Hüdavendigar Külliyesi, üçüncü Osmanlı padişahı I. Murad tarafından Bursa'da yaptırılan tarihi bir yapı topluluğudur. Yapım tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte, genel olarak 1367-1385 yılları arasında tamamlandığı kabul edilmektedir. Bursa'nın batısında yer alan ve yapıldığı dönemde şehre uzak bir yerleşim olan bugünkü Çekirge semtinde konumlanmıştır. Bu değerli külliyenin inşası ile birlikte, Bursa'nın kent merkezi doğuya doğru değil batıya doğru bir gelişim göstermeye başlamıştır. Tarihi kompleks, 2014 yılında "Bursa ve Cumalıkızık: Osmanlı İmparatorluğu'nun Doğuşu" Dünya Miras Alanı'nın bir bileşeni olarak UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne dahil edilmiştir.
Türk Sanatında Benzeri Olmayan İki Katlı Mimari Yapı
Külliyenin en önemli parçası olan Hüdavendigar Camii, Türk mimarlık sanatında başka bir benzeri görülmeyen son derece özgün bir tasarıma sahiptir. Yapı, alt katı ibadet mekanı ve üst katı ise Hüdavendigar Medresesi olarak kullanılan iki katlı tabhaneli bir camidir. Caminin alt katı Osmanlı Devleti'nin ilk dönemlerinde çok yaygın görülen, yan kanatlı ve eyvanlı bir plana sahiptir. Girişin iki yanındaki kapılardan taş merdivenler ile üst kattaki medreseye çıkılır. Bu katta "U" şeklindeki koridorun sağında ve solunda on iki adet öğrenci hücresi yer alır. Molla Gürani, Zenbilli Ali Efendi ve Tacizade Cafer Çelebi gibi şeyhülislamlık da yapmış ünlü kişilerin burada müderrislik yapmaları, medresenin Osmanlı tarihi içindeki önemini göstermektedir.
I. Murad Hüdavendigar Türbesi ve Tarihi
Külliyenin merkezini oluşturan caminin kuzeybatısında, ovaya hakim bir set üzerinde I. Murad Hüdavendigar Türbesi yer alır. 1389 yılındaki Kosova Savaşı'nda şehit edilmesinin ardından padişahın cesedinin Bursa'ya getirilerek buraya defnedildiği kabul edilmektedir. Bu türbenin inşası ile birlikte Osmanlı sultanlarının Bursa kalesine gömülmesi düşüncesinden vazgeçilmiş ve padişahlar için bağımsız türbeler inşa edilmesi geleneği başlamıştır. 1855 Bursa depreminde yıkılan yapı, 1863 yılında Sultan Abdülaziz tarafından yeniden inşa ettirilmiştir. Türbenin ortasındaki pirinç parmaklıklı bölümde yer alan I. Murad sandukasının etrafında oğlu Yakup Çelebi, torunu Süleyman Çelebi, Süleyman'ın oğlu Orhan Çelebi, Musa Çelebi ve II. Bayezid'in oğlu Mehmed Çelebi'nin sandukaları ile sahipleri bilinmeyen üç sanduka bulunur. Türbenin önünde ise semte adını veren Çekirge Sultan'a ait bir mezar yer almaktadır.
Sosyal Yaşamı Destekleyen Diğer Külliye Yapıları
Külliye, dini ve eğitim yapılarının yanı sıra günlük ve sosyal ihtiyaçları karşılayan diğer ünitelerle tamamlanmıştır. Caminin batısında yer alan ve 1906 yılında Sultan II. Abdülhamid tarafından yenilenen İmaret, günümüzde sosyal ve kültürel amaçlı merkez olarak kullanılmaktadır. Caminin doğusunda konumlanan ve halk arasında "Gir Çık Hamamı" olarak bilinen küçük hamam, medrese öğrencilerinin ihtiyaçları için yapılmıştır. Caminin batı köşesindeki I. Murad Camii Çeşmesi ise Osmanlı'nın Erken Dönem çeşme uygulamalarının klasik örneklerindendir. Külliyede 1855 depreminde yıkılan ve yeri tespit edilemeyen sıbyan mektebinin yanı sıra, Cumhuriyet'in kuruluşunun ardından 1924 yılında İtalyan ve Fransız şirketlerinin katkılarıyla inşa edilen tarihi bir trafo binası da yer almaktadır.