İki Kıtanın Buluştuğu Eşsiz Metropol
İstanbul, Türkiye'nin ekonomik, kültürel ve tarihî merkezini oluşturan en kalabalık şehridir. 15 milyonu aşan nüfusuyla ülke nüfusunun yaklaşık %18'ine ev sahipliği yapan bu dev metropol, Avrupa'nın ve dünyanın nüfus bakımından en kalabalık şehirleri arasında yer alır. Kuzeybatı Türkiye'de, Marmara Denizi ile Karadeniz arasında yer alan ve dünyanın en işlek su yollarından biri olan İstanbul Boğazı boyunca uzanan şehir, iki kıtada birden yer alan eşsiz bir coğrafi yapıya sahiptir. Şehir nüfusunun yaklaşık üçte ikisi Avrupa Yakası'nda (Rumeli Yakası), geri kalanı ise Anadolu Yakası'nda (Asya Yakası) yaşamaktadır. İstanbul ili ile sınırları örtüşen bu köklü merkezin toplam 39 ilçesi ve büyükşehir belediyesiyle birlikte 40 belediyesi bulunmaktadır.
Binlerce Yıllık Tarihî Miras
İlk Yerleşik Yaşam ve Kentleşme Adımları
Son yıllarda ortaya çıkarılan arkeolojik bulgularla insanlık tarihine dair önemli bilgilerin elde edildiği İstanbul'da, Yarımburgaz Mağarası'ndan çıkarılan taş aletler ilkel insan izlerinin 400.000 yıl öncesine dayandığını göstermektedir. Anadolu Yakası'nda yürütülen kazı çalışmaları ise şehirde tarım ve hayvancılığa dayalı ilk yerleşik insan topluluğunun MÖ 5500'lere tarihlenen Fikirtepe Kültürü olduğunu kanıtlamaktadır. İstanbul sınırları içindeki kent bazında ilk yerleşimler ise Anadolu Yakası'nda Kalkedon (Kadıköy), Avrupa Yakası'nda ise Byzantion olmuştur.
İmparatorlukların Başkenti
Dünyanın en eski şehirlerinden biri olan İstanbul; Roma İmparatorluğu (330-395), Bizans İmparatorluğu (395-1204 ve 1261-1453), Latin İmparatorluğu (1204-1261) ve son olarak Osmanlı İmparatorluğu'na (1453-1922) başkentlik yapmıştır. Aynı zamanda 1517 yılından hilafetin kaldırıldığı 1924 yılına kadar İslam dünyasının da merkezi olmuştur. Cumhuriyet dönemi öncesinde egemenliği altındaki devletlere yüzlerce yıl başkentlik yapan bu kadim kent, 13 Ekim 1923 tarihinde başkentin Ankara'ya taşınmasıyla bu unvanını yitirmiş; ancak ülkenin ticaret, sanayi, ulaşım, turizm, eğitim, kultur ve sanat merkezi olmayı sürdürmüştür.
Doğal Yapısı ve Coğrafi Özellikleri
Asya ile Avrupa'yı ayıran İstanbul Boğazı'na ev sahipliği yapması sebebiyle jeopolitik önemi son derece yüksek olan İstanbul'un il toprakları az engebelidir. Şehrin en yüksek noktası 537 metre ile Kartal ilçesinde yer alan Aydos Tepesi'dir. Başlıca akarsuları Riva, Kâğıthane ve Alibey dereleri olan ilin en önemli doğal gölleri ise Büyükçekmece, Küçükçekmece ve Durusu gölleridir. Bölgede Karadeniz ile Akdeniz makro iklimleri arasında geçiş özellikleri görülmekte olup, hava sıcaklıkları ve yağış ortalamaları düzensiz, bitki örtüsü ise dengesiz bir yapı sergilemektedir.
Çağlar Boyunca İstanbul'un İsimleri
Ligos'tan Konstantinopolis'e
Tarihte İstanbul için pek coğrafi alan ve dönemde farklı adlar kullanılmıştır. Plinius'un aktardığına göre şehrin bilinen en eski adı Ligos'tur. MÖ 667'de Megara şehir devletinden gelen Dor asıllı Yunan yerleşimciler, kralları Byzas şerefine buraya Byzantion adını vermişlerdir. Kent Romalılar tarafından ele geçirilince Latinceleştirilerek Byzantium yapılmış; 337 yılında İmparator I. Konstantin'in ölümüyle ise onun şerefine Konstantinopolis (Konstantin'in kenti) adını almıştır. Bu isim Bizans İmparatorluğu boyunca resmî isim olarak korunurken, kent sakinleri tarafından kısaca Yunanca 'kent' anlamına gelen Polis olarak anılmıştır. 1453 yılındaki fetihten sonra dahi Batı'da bu isim yaygın olarak kullanılmaya devam etmiştir.
Modern İsmin Kökeni
Modern Türkçede en yaygın kullanılan ad olan İstanbul'un, Yunanca 'eis tin polin' (şehirde, şehrin içinde) tamlamasından geldiği kabul edilmektedir. Halk dilinde 'n' ünsüzüne bitişen 'p' sesinin 'b' sesine dönüşmesiyle şekillenen bu adın Türkçedeki en eski yazılı kullanımı 1360 tarihli Dânişmendnâme eserinde ve ardından Gazavât-ı Sultan Murad adlı anonim eserde görülmektedir. Osmanlı döneminde de resmî belgelerde sıklıkla kullanılan İstanbul adı, 1928 yılında Latin harflerine geçilmesiyle birlikte Batı dillerinde Konstantinopolis'in yerini tamamen almıştır. Kayıtlarda görülen İslambol adı ise etimolojik olarak doğru olmayıp halk etimolojisinin bir örneğidir.