Kalkedon (veya antik çağlardaki isimleriyle Chalcedon / Calchedon), Anadolu'nun Bitinya bölgesinde deniz kıyısında yer alan son derece köklü bir antik kenttir. Byzantion'un hemen karşısında, Scutari'nin (günümüz Üsküdar) güneyinde konumlanan bu tarihi yerleşim, günümüzde İstanbul'un Kadıköy ilçesine denk gelmektedir. Adı antik sikkelerde ve Herodot'un Tarih, Ksenofon'un Hellenika ile Arrian'ın Anabasis eserlerinde geçen kentten günümüze ulaşan kalıntılar Haydarpaşa Garı'nın arkasında kalmaktadır. Altıyol ve çevresindeki kazı alanlarında ele geçen eserler ise İstanbul Arkeoloji Müzesi'nde sergilenmektedir.

Megara Kolonisi ve "Körler Ülkesi" Efsanesi
MÖ 685'te Attika'daki Megara'dan gelen Yunan göçmenler, Byzantion'dan on yedi yıl önce Kalkedon yerleşimini kurmuşlardır. Kurucuların, tarihi yarımada (Sarayburnu) kıyılarındaki Lygos ve Semistra gibi elverişli alanlar yerine burayı tercih etmeleri nedeniyle kent "Körler Şehri" (Caecorum Oppidum) olarak anılmıştır. Pers generali Megabazos, burayı seçenlerin kör olması gerektiğini söylemiş; Strabon ve Plinius ise Apollon kâhininin MÖ 657'de Bizantion'u kuracak olanlara "körlerin karşısına" şehir kurmalarını buyurduğunu aktarmıştır. İlk adı Procerastis olan kent, daha sonra Colpusa adını taşımıştır. Ticaretin gelişmesiyle zenginleşen kentte, bünyesinde kahin barındıran ünlü Apollon Tapınağı gibi birçok tapınak inşa edilmiştir.

Savaşlar, Kuşatmalar ve Roma Dönemi
Kalkedon, kuruluş dönemlerinde Bizantion ile benzer bir kaderi paylaşarak Pers satrabı Otanis tarafından ele geçirilmiş, ardından Sparta ile Atina arasında el değiştirmiştir. MÖ 512'de Pers kralı Darius'un Trakya'ya geçmek için inşa ettirdiği yüzen köprü Kalkedon'dan uzanmıştır. Kent, daha sonra Bitinya Krallığı'nın parçası olmuş ve MÖ 74'te Kral Nikomidis'in vasiyetiyle Roma egemenliğine girmiştir. Roma döneminde Mithridates'in saldırısıyla kısmen tahrip olan kentte Bithynia valisi Cotta sığınmış, ancak yaşanan çatışmalarda 3 bin kişi öldürülmüş ve 60 gemi ele geçirilmiştir. İmparatorluk döneminde toparlanarak "özgür şehir" statüsü kazanan kent, 3. yüzyılda Valerianus ve Gallienus döneminde saldıran İskitlerin baskınlarına uğramıştır.

Bizans, Osmanlı ve Hristiyanlık Tarihi
Konstantinopolis'e yakınlığı sebebiyle önce Bizanslılar, ardından Osmanlılar tarafından anıtsal yapılarda kullanılmak üzere bir taş ocağı gibi kullanılan Kalkedon, doğudan gelen kuşatmaların hedefi olmuştur. MS 361'de Julian Apostata'nın mahkemesi burada kurulmuş; MS 451'de toplanan Kalkedon Konsili (Dördüncü Ekümenik Konsil) ise İsa'nın insani ve ilahi doğasını tanımlayarak Oryantal Ortodoks kiliselerinin bölünmesine yol açmıştır. Erken dönem piskoposluk merkezi olan kent; Azize Eufemia ile Persli Aziz Sabel gibi Hristiyan şehitleri ve Kalkedonlu Nicetas, Aziz Adrian, Aziz Yuhanna ile Aziz Kosmas gibi din adamlarıyla anılır. Orhan Gazi döneminde kesin olarak Osmanlı egemenliğine giren antik kent, köklü inanç ve kültür tarihinin izlerini günümüze kadar taşımaktadır.
