Aspendos'un Tarihi Geçidi: Köprüpazar Köprüsü
Antalya'nın tarihi zenginliklerle dolu topraklarında, Aspendos yakınlarında yükselen Köprüpazar Köprüsü, antik çağlardan Selçuklu dönemine uzanan görkemli bir geçmişe sahiptir. Köprüçay (Eurymedon) nehri üzerinde kurulu olan bu eşsiz yapı, Roma döneminden kalma antik Eurymedon Köprüsü'nün temelleri üzerinde yükselmektedir. 13. yüzyılda Selçuklu Hanedanı tarafından yeniden inşa edilen köprü, günümüzde de ayakta kalarak iki farklı büyük medeniyetin mimari dehasını tek bir gövdede birleştirmektedir.
Roma Döneminin Mühendislik Harikası: Eurymedon Köprüsü
Köprünün ilk inşa evresi antik Roma dönemine uzanmaktadır. Arkeolojik araştırmalar ve bilgisayar ortamında gerçekleştirilen simülasyonlar, antik Roma köprüsünün yaklaşık 259,50 metre uzunluğunda, 9,44 metre genişliğinde ve 9 yuvarlak kemerli devasa bir yapı olduğunu göstermektedir. Nehir yatağındaki sütun temelleri ve kıyı rampalarından yola çıkılarak hesaplanan yüksekliği, bugünkü Selçuklu yapısından yaklaşık 4,1 metre daha fazladır. Yapımında gelişmiş antik mimari tekniklerin kullanıldığı köprüde, kanca ve halkalarla birbirine bağlanan 1,5 metre uzunluğunda demir ankraj çubukları ve Roma çimentosu (Opus Caementitium) tercih edilmiştir.
Tarihlendirme ve Antik Viyadük İlişkisi
Köprünün tarihsel kökeni, yakınlarında yer alan ve Aspendos'a su taşıyan Roma dönemi viyadükleri ile doğrudan bağlantılıdır. Köprünün dış duvarlarında, Aspendos viyadüğünün su hattından devşirilen 250 adet delikli taş kullanılmıştır. Bu tarihi su hattının milattan sonra 4. yüzyıla kadar aktif olarak kullanıldığı bilindiğinden, mevcut yapının bu dönemden önce inşa edilmiş olması mümkün görünmemektedir. Araştırmacılar, orijinal köprünün M.S. 363 yılında meydana gelen büyük bir depremde yıkıldığını ve kullanılamaz hale gelen viyadük taşlarının bu dönemdeki yeniden inşa faaliyetlerinde kullanıldığını tahmin etmektedir.
Selçuklu Dönemi İmzası: Özgün Zigzag Güzergâhı
Geç Roma döneminde deprem sebebiyle yıkıldığı düşünülen bu görkemli köprünün kalıntıları üzerinde, 13. yüzyılda Selçuklu Sultanı Alaeddin Keykubad (1219–1237) tarafından yeni bir köprü inşa edilmiştir. Selçuklu mimarları, inşaat sürecinde antik köprünün nehir yatağında kalan ayaklarından olabildiğince faydalanmışlardır. Ancak nehrin güçlü akıntısı nedeniyle yerinden kaymış olan bazı antik parçaların da temellere dahil edilmesi, köprünün tam nehir ortasındaki merkez sütun hizasında belirgin bir sapma yapmasına neden olmuştur. Bu sıra dışı zigzag güzergâh ve sivri kemer tasarımı, köprüye özgün Selçuklu karakterini kazandırmıştır.
Yapının Ebatları ve Devşirme Malzemeler
Selçuklu döneminde inşa edilen köprü, antik Roma yapısına kıyasla daha küçük ebatlarda tasarlanmıştır. Bu durum, eski köprünün sağlam kalan geniş temellerinin yeni köprü için avantajlı bir şekilde kullanılmasını sağlamıştır. Örneğin köprü genişliği antik döneme göre yarı yarıya daraltılarak inşa edilmiştir. Köprünün yapımında ana malzeme olarak kesme taşlar kullanılırken, rampa bölümlerinde Aspendos viyadüğünden kalan delikli taşlar üçüncü kez devşirilerek kullanılmıştır. Ayrıca 1990'lı yılların sonunda gerçekleştirilen restorasyon çalışmalarında yol kenarı duvarlarında Rumca ve Arapça yazılmış kitabeli taşların da kullanıldığı tespit edilmiştir.