Dicle Kıyısında Tarihe Açılan Pencere: Kavuşan Höyük
Diyarbakır ili Bismil ilçesinin 10 km güneydoğusunda konumlanan Kavuşan Höyük, Şeyhan Deresi ile Dicle'nin birleştiği bölgenin hemen doğusunda yer alır. Dicle kıyısından yaklaşık 65-70 metre güneydoğuda bulunan höyük, 175 x 75 metre boyutlarındadır. Höyüğün kuzey kesimindeki yüksekliği 8 metreyi bulurken, güney kesiminde bu yükseklik 2 metre civarındadır. Kuzey yarısı zaman içinde Dicle tarafından aşındırılmış, güney yamaçları ise Şeyhan Deresi'nin alüvyonlarıyla örtülmüştür. Yaklaşık 1,5 hektarlık bir alana yayılan höyük, yüzeyinde gerçekleştirilen yaygın tarım faaliyetleri nedeniyle tahrip olmuştur.
Kazıların Tarihçesi ve Araştırmalar
Kavuşan Höyük ilk kez 1988 yılı ve sonrasında Guillermo Algaze ve ekibi tarafından gerçekleştirilen yüzey araştırmaları sırasında saptanarak belgelenmiştir. ODTÜ TAÇDAM'ın yürüttüğü kurtarma projesi kapsamında, bölgedeki arkeolojik mirası kurtarmak amacıyla 2000 yılında kazı kararı alınmıştır. Ege Üniversitesi Arkeoloji Bölümü'nden Prof. Dr. Gülriz Kozbe başkanlığında 2001 yılında başlatılan kurtarma kazıları, 2005 yılından sonra Diyarbakır Arkeoloji Müzesi başkanlığında yine Kozbe'nin katılımıyla sürdürülmüştür.
Binlerce Yıllık Kesintisiz İskan ve Tabakalanma
Yapılan kazılar, Kavuşan Höyük'teki ilk yerleşimin Erken Kalkolitik Çağ'da başladığını ortaya koymaktadır. Bu ilk evrelere ait mimari kalıntılara henüz ulaşılamamış olsa da döneme tarihlenen çanak çömlek ve çakmak taşı aletler ele geçirilmiştir. Höyükte tespit edilen dokuz ana tabaka şunlardır:
I. Tabaka: Yakın Çağ İslam mezarlığı (19. yüzyıl sonu - 20. yüzyıl)
II. Tabaka: Orta Çağ (12-14. yüzyıl)
III. Tabaka: Helenistik Çağ (MÖ 4. yüzyıl son çeyreği - MÖ 3. yüzyıl)
IV. Tabaka: Post-Assur Dönemi (Geç Demir Çağı, MÖ 7. yüzyıl sonu - 4. yüzyıl son çeyreği)
V. Tabaka: Yeni Assur Dönemi (MÖ 9. yüzyıl - 7. yüzyıl sonu)
VI. Tabaka: Erken Demir Çağı (MÖ 11. yüzyıl - 9. yüzyıl)
VII. Tabaka: Mitanni - Orta Assur Dönemi (Geç Tunç Çağı, MÖ 14. yüzyıl - 11. yüzyıl)
VIII. Tabaka: Erken Tunç Çağı sonu - Orta Tunç Çağı (MÖ 3. binyıl sonu - 2. binyıl ilk yarısı)
IX. Tabaka: Erken Tunç Çağı IV (MÖ 3. binyıl sonları - 2. binyıl yarısı)
Yerleşim her ne kadar Orta Çağ içerisinde terk edilmiş olsa da höyükte İslami Dönem'e kadar uzanan mezarlık bulguları mevcuttur.
Sosyal Yaşam, İnançlar ve Günlük Hayatın İzleri
Yeni Assur Dönemi'ne tarihlenen tabakalarda günlük yaşama dair çok önemli bulgular elde edilmiştir. Sıkıştırılmış çamurdan yapılmış tabanlar, dibek taşı, silo ve tandır kalıntıları, bu alanın tahılların işlenerek günlük ekmek üretildiği faaliyet alanı olduğunu göstermektedir. Ayrıca yerleşimde bulunan orantısız miktardaki ağırşak sayısı, dokumacılığın buradaki en önemli geçim kaynağı olduğunu ve ürünlerin çevre yerleşimlere pazarlandığını düşündürmektedir. Dönemin en dikkat çekici mimari ögelerinden biri de kireç sıvalı şarap dinlendirme kuyusudur. Bu yapının günümüz Mardin Sürgücü'ndeki pekmez çukurları ve Süryani köylerindeki kuyularla benzerlik göstermesi dikkat çekicidir.
Zengin Gömü Gelenekleri ve Mezarlar
Höyükte Yeni Assur Dönemi'ne ait kremasyon (23 adet), basit toprak (15 adet) ve çömlek içi (5 adet) olmak üzere üç farklı gömü geleneği saptanmıştır. Mezarlarda kemik ve taştan boncuklar, yüzükler ve bilezikler bulunmuş olup, gömüt hediyelerinin yalnızca çocuk mezarlarına bırakılması dikkat çeker. En zengin mezar hediyelerinden biri, bir çocuğa ait kremasyon mezarda bulunan altın küpe, tunç-altın karışımı küpe, tunç bilezik ve MÖ 13-12. yüzyıllara yani Hitit İmparatorluk Çağı'na tarihlenen bir damga mühürdür.
Orta Tunç Çağı'na Ait Büyük Yapı
Orta Tunç Çağı mimari tabakalarındaki en önemli yapı, muhtemelen iki katlı ve depolama alanı bulunan geniş bir binadır. Bu yapının büyük bir yangın geçirdiği; yanmış çanak çömlekler, ahşap malzemeler, kerpiç bloklar ve tabana yayılmış kömürleşmiş tahıl, mercimek, bezelye ile üzüm tohumu kalıntılarından anlaşılmaktadır. Bu yapının, geniş topraklara hükmeden bir toprak sahibine ait olduğu tahmin edilmektedir.