Anadolu Platosunun Görkemli Demir Çağı Başkenti: Kerkenes
Yozgat ili Sorgun ilçesine bağlı Şahmuratlı köyü sınırlarında yer alan Kerkenes Dağı, Anadolu platosunun MÖ 600 yılı dolaylarındaki en geniş yerleşimlerinden biri olarak bilinmektedir. Kapadokya Ovası'nın kuzey ucunda konumlanan bu tarihi höyük, büyük olasılıkla ünlü tarihçi Herodot'un yazmalarında bahsettiği antik Pteria kentidir. Tek tabakalı bir Demir Çağı yerleşmesi olan kent, MÖ 7. yüzyılın sonlarında kurulmuş ve kısa ama son derece görkemli bir tarihe ev sahipliği yapmıştır.
Pteria Muharebesi ve Kentin Trajik Sonu
Kerkenes, MÖ 6. yüzyılın ortalarında Ahameniş İmparatorluğu Kralı Büyük Kiros ile Lidya Kralı Krezüs arasında MÖ 547 yılında yapılan Pteria Muharebesi'nin hemen ardından trajik bir yıkıma uğramıştır. Savaşın ardından Büyük Kiros tarafından yağmalanan ve yakılan kentin 7 km uzunluğundaki güçlü surları yıkılmış ve Herodot'un aktardığı bilgilere göre kent halkı köleleştirilmiştir. Bu büyük yangın ve yıkımın ardından kent tamamen terk edilmiş ve bir daha yerleşim görmemiştir.
Kerkenes Surları ve Görkemli Saray Kompleksi
Yaklaşık 2.5 kilometrekarelik bir alanı çevreleyen kent surları boyunca toplam 7 adet anıtsal sur kapısı bulunmaktadır. Bu kapılardan bugüne kadar yalnızca Kapadokya Kapısı olarak adlandırılan alan kazılmıştır. Kentin güney kesiminde, çevreye hakim konumda stratejik bir saray yapısı ortaya çıkarılmıştır. Girişindeki taş döşeli alanda büyük bir sütunlu salon ile iki kule yer alan bu sarayın önünde yapay bir havuz bulunmaktadır. Yangın sırasında kule yapımında kullanılan tomrukların yüksek ısısıyla granit blokların camlaştığı, kum taşı blokların ise eridiği saptanmıştır. Saray kalıntılarında kabartmalı heykel parçaları, bir insan heykelinin büyük bölümü ve Frigce yazıtlar gün yüzüne çıkarılmıştır.
Arkeolojik Keşifler ve Gizemli Yapılar
Keykavus Kale (Akropol) bölgesinin güneybatı kesiminin aşağısında, Kapadokya Kapısı'nın karşısında konumlanan ve at ahırları olduğu düşünülen birbirine paralel iki uzun yapı keşfedilmiştir. Çatı genişlikleri yaklaşık 20 metreyi bulan bu yapıların, bölgenin yoğun kar yağışı alması sebebiyle en az 40 derecelik eğime sahip saz damlarla örtülü olduğu, çatının 8 metre, yapıların ise 12 metre yüksekliğe ulaştığı öngörülmektedir. Aşağı kentte yapılan yüzey araştırmalarında ise düzenli sokaklar, mahalleler, açık alanlar, karmaşık bir su şebekesi ve merkezde megaron planlı iki adet kamu binası saptanmıştır. İlk olarak 19. yüzyıl sonunda J. G. Anderson tarafından belgelenen antik kentteki kazı çalışmaları günümüzde de sürdürülmektedir.