Lausus Sarayı (veya Lausos), Konstantinopolis'te yer alan ve 5. yüzyıldan günümüze ulaşan tarihi bir Bizans yapısıdır. II. Theodosius'un sarayında imparatorluk haremağası (saray nazırı) olarak görev yapan hadım Lausus'a ait olan bu görkemli yapı, hem dönemin mimari ihtişamını yansıtmakta hem de tarihin en değerli sanat koleksiyonlarından birine ev sahipliği yapmış olmasıyla bilinmektedir. Görevinde gösterdiği alçakgönüllülük, dindarlık ve hayırseverlikle tanınan Lausus, Kayserya piskoposu tarafından fakirlere şefkatli ve çok iyi mülklere sahip biri olarak tanımlanmıştır. Milattan sonra 420 yılında geldiği saray nazırlığı görevini yaklaşık iki yıl sonra kaybetse de, İskenderiyeli Cyril'in tavsiyesiyle on yıl veya daha fazla süre sonra bu pozisyonu ve servetini yeniden kazanmıştır.
Sarayın Muazzam Heykel Koleksiyonu
Lausus Sarayı, duvarlarında barındırdığı geniş kahramansı ve mitolojik heykel koleksiyonuyla Konstantinopolis'te büyük bir üne sahipti. Lausus, I. Theodosius'un hükümdarlığı sırasında yağmalanmış veya boşaltılmış doğu tapınaklarından topladığı eserlerle o dönem şehirdeki en geniş ve en çeşitli koleksiyonu oluşturmuştur. Koleksiyondaki pagan heykelleri dindar Hristiyanlar tarafından şikayet edilse de, bu eserler tamamen estetik ve tarihsel gerekçelerle ilk defa bu sarayda bir araya getirilerek sergilenmiştir. Koleksiyonun en nadide parçaları arasında MÖ 500 dolaylerinde Phidias tarafından oyulmuş ve Antik Dünyanın Yedi Harikasından biri olan Olympia'daki Zeus Heykeli ile Praxiteles'in ünlü Knidos Afroditi yer alıyordu. Ayrıca Samoslu Hera, Lindoslu Athena, Eros ve Kairos heykelleri de bu zengin koleksiyonun birer parçasıydı. Lausus bu heykelleri belirli bir düzenle sergiliyor; Zeus heykeli salonun uzak bir apsisinde Eros ve Kairos ile dururken, bir duvar tanrıçalara, diğer duvar ise hayvan figürlerine ayrılıyordu.
Sarayın Mimarisi ve Konumu
Lausus Sarayı'nın kesin konumu tartışmalı olsa da, Hipodrom'un batı yanı başında bir kubbe ile dışarı açıldığı ve Antiochos Sarayı'na bitişik olduğu genellikle kabul edilmektedir. Yapı, Augustaion Meydanı'ndan başlayıp Altınkapı'ya (Chryseia Pyle / Porta Aurea) kadar uzanan şehrin protokol yolu olan Mese caddesine oldukça yakındır. Bugün sarayın bulunduğu kabul edilen alanın hemen aşağısında Binbirdirek Sarnıcı yer almaktadır. Bizans mimarisinin izlerini taşıyan yapının kazılarda ortaya çıkarılan bazı kısımları ile Antiochos Sarayı'nın harabeleri günümüzde hala durmaktadır. Ayrıca Lausus Sarayı'nın Hipodrom'un batı yanına açılan kubbesinin taş dolguları da günümüze kadar ulaşmayı başarmıştır.
475 Yılındaki Büyük Yangın ve Küller
Sarayın ve içindeki paha biçilemez sanat koleksiyonunun sonu, Lausus'un ölümünden çok sonra gerçekleşen büyük bir afetle gelmiştir. Tarihçi İoannis Zonaras ve Cedrenus'un aktardığı bilgilere göre, 475 yılında Konstantinopolis'te yaşanan büyük bir yangın felaketi, Lausus Sarayı'nı ve barındırdığı tüm başyapıtları tamamen yok etmiştir. Yangın Mese caddesinin iki yanındaki revakları kül etmiş, Forum Konstantin'e kadar genişlemiş ve Knidos Afroditi, Samoslu Hera ile Lindoslu Athena gibi ünlü antik heykellerin tamamını yok ederek geriye sadece harabeler bırakmıştır.