Kortejo ve Aile Evleri'nin Tarihsel Kökeni
Kortejo veya Yahudhane, geçmişte Yahudilerin bir arada oturdukları evlerin veya ev topluluklarının genel adıdır. Bu yapılar, 1492 yılında İspanya'dan göç eden Sefarad Yahudileri'nin kendilerine özgü yaşam ve mimari anlayışlarıyla şekillenmiştir. Kendi dilleri olan Ladino ve Judeo İspayo'da avlu anlamına gelen "kortijo" kelimesinden türeyen bu yapıların örneklerine, İzmir'in Anafartalar Caddesi'nin Tilkilik tarafında kalan bölümünde rastlamak mümkündür. Kortejolar, 17. yüzyıldan itibaren kent nüfusunun artmasına paralel olarak büyük yangınlarla sarsılan İzmir'de, hem ucuz konut sorununu çözmek hem de hayatın zorluklarına karşı birlikte göğüs gerebilmek amacıyla inşa edilmiştir.
Ortak Yaşam Alanları ve Mimari Özellikler
Deprem, yangın ve sel gibi can ile mal kaybıyla sonlanan felaketlerin yaşandığı İzmir'de, evsiz kalan veya ekonomik durumları iyi olmayan yoksul Yahudi aileler, avluya bakan tek göz odalarda toplu olarak yaşamışlardır. Avlu, mutfak ve tuvaletlerin ortak kullanıldığı bu alanlar, daha çok insanın barınabilmesi amacıyla eski İzmir hanlarının mimarisine benzer şekilde geliştirilmiştir. Kortejoların içerisinde kuyu, tulumba ve çeşme gibi su kaynakları bulunmakta olup, mimari yapıları zaman içerisinde ahşap, kerpiç ve kâgir yapılara dönüşmüştür. Emniyet ve güvenlik ihtiyacı nedeniyle kapıları geceleri belli bir saatte kapatılan kortejoların anahtarları odacı başına teslim edilir ve acil bir durum yaşandığında kapı odabaşı tarafından açılırdı. Kortejo sakinlerinden erkekler günübirlik işlerde çalışırken, kadınlar ise evlere günlük çamaşır ve temizlik işlerine giderlerdi.
Göç Dalgaları ve "Aile Evleri" Dönemi
Filistin'e 1930'lu yıllardan itibaren başlayan Yahudi göçü, 1939-1945 yılları arasında yürütülen "Genç Aliya" uygulaması ile genç neslin gönderilmesiyle devam etmiştir. İzmir'deki Bikur Holim Sinagogu, Aşkanazi Cemaati tarafından yürütülen Aliya hazırlık derslerine tahsis edilmiştir. Kortejolarda sefalet içinde yaşam mücadelesi veren yoksul aileler için bu göç tek kurtuluş yolu haline gelmiştir. 1922 yılında 55.000'e ulaşan İzmir Yahudi Cemaati nüfusu; Batı ülkelerine, Güney Amerika'ya ve 1948 yılında İsrail Devleti kurulduktan sonra İsrail'e yapılan göçler nedeniyle 25 yıl içinde büyük ölçüde azalmıştır. Varlıklı kesimin gitmediği bu göç dalgası sonrası boşalan odalara 1948 yılından itibaren Anadolu'dan göçle gelen aileler yerleşmiş ve bu yaşam alanları bundan sonra "Aile Evleri" olarak adlandırılmıştır.
Günümüzdeki Durum ve Kültürel Mirasın Kaybı
Kırsal kesimden gelen ailelerin yerleşmesiyle birlikte kortejoların eski kültürel dokusu değişmiş; zamanla güvenlik, temizlik, dostluk ve komşuluk ilişkileri son bulmuştur. Günümüzde son kalan Aile Evleri yine kentin en yoksul kesimlerini, kimsesizleri ve ülkelerinden kaçan mültecileri barındırmaktadır. Yapıların bir kısmı tamamen metruk ve sahipsiz kalırken, bir kısmı iş hanı veya otel olarak işletilmekte; bazıları ise Afrika kökenli insanların kaldığı ucuz pansiyonlara veya otopark alanlarına dönüştürülmektedir. Yakın tarihe kadar bünyesinde Yahudi fırınları, taze boyoz kokuları, havralar ve hamamlar barındıran bu tarihi yapılar, bugün estetik ve mimari açıdan son derece kötü durumdadır ve her yağmurla birlikte eriyerek yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır.