Konya, Türkiye'nin gelişmiş sanayi ve kültür merkezlerinden biri olup, tarihi boyunca pek çok büyük medeniyete ev sahipliği yapmış önemli bir şehirdir. 1875 yılında kurulan Konya Belediyesi, 1987 yılında çıkarılan 3399 sayılı yasa gereğince büyükşehir statüsü kazanmıştır. Şehrin en önemli simgeleri arasında Mevlana Müzesi (Kubbe-i Hadrâ) ve çift başlı kartal yer alır. Konya, günümüzde de bu köklü tarihsel ve kültürel birikimini korumaktadır.
Konya İsminin Etimolojik Kökeni ve Efsaneleri
Şehrin isminin Hitit tabletlerinde geçen İkuwaniya kelimesinden türediği düşünülmektedir. Bizans döneminde kullanılan İconium adının da bu Hititçe kökenle benzerliği dikkat çekicidir. Bizans dönemi rivayetlerine göre ise kente musallat olan bir ejderhayı öldüren kahramana şükran ifadesi olarak dikilen ve üzerinde bu olayı anlatan resmin bulunduğu anıta verilen İkonion (kutsal tasvir) ismi, zamanla İcconium'a dönüşmüştür. Roma döneminde Claudiconium, Colonia Selie, Augusta İconium gibi adlar alan kent, Araplar tarafından Kuniya olarak adlandırılmış, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde ise günümüzdeki Konya ismini almıştır.
Tarih Öncesi Çağlardan Klasik Döneme Konya
Konya, Anadolu'daki en eski yerleşim merkezlerinden biridir. Şehrin merkezinde yer alan suni bir tepe olan Alâeddin Tepesi ve çevresinde yürütülen araştırmalar; Neolitik, Kalkolitik ve Erken Bronz çağlarına ait kültürel bulguları ortaya koymuştur. Kent merkezine 15 km mesafede bulunan Harmancık mahallesindeki Karahöyük ve Konya Ovası üzerinde yer alan Çatalhöyük, insanlık tarihinin en eski ve en gelişmiş Neolitik devir yerleşim merkezidir. Bu eşsiz tarihsel miras, 2012 yılında UNESCO Dünya Mirası listesine alınmıştır. Hititler döneminde Aşağı Ülke (Kur Şapliti) adıyla anılan bölge, Hatti diyarı ile başkent Tarhuntaşşa'nın ortasında yer almaktaydı. Hititlerin ardından Frigler (Kavania), Lidyalılar, Persler ve Büyük İskender'in egemenliğine giren kent, Roma ve Bizans dönemlerinde dini bir merkez kimliği kazanmış ve Aziz Paul tarafından da ziyaret edilmiştir.
Selçuklu ve Karamanoğulları Başkentliği
Malazgirt Savaşı'nın ardından Türklerin egemenliğine geçen Konya, 1076 yılında Kutalmışoğlu Süleyman Şah tarafından Anadolu Selçuklu Devleti'nin başkenti yapılmıştır. I. Haçlı Seferi sırasında başkentin İznik'ten taşınmasıyla 1097 yılından 1277 yılına kadar aralıksız olarak Selçuklu başkenti olmaya devam etmiştir. I. Alaeddin Keykubad devrinde muhkem surlarla çevrilen şehir, 45.000-50.000 civarında bir nüfusa ve cuma namazı kılınan yedi büyük camiye ev sahipliği yaparak Anadolu'nun en büyük kenti haline gelmiştir. Selçuklu devletinin yıkılış sürecinde, 1277 yılında Karamanoğlu Mehmet Bey tarafından ele geçirilerek Karamanoğulları Beyliği'nin başkenti yapılmış ve iki beylik arasında tam 16 kez el değiştirmiştir.
Osmanlı Dönemi ve Göç Dalgaları
Şehir, 1467 senesinde Fatih Sultan Mehmed'in fethiyle kalıcı olarak Osmanlı egemenliğine geçmiş, önce Karaman Eyaleti'nin ardından da Konya Vilayeti'nin merkezi olmuştur. Osmanlı-Rus Savaşı ve Balkan Harbi sonrasında zorunlu göçe maruz kalan yüz binlerce Müslüman Arnavut, Çerkes ve Boşnak kökenli muhacir, bölgenin tarıma elverişli toprakları sayesinde Konya ve çevresine iskân edilmiştir. Bu yerleşim süreci, kentin dini ve kültürel dokusunu daha da zenginleştirmiştir.
Konya'nın Eşsiz Yöresel Lezzetleri
Konya'nın köklü tarihi, yemek kültürüne de yansımıştır. Şehrin dünya çapında bilinen ve tadılması gereken en önemli yöresel yemekleri arasında fırın kebabı, etliekmek, bamya çorbası, Mevlana böreği, yağ somunu, tirit, Konya pilavı ve sac arası bulunmaktadır.