Anadolu'nun Tarih Öncesi Mirası: Horoztepe Höyüğü
Türkiye'nin Tokat iline bağlı Erbaa ilçe merkezinin hemen doğusunda konumlanan Horoztepe, MÖ 2300'lü yıllara tarihlenen ve MÖ 4000'li yıllara kadar uzanan buluntulara rastlanmış çok önemli bir höyüktür. Deniz seviyesinden 325 metre yükseklikte yer alan höyüğün belirlenebilen çapı 300 metredir. Hatti uygarlığına ev sahipliği yapmış olan bu tarihi yerleşim alanındaki buluntuların yapısı, şekli ve süslemeleri, Çorum'daki ünlü Alacahöyük ile büyük benzerlikler taşımaktadır.
Arkeolojik Kazılar ve Keşif Süreci
Horoztepe bölgesi ilk defa 1944 yılında profesör Kılıç Ökten tarafından keşfedilerek bilim dünyasına kazandırılmıştır. Arkeolojik sit alanı olarak ilan edilen bölgede sistemli kazı çalışmaları, ünlü Türk arkeolog Tahsin Özgüç idaresinde yürütülmüştür. Bu kazı çalışmaları sayesinde, İlk Tunç Çağı'ndaki ölü gömme geleneklerinin Anadolu'da sadece Alacahöyük'te var olmadığı, Horoztepe'de de benzer geleneklerin uygulandığı kesin olarak ortaya çıkarılmıştır. Ayrıca kazılarda Frig ve Hitit dönemlerine ait çok sayıda eser ve materyal elde edilmiştir.
Üstün Metal Teknolojisi ve Eşsiz Eserler
Horoztepe, genellikle tunç ve elektrondan yapılmış materyalleriyle İlk Tunç Çağı'nın metalürji alanındaki ulaştığı üstün seviyeyi gözler önüne sermektedir. Dönemin zanaatkarlarının dökümcülükte ne denli ileri bir teknik geliştirdiklerini kanıtlayan bu metalik materyaller arasında Bebeğini Emziren Ana heykelciği ön plana çıkmaktadır. Bereketin simgesi olan ve anatanrıçayı temsil ettiği düşünülen bu heykelcik, arkeoloji dünyasında son derece özel bir öneme sahiptir. Höyükte bulunan diğer eserler arasında boğa ve geyik heykelcikleri, tunç mızrak uçları, sistrum, hançer, kama ve sap delikli baltalar, şerit biçimli kulplar, emzikli çaydanlık, derin çanaklar, kulplu ve kulpsuz çanaklar, ayna, güneş kursu, çalpara, kirmen ve kemer tokası yer almaktadır.
Korunma Durumu ve Günümüzdeki Tehditler
Horoztepe kökenli tarihi buluntular günümüzde iki önemli merkezde korunmaktadır. Eserlerin büyük bir kısmı Türkiye'de Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde sergilenirken, yurt dışına kaçırılan bazı kıymetli parçalar ise New York'taki ünlü Metropolitan Museum of Art gibi uluslararası müzelerde sergilenmektedir. Günümüzde ise bu değerli sit alanı büyük tehdit altındadır; nitekim TAY Projesi verilerine göre höyük, yoğun tarım tahribatına ve yapılaşmaya maruz kalmıştır.