izlerini oluşturmaktadır. Bu sarayın inşası fikri, 829-842 yılları arasında Bizans İmparatoru Theophiles'in Abbasi elçiliğini yürüten Synkellos İoannes Grammatikos'a ait olup, yapı mimar Patrice tarafından inşa edilmiştir. Bryas adının, su yollarından dolayı kaynaklar anlamına gelen vrisis sözcüğünden türediği iddia edilmektedir.
Dini Yapılar ve Manastırlar
Bizans döneminde küçük bir sahil köyü görünümünde olan Maltepe, çevresinde barındırdığı manastırlarla dini açıdan da önemli bir geçiş noktası olmuştur. Dönemin ünlü din adamlarından Aziz Euksentios'un bu yollardan birçok defa geçtiği ve MS 451 yılında Khalkedon Konsili'ne katılmak üzere çıktığı yolculukta bölgedeki manastırları ziyaret ettiği bilinmektedir. Başıbüyük köyü ile Caddebostan arasında uzanan bu manastırlardan biri de Ioannes Prodromos Manastırı'dır.
Osmanlı Ordusunun İkinci Durağı ve Tarihi Gelişim
Osmanlı İmparatorluğu döneminde Orhan Gazi'nin komutanları Akça Koca, Konur Alp ve Gazi Abdurrahman tarafından Türk egemenliğine katılan Maltepe, İstanbul'un fethinin ardından stratejik bir öneme kavuşmuştur. Bağdat yolu üzerinde yer alması sebebiyle Osmanlı ordusunun Üsküdar'dan sonraki ikinci durak yeri ve ordugahı olmuştur. Fatih Sultan Mehmet'in 300.000 kişilik ordusuyla sefere çıktığı sırada, bazı Osmanlı kayıtlarına göre Maltepe sınırlarında yer alan Hünkar Çayırı'nda (Tekfur Çayırı) 3 Mayıs 1481 tarihinde vefat ettiği belirtilmektedir. Evliya Çelebi'nin ünlü eseri Seyahatname'nin 1. Cildinde de Fatih Sultan Mehmet'in Maltepe yakınlarında öldüğü ifade edilmektedir.
Kazasker Feyzullah Efendi'nin Katkıları
18. yüzyılda yaşamış olan Rumeli Kazaskeri ve Şeyhülislam Feyzullah Efendi'nin çabalarıyla Maltepe büyük bir gelişim göstererek yeni bir çehreye bürünmüştür. Feyzullah Efendi, Kayış Dağı memba suyunu toprak künklerle ilçeye taşımış ve günümüzdeki Feyzullah Camii'nin yanındaki asmalı kahvenin önünde bulunan tarihi çeşmeyi yaptırmıştır. Cumhuriyet döneminde yaşanan büyük yangında ise ilçedeki tüm ahşap evlerle birlikte Feyzullah Efendi Camii de yanmıştır.
Cumhuriyet Dönemi, Mübadele ve Modern Yapılaşma
Kurtuluş Savaşı'nın ardından Selanik, Drama, Kavala ve Serez yörelerinden Türkiye'ye mübadele ile gelen yaklaşık 1500 Türk göçmen Maltepe'ye yerleştirilmiştir. İlçenin gelişiminde büyük emeği bulunan Süreyya Paşa, günümüzde Süreyyapaşa Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi olarak hizmet veren tesisi Narlıdere Çiftliği adıyla inşa ettirmiştir. 1928 yılında belediye teşkilatı kurulan Maltepe'nin imar planı 1945 yılında yapılmış; yerleşim önce demiryolu hattı çevresinde, 1960 sonrasında ise E-5 karayolu üzerinde hızlı bir gelişim göstermiştir. Belediyenin logosundaki figür ise bir zamanlar denizin içinde bulunan ancak dolgu çalışmalarıyla karaya dahil olan tarihi Bakireler Anıtı'ndan esinlenerek tasarlanmıştır.