Roma İmparatorluğu'nun Antalya'daki İhtişamlı İmzası: Hadrian Kapısı
Antalya'nın en ikonik tarihi yapılarından biri olan Hadrian Kapısı (halk arasındaki adıyla Üçkapılar), 130 yılında Roma İmparatoru Hadrianus'un kenti ziyareti onuruna, şehri çevreleyen surlar üzerinde anıtsal bir zafer takı olarak inşa edilmiştir. Her iki cephesinde dörder mermer sütunun yükseldiği üç kemerli bu eşsiz kapı, yanlarında bulunan tarihi kulelerle birlikte kentin antik dönemdeki ihtişamını günümüze taşımaktadır. Kapının üst katı ne yazık ki günümüze ulaşamamış olsa da, 1882 yılında gün yüzüne çıkarılan alt katı, 1959 yılında gerçekleştirilen kapsamlı ve aslına uygun bir restorasyon çalışmasıyla günümüzdeki görkemli görünümüne kavuşturulmuştur.
Tarihin Tozlu Sayfalarından Günümüze Keşif Süreci
Hadrian Kapısı, Yeni Çağ boyunca Antalya'yı ziyaret eden Evliya Çelebi veya Corneille Le Bruyn gibi dünyaca ünlü gezginlerin eserlerinde yer almamıştır. Kapı hakkındaki ilk yazılı bilgilendirme, 1812 yılında şehre uğrayan İngiliz fırkateyni HMS Fridericksteen'in amirali Francis Beaufort tarafından yapılmıştır. Erken dönem araştırmacıları arasında yapıyı en detaylı şekilde tanımlayan kişi ise 1882'de kenti ziyaret eden Lanckoroński olmuştur. Lanckoroński, kapıya dair detaylı çizim ve eskiz çalışmalarını Pamphylia ve Pisidia Kentleri adlı kıymetli eserinde bir araya getirmiştir. Gezgin E. J. Davis'in aktardığına göre, 1872 yılında kapının kapanan girişini açmak için bir girişimde bulunulmuş ancak surların iç kısmındaki bir ev sahibinin rızası alınamadığı için bu çalışma sonuçsuz kalmıştır.
Kapının gerçek anlamda gün yüzüne çıkarılması ise 1882 yılında Mutasarrıf Turhan Paşa'nın öncülüğünde başlatılan hafriyat çalışmaları ile mümkün olmuştur. Bu çalışmalar sırasında kapıyı çevreleyen sur ve duvarlar yıktırılmış, tarihi kapının yarısı ortaya çıkarılmıştır. Kazı çalışmaları esnasında devrilen sütunların yerine geçici olarak "Örme Dikilitaş" usulü piramit biçiminde taştan payandalar eklenmiştir. 1959 yılındaki büyük restorasyonda ise bu payandalar kaldırılarak aslına uygun beyaz mermer sütunlar yerleştirilmiştir. Yakın dönemde ise kapının çevresi modern peyzaj çalışmalarıyla yenilenmiştir; 2016 yılında kuzeydoğu ön kısmına güneş formunda bitki tarhları, oturma bankları ve yer aydınlatmalarından oluşan yeşil bir dinlenme alanı kazandırılmış, 2021 yılında ise Kaleiçi yönündeki güneybatı cephesi eski şehir dokusuyla uyumlu taş zeminle kaplanarak Alanya mermerinden korkuluklarla çevrelenmiş ve iki yönlü yaya geçişi aktif hale getirilmiştir.
