Kalkedon ve Tarihi Önemi
Kalkedon, günümüzde İstanbul şehri içerisinde kalan Kadıköy ilçesinin merkezini oluşturan, tarih boyunca büyük öneme sahip olmuş antik bir yerleşim yeridir. Tarihte Konstantinopolis'e yakınlığıyla bilinen ve Anadolu Yakası'nda konumlanan bu şanlı bölge, Hristiyanlık tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri olan Dördüncü Ekümenik Konsil'e ev sahipliği yapmıştır. 451 yılında, 8 Ekim'de başlayıp 1 Kasım'da sonlanan bu tarihi zirve, günümüzde Hristiyan dünyasının teolojik temellerinin şekillendiği yer olarak anılmaktadır.
Kalkedon Konsili ve Teolojik Gelişmeler
Doğu Roma İmparatoru Markiyanus ve İmparatoriçe Pulçeriya tarafından toplanan bu şanlı konsey, kadim kiliseye ve İznik İman İkrarı'na tamamen sadık kalmak ve ortaya atılan heretik fikir akımlarının önüne geçmek amacıyla toplanmıştır. Toplam 630 piskoposun katılımıyla 7 Ekümenik Konsil arasında en büyüğü olan bu konsey, Anadolu Yakası'nda Konstantinopolis'e yakın bir yerleşim yeri olan Kalkedon'da (Kadıköy) yapılmıştır. Konsilde, Eutyches'in Monofizitizm doktrini reddedilmiş ve İsa'nın hem tam anlamıyla insan hem de tam anlamıyla ilâh olduğunu tanımlayan 'Kalkedon Amentüsü' ortaya atılmıştır.
Hipostatik Birlik ve İnanç Esasları
Konsil, 431 yılında toplanan Birinci Efes Konsili'nde İskenderiye Patriği Aziz Kiril'in belirttiği, Mesih'in ilahi ve fani doğalarının 'hipostatik birliği' hakkındaki öğretisini savunmuştur. Kalkedon Amentüsü'ne göre Nasıralı İsa; değişmeden, karışıklık olmadan, bölünmeden, ayrılmadan birleşmiş iki tabiatta (insan ve ilahi) tek bir kişi ve bir hipostazdır. İsa, tanrısal doğası itibarıyla Baba Tanrı ve Kutsal Ruh ile 'tek özden' (homoousios) iken, insani doğası itibarıyla günahlar hariç tüm insanlarla 'tek özden' kabul edilmiş ve O'nu dünyaya getiren Meryem Ana'nın da 'Tanrıdoğuran' (Validetullah) unvanı yeniden teyit edilmiştir.
Konsilin Sonuçları ve Bölünmeler
İsa'da hem insani hem de tanrısal özelliklerin bulunduğunu, çarmıhta acı çekenin İsa'nın sadece insani doğası olduğunu ve bu acının tanrısal doğaya dokunmadığını ilan eden konsil kararları, diofizit görüşe yakın bir duruş sergilemiştir. Bu kararlara itiraz eden monofizit piskoposlar ise ana kiliseden ayrılarak kendi bağımsız kiliselerini kurmuşlardır. Günümüzde İstanbul'un Kadıköy ilçesinin merkezini oluşturan bu antik bölge, Hristiyanlık tarihindeki bu büyük inanç bölünmesinin ve tarihi konsilin gerçekleştiği merkez olarak son derece büyük bir öneme sahiptir.