Marmara Denizi'nin Stratejik Noktası: İmralı Adası
Bursa ilinin Mudanya ilçesinin Mesudiye mahallesine bağlı olan İmralı Adası, Marmara Denizi'ndeki dördüncü büyük adadır. Kabaca bir kum saati veya 8 rakamını andıran bir biçimi olan adanın yüzölçümü kaynaklarda 9,98 km² ile 9,99 km² olarak geçmektedir. Sahil şeridi uzunluğu 19,4 km olan ada, Armutlu Yarımadası'nın batı ucundaki Bozburun'a yaklaşık 10,8 deniz mili (20 km), Karacabey kıyısındaki Susurluk Çayı ağzına ise 6,5 deniz mili (12 km) uzaklıktadır. Kuzey-güney doğrultusundaki ana ekseni 6,5 km'yi bulan adanın genişliği kuzeyde 3 km iken, orta kesimlerde daralarak 620 metreye kadar iner ve güneye doğru yeniden genişler. Adanın en yüksek noktası kuzeyde yer alan 217 metrelik Bahritepe olup, güney kesimi alçalarak Sığburun'da sona erer. Günümüzde ada üzerinde yerleşim birimi bulunmamaktadır.
Mitolojik Kökenler ve Antik Çağ Tarihi
Antik yazarlar Pseudo-Skylaks, Strabon ve Plinius'un eserlerinde Besbikos veya Bysbikos ismiyle geçen ada, zengin bir tarihi geçmişe sahiptir. Eski Yunan tarihçisi Agathokles Kyzikenos'tan aktarılan mitolojik anlatıma göre ada, Besbikos adlı tek gözlü bir devin fırlattığı taş ile oluşmuş ve bu kaya parçası rakibi Kore (Persephone) tarafından adaya dönüştürülmüştür. Tarih boyunca hiç sikke basmayan Besbikos kenti, Attika-Delos Deniz Birliği'nin bir üyesiydi ve Hellespontos bölgesi altında listeleniyordu. Korunan kayıtlara göre birliğe altı kere vergi (tribute) ödeyen kent, bölge standartlarına göre oldukça yüksek bir miktar olan 3.000 drahmi ödemiştir. Tarihçi Theophanes'in öncülük ettiği VII. yüzyıldaki ilk toplu yerleşimin ardından ada kaynaklarda Kalolimnos (Limanköy), Kalolimni veya Galios/Galyos isimleriyle anılmıştır.
Osmanlı Dönemi, Rum Köyleri ve Nüfus Mübadelesi
Orhan Bey'in komutanlarından Emir Ali'nin Bizanslılardan fethettiği adanın Kalolimnos olan adı, Emir Ali olarak değiştirilmiş ve bu isim zamanla halk arasında İmralı'ya dönüştürülmüştür. Osmanlı döneminde Mudanya kazasına bağlı bir nahiye statüsünde olan adada 20. yüzyılın başlarına kadar varlığını koruyan üç Rum köyü bulunmaktaydı. 1913 yılı verilerine göre adada tamamı Rumlardan oluşan 1.200 kişi yaşamakta olup; 250 hane, bir okul ve üç manastır mevcuttu. Adalıların temel uğraşları soğan tarımı ve balıkçılıktı. Yetiştirilen soğanlar İstanbul'a satılırken, sebze yetişmediği için halkın temel gıdasını balık oluşturuyordu. 1923 yılında imzalanan Lozan Antlaşması'nın ardından, 1924 yılında gerçekleştirilen Nüfus Mübadelesi ile ada halkı Yunanistan'a göç etmiş ve İmralı Adası bir süre boş kalmıştır.
Türkiye'nin İlk Yarı Açık Cezaevi ve Askeri Yasak Bölge Dönemi
İmralı Adası, 1935 yılında Türkiye'nin ilk yarı açık cezaevinin kurulmasıyla yeniden hareketlenmiştir. İnşaat ustası hükümlü Fahri Usta'nın harabe halindeki bir kilisenin duvarlarını tamamlayarak koğuşa çevirmesiyle açılan cezaevinin ilk sakinleri, cinayet suçundan hüküm giymiş 50 mahkumdur. 1937 tarihli Cumhuriyet Almanağı'nda bu yenilikçi cezaevi modeli için mahkumların tamamen serbest bulunduğu, ziraat işleriyle uğraşıp kendi kazançlarıyla geçindikleri belirtilmiştir. Yassıada Yargılamaları (1960-61) sonrasında idam cezasına çarptırılan başbakan Adnan Menderes, dışişleri bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve maliye bakanı Hasan Polatkan'ın cezaları burada infaz edilmiş ve naaşları 29 yıl boyunca adada kaldıktan sonra 17 Eylül 1990'da İstanbul'a nakledilmiştir. 1999 yılında PKK lideri Abdullah Öcalan'ın adaya getirilmesiyle cezaevindeki tarımsal işletmeler, sabun ve konserve fabrikaları kapatılarak ada tamamen boşaltılmış ve Öcalan'a tahsis edilmiştir. Günümüzde İmralı Adası F Tipi Kapalı Cezaevi'nin iç güvenliği Adalet Bakanlığı, dış güvenliği Jandarma Genel Komutanlığı ve deniz güvenliği Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından sağlanmaktadır. Tümüyle askeri yasak bölge statüsünde bulunan İmralı Adası, sivillerin girişine kapalı olup üzerindeki uçuş yasağının sınırları 2018 yılında 2.438 metreye (8 bin feet) indirilmiştir.