İstanbul'un Kadıköy ilçesinin Fenerbahçe mahallesinde yer alan Fenerbahçe Camii, cumhuriyet dönemi İstanbul cami mimarisinin örneklerinden biridir. Teknik detaylarına bakıldığında tek kubbe ve tek minare ile inşa edilmiş olan ibadethane, günümüzde etkin olarak hizmet vermeye devam etmektedir.
Arazinin Geçmişi ve Vapurci Ailesi
Caminin üzerinde bulunduğu arsa, geçmiş yıllarda konut olarak kullanılan bir köşke ev sahipliği yapmaktaydı. Bu köşk, 1949 yılında Ernestuğ Vapurci isimli bir Rum vatandaş tarafından satın alınmıştır. Ernestuğ Vapurci'nin 1971'deki ölümünün ardından kardeşleri olan Fener Patriği Maksimos Vapurci ve Yani Vapurci'ye miras kalan köşk, onların vefatından sonra Kornilla Vapurci'ye geçmiştir. Kornilla Vapurci ise 1982 yılında mirasçılık belgesi düzenleyerek köşkü evlat edindiği Yunan kökenli Türk vatandaşı Stamatis Papamanolaki'ye devretmiştir.
Devlete Geçiş ve Caminin Yapılışı
Devir işleminin ardından hazine, Bakanlar Kurulu'nun 1964 yılında çıkardığı Rumların Türkiye'de mal edinmesini engelleyen karara dayanarak Kadıköy 3. Sulh Hukuk Mahkemesinde veraset ilamının iptali talebiyle dava açmıştır. Mahkemenin iptal kararı vermesiyle köşk ve arazi devlet mülkiyetine geçmiş; ardından 1986 yılında köşk yıkılarak yerine Fenerbahçe Camii inşa edilmiştir.
Mülkiyet Davaları ve Karşılıklılık İlkesi
Stamatis Papamanolaki, 2008 yılında Kadıköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açarak taşınmazın kendi adına tescil edilmesini istemiştir. Yerel mahkeme talebi haklı bulsa da dava Yargıtay 3. Hukuk Dairesi ve Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna taşınmıştır. Türkiye ile Yunanistan arasında mal edinimi konusunda mütekabiliyetin (karşılıklılığın) bulunduğunun resmi makamlarca bildirilmesi üzerine mahkeme, tapunun Papamanolaki adına tesciline karar vermiştir. Hak sahibi Papamanolaki, caminin kutsal olduğunu belirterek, taşınmazın bedeli karşılığında gayrimenkulü hazineye devredebileceğini ifade etmiştir.