İç Kale, Diyarbakır kentinin ilk yerleşim yeri olarak kabul edilen ve tarihi boyunca pek çok medeniyete ev sahipliği yapmış çok özel bir bölgedir. Kentin kuzeydoğusunda, Dicle Nehri'nin yaklaşık 100 metre yükseğindeki bir alanda konumlanan bu tarihi kale, ilk olarak Hurriler döneminde kurulmuştur. Tarihsel süreçte stratejik önemini koruyan yapı, MS 349 yılında Roma İmparatoru II. Constantius döneminde kapsamlı bir onarımdan geçirilmiştir.
Tarihsel Gelişimi ve İdari Önemi
İç Kale, Artuklu Beyliği yönetiminde olduğu dönemde son derece önemli değişimlere uğramış, Osmanlı İmparatorluğu döneminde ise on altı burçlu yeni bir surla çevrilerek tahkim edilmiştir. Osmanlı döneminde idari bir merkez işlevi gören bu alanda; saray, hükûmet konağı ve mahkeme binası gibi kentin bütün önemli yönetim örgütleri yer almıştır. Dört ana kapısı bulunan İç Kale'nin Fetih ve Oğrun (Gizli Kapı) adlı kapıları kent dışına açılırken, Saray ve Küpeli kapıları ise sur içindeki eski kente geçiş sağlamaktadır.
Arkeolojik Zenginlikler ve İç Kale Yapıları
İç Kale'nin kuzeybatısında yer alan Virantepe Höyüğü, Diyarbakır'ın çekirdek kuruluş noktası olarak kabul edilir. Burada gerçekleştirilen kazılarda Artuklulara ait saray duvarları, sekiz köşeli bir havuz ile altı yıldızlı ve çeşitli motifli mozaikler gün yüzüne çıkarılmıştır. Bölgeye giriş, 10 metre genişliğindeki Artuklu Kemeri ile sağlanmaktadır ve bu kemerin iki yanında kireç taşına işlenmiş aslan-boğa mücadelesini simgeleyen kabartmalar bulunur. Ayrıca İç Kale sınırlarında MS 3. yüzyıla ait olduğu düşünülen Saint George Kilisesi, surlara bitişik konumdaki Hazreti Süleyman Camii ve 19. yüzyıldan kalan Aslanlı Çeşme gibi eşsiz yapılar yer almaktadır. Mustafa Kemal Atatürk'ün 1917'de 2. Ordu Komutanı iken karargah olarak kullandığı ve 1973'te hizmete açılan Komutan Atatürk Müze ve Kütüphanesi de burada ziyaret edilebilir.
Tarihi Kapılar ve Kitabeleri
İç Kale'nin ihtişamlı kapıları kendilerine has mimari ve tarihi özelliklere sahiptir.
Saray Kapısı ve Küpeli Kapı
Osmanlı Valisi Divane Hüsrev Paşa tarafından yaptırılan iki katlı Saray Kapısı ve on kenarlı bir burç formundaki Küpeli Kapı, kalenin genişletilmesiyle inşa edilmiştir. Saray Kapısı'nın üstünde savunma amacıyla düşman üzerine kızgın yağ ve kaynar su boşaltılan delikler yer almaktadır.
Artuklu, Fetih ve Aslanlı Kapılar
Artuklu Sultanı Sultan Melik döneminde yapılan ve yakın zamanda peyzaj çalışmalarıyla ortaya çıkarılan Artuklu Kapısı ile Kutbüddin II. Sökmen döneminde 1198'de inşa edilen ve Halid bin Velid önderliğindeki İslam ordusunun şehre girdiği yer olarak bilinen Fetih Kapısı kalenin tarihi önemini taçlandırmaktadır. Ayrıca Nasıreddin Mahmut döneminde 1206 yılında inşa edilen Aslanlı Kapı (Artuklu Kemeri) da bölgenin simge yapılarındandır.