Konstantinopolis'in Tarihini Sarsan İlk Büyük Rus Akını
Konstantinopolis Kuşatması (860), Bizans İmparatorluğu ile Batı Avrupa kaynaklarında geniş bir yankı uyandıran ve Ruslar tarafından gerçekleştirilen en büyük askeri seferlerden biridir. Çağdaş ve sonraki dönem kaynakları arasındaki bazı tutarsızlıklar nedeniyle kuşatmanın detayları tam olarak aydınlatılamamış olsa da, Bizans'ın bu ani saldırıya tamamen hazırlıksız yakalandığı bilinmektedir. İmparatorluğun Anadolu'da Arap akınlarıyla uğraştığı ve kuzeyden gelecek bir Rus tehdidini öngöremediği bu dönemde yaşanan istila, başkentin banliyölerinde büyük bir yıkıma neden olmuştur.
Savunmasız Başkent ve Beklenmedik Saldırı
İmparator III. Mihail'in Haziran 860 başında Anadolu'ya Abbasiler üzerine sefere çıkmasıyla başkent askeri güçlerden yoksun kalmıştır. Üstelik Bizans Deniz donanmasının da Ege ve Akdeniz'de Araplar ve Normanlar ile savaş halinde olması, Karadeniz, İstanbul Boğazı ve Marmara Denizi kıyılarını tamamen savunmasız bırakmıştır. Fırsatı değerlendiren yaklaşık 200 gemilik Rus deniz filosu, 18 Haziran 860'ta gün batımında boğaza giriş yaparak Konstantinopolis banliyölerini yağmalamaya, evleri ateşe vermeye ve halkı katletmeye başlamıştır.
Marmara ve Adalar'daki Yıkım
Şehrin sur dışındaki varoşlarını talan eden Rus birlikleri, ardından Marmara Denizi'ne inerek o sırada eski patriğin sürgünde olduğu Adalar'ı ele geçirmiştir. Manastırları ve yerleşimleri yağmalayan saldırganlar, esir aldıkları insanları katlederek bölgede büyük bir dehşet saçmıştır. Bu çaresiz anlarda Patrik Fotios, halkı toplayarak Theotokos'a (Meryem Ana) şehri kurtarması için dualar etmiş, bu olay sonraki dönemlerde Konstantinopolis'in kurtuluşunun ilahi bir müdahaleye dayandırılması geleneğini doğurmuştur.
Kuşatmanın Sonucu ve Tarihsel Önemi
4 Ağustos 860 tarihine kadar süren bu yıkıcı istila, Rusların zaferi ve Bizanslıların onların yararına olan bir barış anlaşmasını imzalamasıyla sonuçlanmıştır. Patrik Fotios'un olaylara dair kaleme aldığı konuşmalar, Yunan kaynaklarında "Rus" (Rhos) adının geçtiği en eski yazılı belgeler olarak tarihe geçmiştir. Bizanslılar için gökyüzünden gelen ani bir şimşek etkisi yaratan bu kuşatma, kuzeydeki bu "bilinmeyen halkın" gücünü tüm imparatorluğa kanıtlamıştır.