Hatay, Türkiye'nin en güneyinde yer alan, Akdeniz Bölgesi'nde, Akdeniz'in doğu ucunda kıyıları ve merkezi olan son derece köklü bir şehir ve ildir. İl merkezi Antakya ve Defne olan bu tarihi coğrafya, 2024 yılı verilerine göre 1.562.185 kişilik bir nüfusa sahiptir. Deniz seviyesinden yüksekliği yaklaşık 85 metre olan şehrin doğu ve güneyinde Suriye sınırları bulunurken, batısında Akdeniz, kuzeybatısında Adana, kuzeyinde Osmaniye ve kuzeydoğusunda Gaziantep yer almaktadır. Coğrafi yapısının %46'sını dağlar, %33'ünü ovalar, %20'sini ise yayla ve yamaçlar oluşturan Hatay'ın en belirgin coğrafi özelliği, kuzey-güney yönünde uzanan Nur Dağları ve onun 2.240 metre yüksekliğe ulaşan zirvesi Mığırtepe'dir.
Hatay Adının Kökeni ve Etimolojisi
Tarih boyunca İskenderun ve Antakya olarak adlandırılan bu topraklar, Osmanlı döneminde Halep Eyaleti'ne bağlı bir sancak konumundaydı. Fransa ile Suriye arasında Eylül 1936'da imzalanan anlaşmada ise bölge İskenderun Sancağı ("Sandjak d'Alexandretta" veya "Liwaa el İskenderuna") olarak geçmekteydi. Cumhuriyet gazetesinde 10 Ekim 1936'da yayımlanan "Tarihten Bir Yaprak" makalesinde yazar İsmail Müştak Mayakon, Çin'in kuzeyinden gelen Hatay Türkleri'nin bu bölgeye yerleşmesinden yola çıkarak yörenin "Hatay" olarak adlandırılmasını önermiştir. Yazarın 22 Ekim'de yayımladığı "Hata-Hatay ve Oronte-Uratube" makalesinin de katkısıyla bu ad basında yaygınlaşmış ve nihayetinde 1940 genel nüfus sayımında resmiyet kazanmıştır. Bir diğer görüşe göre ise Hatay adı, Hitit prensliklerinin kurduğu Hattena Krallığı'ndan gelmekte olup bölgeye bu adı 1936'da Mustafa Kemal Atatürk vermiştir.
Antik Çağlardan Orta Çağa Hatay Tarihi
Tarih Öncesi ve Antik Dönem Yerleşimleri
Arkeolojik araştırmalar, Hatay bölgesindeki yerleşim izlerinin milattan önce 100.000 ile 40.000 yılları arasına kadar uzandığını göstermektedir. İlk Tunç Çağı'ndan itibaren sırasıyla Akad İmparatorluğu, Yamhad Krallığına bağlı bir beylik, Hititler, Mısır egemenliği, Mitanni Krallığı, Geç Hititler ve Palistin Neo-Hitit krallığı sınırlarında kalan bölge; daha sonra Asurlular, Yeni Babilliler ve Perslerin hâkimiyetine girmiştir. Helenistik Seleukos İmparatorluğu'nun merkezi olan bölge, aralarında Antakya (Antioch), Seleucia Pieria, Apamea ve Laodikya'nın da bulunduğu dört Yunan kentine ev sahipliği yapmıştır. MÖ 300 yılında kurulan Antakya, hızla gelişerek MÖ 64 yılında Roma İmparatorluğu'na katılmış ve Suriye eyaletinin başkenti olmuştur.
Orta Çağ ve Egemenlik Mücadeleleri
Orta Çağ boyunca 638'deki Râşidîn fethinden sonra sırasıyla Emevi, Abbâsî, Tolunoğulları, İhşîdîler ve Hamdanoğulları tarafından yönetilen bölge, 969'da Bizans'ın, 1084'te ise Anadolu Selçuklu hükümdarı I. Süleyman'ın eline geçmiştir. 1098'deki Haçlı işgaliyle Antakya Prensliği kurulmuş, ardından Kilikya Ermeni Krallığı, Memlükler ve Timur hâkimiyeti yaşanmıştır.
Osmanlı Dönemi ve Türkiye'ye İltihak Süreci
Yavuz Sultan Selim'in 1516 yılındaki fethiyle başlayan Osmanlı dönemi, 1918 yılına kadar kesintisiz devam etmiştir. Osmanlı idaresinde Halep'e bağlı bir sancak ve ardından kaza olarak yönetilen Antakya, Asi Nehri ile Habib-i Neccar Dağı arasında 1,5–2 km²'lik dar bir alana kurulmuş orta büyüklükte bir şehirdi. Birinci Dünya Savaşı sonrasındaki sürecin ardından, 3 Temmuz 1938'de yapılan anlaşmayla bölgede Türk ve Fransız kuvvetleri konuşlandırılmış ve Türk Ordusu 4 Temmuz 1938'de Hatay'a girmiştir. 2 Eylül 1938'de toplanan Hatay Meclisi, bağımsız Hatay Cumhuriyeti'ni ilan ederek Cumhurbaşkanlığına Tayfur Sökmen'i, Başbakanlığa ise Abdurrahman Melek'i seçmiştir. Fransa ile Türkiye arasındaki 23 Haziran 1939 tarihli anlaşmanın ardından, Hatay Devlet Meclisi 29 Haziran 1939'da oy birliğiyle Türkiye Cumhuriyeti'ne iltihak kararı almıştır. Türkiye, 7 Temmuz 1939'da çıkarılan yasa ile Hatay ilini kurmuş ve 23 Temmuz 1939'da Fransız birliklerinin bölgeyi tamamen terk etmesiyle iltihak süreci tamamlanmıştır. Kent, 2012 yılında çıkarılan 6360 sayılı kanun doğrultusunda büyükşehir statüsünü kazanmıştır.