Mimari Özellikler ve Eşsiz Detaylar
Surlar ve Savunma Kuleleri
Hadrian Kapısı; süslü kapı kısmı ve surların bir uzantısı olan kuleler olmak üzere simetrik iki ana mimari parçadan oluşur. Roma döneminde büyük kesme taşlardan inşa edilen kulelerden batı kulesine, Selçuklu Sultanı I. Alâeddin Keykubad döneminde 6 metre uzunluğunda küçük taşlardan örme bir ekleme yapılmış ve kulenin toplam yüksekliği 15 metreye ulaşmıştır. Bu eklemeyle birlikte orijinal kulenin parapetleri pencerelere dönüşmüş ve altlarına Osmanlıca bir kitabe yerleştirilmiştir. Günümüzde batı kulesinden itibaren 15 metre, doğu kulesinden itibaren ise yaklaşık 50 metrelik sur varlığını korumaktadır. Surların geri kalan kısımları ise 1937 yılında Kaleiçi'nin rüzgar almadığı ve sıcak olduğu gerekçesiyle dönemin Belediye Reisi Hüsnü Karakaş tarafından yıktırılmıştır.
Kemerler, Tonozlar ve Kayıp Üst Kat
Kapı kısmı, üç adet görkemli kemer ve tonoz tavandan oluşmaktadır. Tonoz tavanlarda, ortalarında papatyayı andıran çiçek desenleri ve meyve yaprağı motifleri bulunan kare rölyefler yer alır. 1959 restorasyonunda kenar tonozlardaki çiçek desenleri restore edilmiş ancak orta tavan boş bırakılarak düz yuvarlak rölyefler yerleştirilmiştir. Üzerindeki izlerden, kapının en az 8 metre yüksekliğinde ikinci bir kata sahip olduğu ve burada Hadrianus ile ailesinin heykellerinin yer aldığı tahmin edilmektedir. Günümüze bu üst kattan yalnızca bir kare arşitrav (1 metre), iki dikdörtgen arşitrav (2 metre) ve bir sarmal sütun olmak üzere toplam dört parça ulaşabilmiştir. Bu kıymetli parçalar, korumasız şekilde kapının önündeki küçük parkta yerde durmaktadır; hatta 2016 yılında kimliği belirsiz kişilerin ısınmak için yaktığı ateş nedeniyle bu parçalardan biri tahrip olarak kararmıştır. Ayrıca kapının saçaklarında 1.28 metrelik çiçek motifli frizler ve kemer ortalarında aslan başlı süslü kornişler yer alır. Çevredeki zemin zamanla yükseldiği için kapı 1.5 metre aşağıda kalmıştır ve merdivenlerle inilmektedir. Gider sistemi bulunmadığı için çukurda biriken yağmur suları günümüzde zemin mermerlerini tehdit etmektedir.
Kayıp Bronz Kitabe ve Kültürel Etkinlikler
İkinci kemerin üzerinde, ortada hizalanmış antik Yunan alfabesiyle yazılmış bronz bir kitabe bulunmaktaydı. Altın görünümlü parlak bronzdan yapılan harfler imparatorun tam adı olan Caesar Traianus Hadrianus'u yazmaktaydı. Günümüze yalnızca imparatorun soyadı niteliğindeki “ΤΡΑΙΑΝω” (Traiano) kelimesi (sonundaki 'S' harfi eksik olarak) ulaşabilmiştir. Kitabedeki diğer tüm harfler 19. yüzyıl boyunca Avrupalı gezginlerce toplanarak yurt dışına kaçırılmış olup, günümüze ulaşan kısım bugün Oxford'daki Ashmolean Müzesi'nde sergilenmektedir. Günümüzde ise bu tarihi zafer takı, Muratpaşa Belediyesi tarafından düzenlenen Uluslararası Kaleiçi Old Town Festivali'nin merkez noktasıdır; Roma lejyonu kostümlü geçit törenlerine, dans ve tiyatro gösterilerine, caz konserlerine ve sinema gösterimlerine ev sahipliği yapmaktadır. Ayrıca 2006 yılından beri düzenlenen Antalya Maratonu parkurunun bir parçası olan kapı, geceleri de büyüleyici bir şekilde ışıklandırılmaktadır. Kent içi tramvay hattı olan AntRay'ın T2 hattındaki duraklardan birine de kapının anısına Üçkapılar İstasyonu adı verilmiştir. Ayrıca PTT, 2013 yılında Hadrian Kapısı'nın da yer aldığı pullar basarak yurt dışı postalarda kentin tanıtımına katkı sağlamıştır.