Halfeti, Şanlıurfa ilinin batısında, Fırat Nehri kıyısında konumlanmış tarihi ve turistik bir ilçedir. Toplam 609 km² yüzölçümüne sahip olan ve deniz seviyesinden ortalama 409 metre yükseklikte yer alan ilçe, Birecik Barajı'nın yapımıyla birlikte büyük bir değişim geçirmiştir. İlçe topraklarının ve tarihi taş mimariye sahip evler ile camilerin yüzde 80'inin sular altında kalması nedeniyle yerleşim, 15 kilometre uzaklıktaki Kara Otlak mıntıkasında kurulan yeni yerleşim merkezine taşınmıştır. Fırat'ın suları altında kalan eşsiz taş mimarisiyle günümüzde 'Saklı cennet' ve 'Kayıp kent' olarak anılan Eski Halfeti, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde alternatif turizmin en önemli cazibe merkezlerinden biri haline gelmiştir. Bu benzersiz özellikleri sayesinde Halfeti, Türkiye'den 21, dünyadan ise 287 şehrin dahil olduğu uluslararası ağda 'Cittaslow' (Sakin Şehir) unvanını elde etmiştir.
Halfeti'nin Köklü Tarihi ve İsim Serüveni
Halfeti'nin tarihi kökenleri oldukça eskiye dayanmaktadır. Şehir, MÖ 855 yılında Asur kralı III. Şalmanezer tarafından kurulduğunda ilk olarak 'Şitamrat' adıyla anılmıştır. Tarihsel süreç içerisinde Hitit, Asur, Med, Pers, Makedon, Selevkos ve Part imparatorluklarının egemenliği altında kalan yerleşim, farklı medeniyetler tarafından farklı isimlerle adlandırılmıştır. Yunanlar şehre 'Urima' ismini verirken, Süryaniler 'Kal'a Rhomeyta' ve 'Hesna d'Romaye' isimlerini kullanmıştır. Roma İmparatorluğu döneminde Orshoene Eyaleti sınırları içinde yer alan önemli bir merkez olan kale, 2. yüzyılda Bizans İmparatorluğu'nun kontrolüne geçtiğinde ise 'Romaion Koyla' adını almıştır.
Orta Çağ'dan Osmanlı Dönemi'ne Güç Savaşları
Şanlıurfa ve çevresi Halife Ömer döneminde İslam orduları tarafından fethedilerek Emevi, Abbasi, Selçuklu, Zengi ve Eyyübi devletlerinin hakimiyetine girmiştir. Ancak bu dönemde Rumkale olarak bilinen stratejik yerleşim, Müslüman devletlerin sınırları dışında kalmaya devam etmiştir. 1116 yılında Urfa Haçlı Kontluğu'nu kuran Baudouin, Rumkale'yi Ermeni Prensi Gog-Vasil'den almış; Urfa kontesi Beatrice ise 1150 yılında kaleyi Ermeni Katolikosuna teslim etmiştir. Rumkale, 1260 yılında İlhanlı hükümdarı Hülagu'nun ordularının eline geçmiş, 1280 yılında ise Beysari komutasındaki Memluk ordusu tarafından kuşatılarak Hristiyan mahalleleri yağmalanmıştır. 1292 yılında Memluk Sultanı Eşref tarafından kesin olarak fethedilen ve Memlükler tarafından restore edilen şehre 'Kal'at-ül Müslimin' adı verilmiştir. Yavuz Sultan Selim döneminde Osmanlı topraklarına katılan yerleşim, 'Urumgala' ve 'Rumkale' adlarıyla Halep Eyaleti'ne bağlanmıştır. Zamanla sınır şehri özelliğini yitirerek stratejik önemini kaybeden ve 19. yüzyılda nüfusu 5-10 haneye kadar düşen Rumkale'nin harap olması üzerine, yerleşim Fırat'ın karşı sahiline taşınmış ve bugünkü Halfeti kurulmuştur. 1926'ya kadar Birecik'e bağlı bir nahiye olan Halfeti, 1954 yılında ilçe statüsü kazanmıştır.
Demografik Yapı, Kültürel Bağlar ve Ulaşım
Büyükşehir yasası kapsamında köylerin mahalle statüsü kazanmasıyla birlikte Halfeti; 9 merkez mahalle ve 35 bağlı mahalle olmak üzere toplam 44 mahalleden oluşmaktadır. İlçe nüfusu 2014 yılı sayımına göre 38.345, 2018 verilerine göre ise 41.142'dir. Halfeti halkının konuştuğu dil, batı grubu dil ailesine ait olup Gaziantep şivesiyle büyük benzerlik gösterir. Bu kültürel ve dilsel bağın temelinde, 1920'li yıllarda Fransız işgali karşısında Gaziantep'ten ayrılmak zorunda kalarak Halfeti, Yavuzeli ve Araban bölgelerine göç eden ailelerin etkisi bulunmaktadır. İlçenin Şanlıurfa il merkezine uzaklığı 112 km iken, Gaziantep'e olan mesafesi 105 km'dir. Resmi işlerin yürütülmesi dışında Halfeti halkının asıl ekonomik, sosyal ve kültürel bağları Gaziantep ile şekillenmektedir. Ayrıca ilçe, 35 kilometre uzunluğundaki sahil yolu ile Birecik ilçesine bağlanmıştır. 2023 yılında Halfeti ve Birecik ilçeleri, Gaziantep'e bağlanma talebiyle İçişleri Bakanlığı'na referandum başvurusu yapmış olup, bu konu bakanlık nezdinde incelenmektedir.
Suların Altından Yükselen Efsaneler
Eski Halfeti'nin Birecik Barajı suları altında kalması ve halkın yeni yerleşim yerine göç etmesi, bölgede köklü efsanelerin doğmasına zemin hazırlamıştır. Bunlardan en bilineni Ali Kayası Efsanesi'dir. Bölge halkının inanışına göre Hz. Ali bir süre Rumkale'de konaklamıştır. Şeytanın köpek kılığında onun yanına girmeye çalışması üzerine Hz. Ali'nin fırlattığı taşın düştüğü yer bugün 'Ali Kayası' olarak adlandırılmakta olup, bu inanış Göktanrı döneminden kalma taş kültü ile Hz. Ali'ye duyulan bağlılığın bir harmanıdır. Rumkale çevresindeki mağaralardan biri olan Hıdrellez Mağarası ise, içine düştüğü zor durumdan kurtulmak için dua eden ve ardından taş kesilen bir kadının hikayesini barındırır. Baharın gelişi ve dünyanın yenilenmesini müjdeleyen Hıdrellez şenlikleri burada da kutlanmakta, mağaradaki sarkıtların emilmesi durumunda sütü az olan annelerin sütünün artacağına inanılmaktadır. Bölgedeki bir diğer önemli mistik mekan ise efsanelere konu olan Henislik Mağarası'dır.