Kars'ın Tarihi ve Kültürel Önemi
Doğu Anadolu Bölgesi'nin Erzurum - Kars Bölümü'nde yer alan Kars, geçmişte Bagratlı Krallığı'na ve Cenub-u Garbi Kafkas Hükûmeti'ne (Güneybatı Kafkasya Cumhuriyeti) başkentlik yapmış tarihi bir sınır şehridir. Türkiye'de herhangi bir ülkeye başkentlik yapmış ender yerleşim yerlerinden biri olan bu kadim kent, çeşitli etnisitelerin bir arada yaşadığı son derece zengin ve kozmopolit bir kültürel yapıya sahiptir. Kültür ve Turizm Bakanlığının Türkiye Turizm Stratejisi kapsamında 'Kültür Turizmi Geliştirilecek Marka Kentler' arasına ilan ettiği 15 il merkezinden biri olan Kars, Kafkasya'ya açılan kapı konumu ve Kafkas Üniversitesi ile bölgenin en dinamik öğrenci kentlerinden biridir.
Coğrafi Konum ve Eşsiz Doğası
Denizden yüksekliği yaklaşık 1.750 metre olan Kars, Türkiye'nin en yüksek rakımlı il merkezleri arasında yer alır. Şehir arazisinin büyük bölümü akarsu vadileriyle yer yer parçalanan ve dalgalı düzlüklerden oluşan yaylalardan meydana gelmektedir. Merkez ilçe sınırları içerisinde Allahuekber Dağları, Kısır Dağı, Akbaba Dağı, Aladağ ve Aşağıdağ gibi bölgenin en önemli yükseltilerinin bir kısmı konumlanmıştır. Şehrin güneybatısından geçen Kars Çayı, kentin üzerinde kurulduğu ovanın can damarı niteliğindedir. Serhat şehri Kars; kuzeyinde Susuz, Arpaçay ve Akyaka, doğusunda Ermenistan, güneyinde Digor ve Kağızman, batısında ise Selim ve Erzurum sınırlarıyla çevrilidir.
Sert İklim Şartları ve Zengin Bozkır Florası
Kars'ta son derece sert bir karasal iklim egemendir. Yüksek ve denizden sıradağlarla ayrılmış coğrafyası nedeniyle kışları kurak ve dondurucu geçerken, yaz ayları ise yağışlıdır. Kış aylarında sıcaklıkların zaman zaman -39 °C'ye kadar düştüğü şehirde, don vakalarına sıklıkla rastlanmakta ve karla kaplı gün sayısı ortalama 120 günü aşmaktadır. Sanayinin yeterince gelişmemiş olması sayesinde toprak ve su kirliliğinin pek yaşanmadığı yöre, önemli ekolojik sistemlerden sayılan plato ve dağ çayırlarına ev sahipliği yapar. Bölgede 1250'ye yakın tohumlu bitki doğal olarak yetişirken, bunlardan 100 tanesi dünyada sadece bu yöreye özgü endemik bitkilerdir; lathyrus karsianus, festuka karsiana, allium karsianum, caucalis karsianum ve nonea karsensis bunlardan bazılarıdır. Baharda açan kardelenlerin yanı sıra yerel halk tarafından toplanıp kaynatılarak ya da doğrudan yenilen koşkoz (koşkoz yumruları), topuz dikeni, evelik ve aş otu gibi bitkiler kentin zengin florasını yansıtır.
Etimolojik Kökeni ve Tarih Öncesi Dönemler
Kars isminin kökeni hakkında çeşitli tarihi araştırmalar mevcuttur. Kâşgarlı Mahmud eserlerinde 'Kars' kelimesinin deve veya koyun yününden yapılan elbise ile bozkır tilkisi (karsak) derisinden yapılan kürk anlamına geldiğini belirtir. Bir diğer görüşe göre isim MÖ 130-127 yılları arasında Kafkasya'dan gelen Ön Bulgarların Karsak Oymağı'ndan gelse de bu önerme akademik literatürde genel kabul görmemiştir. 9. yüzyılda 'Vanand' olarak bilinen bölge, MS 928-961 yılları arasında başkentlik yaptığı dönemde Ermenice 'Ghars' veya 'Kars' olarak adlandırılmıştır. Ayrıca ismin Gürcücede 'kapı kenti' anlamına gelen 'Kariskalaki' kelimesinden türediği de söylenmektedir. Bölgedeki insanlık tarihi Alt Paleolitik Döneme kadar uzanmaktadır; Tombultepe'de bulunan şölyen-aşölyen el baltaları, Borluk Vadisi'ndeki musteryen araçlar ve Camışlı Köyü duvarlarında yer alan dağ keçisi ile geyik resimleri bu köklü geçmişin en önemli kanıtlarıdır.