Gürün'ün Coğrafi Konumu ve Genel Özellikleri
Sivas'ın en güneyindeki ilçesi olan Gürün; kuzeyinde Kangal, doğusunda Malatya'ya bağlı Darende ve Kuluncak, güneyinde Kahramanmaraş'ın Elbistan ve Afşin, batısında ise Kayseri'nin Pınarbaşı ve Sarız ilçeleri ile komşudur. 2.632 km² toplam yüzölçümüne ve 1.324 metre rakıma sahip olan ilçenin, 2022 nüfus verilerine göre toplam nüfusu 18.009'dur. İdari olarak 60 köy ve 19 mahalleden oluşan bu tarihi yerleşim yeri, içinden geçen nehir ve vadileri ile coğrafi açıdan dikkat çekici bir yapıya sahiptir.
Hititler ve Asur Döneminden Kalan Antik Miras
Gürün'de yerleşim geçmişi son derece eskilere dayanmaktadır. Antik Dönem İbranice kaynaklarda (Yaratılış Kitabı) Togarmah, Asurlular tarafından ise Tilgarimmu olarak adlandırılan yerleşimin Gürün olduğu düşünülmektedir. İlçenin merkezinde yer alan Şuğul Mahallesi sınırlarındaki kaya mağaralarının, Şuğul Kanyonu'nda bulunan Hitit kitabelerinden yola çıkılarak MÖ 2. binde Hititler döneminde yapıldığı tahmin edilmektedir. Hitit kralı I. Şuppiluliuma'nın (MÖ 1344-1322) Hurriler üzerine gerçekleştirdiği seferde ele geçirdiği Tegarama şehrinin de Gürün ile ilişkili olduğu araştırmacılarca belirtilmektedir. Asur kralı III. Şalmanezer döneminde (MÖ 859-824) ele geçirilen yerleşim, bölgedeki zengin demir yatakları ve vadi geçitlerinin sağladığı stratejik ulaşım yolları sayesinde antik çağlarda çok önemli bir konuma sahip olmuştur.
Klasik Antik Çağ ve Bizans Egemenliği
Klasik Antik Çağ'da Gauraina adıyla anılmaya başlanan yerleşim, Ahameniş İmparatorluğu döneminde Kapadokya satraplığı sınırları içinde yer almıştır. MÖ 330'larda Makedonya Krallığı'nın kontrolüne giren bölge, daha sonra Kapadokya Krallığı egemenliğindeki Sargaurasene satraplığının bir parçası olmuştur. Ermenistan Krallığı ile Roma Cumhuriyeti arasında sıkça el değiştiren Gürün, MÖ 69 yılındaki Tigranakert Muharebesi sonucunda kesin olarak Kapadokya Krallığına bağlanmıştır. Roma İmparatorluğu'nun Kapadokya Eyaleti sınırlarına dahil olan yerleşim, imparatorluğun bölünmesiyle birlikte Bizans İmparatorluğu topraklarında kalmıştır.
Selçuklu, Beylikler ve Osmanlı Dönemi
11. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Türk akınlarına sahne olan bölge, 1071 Malazgirt Muharebesi'nin ardından Dânişmendliler Beyliği ve 12. yüzyıl sonlarında Anadolu Selçuklu Devleti sınırlarına katılmıştır. Kösedağ Muharebesi sonrasında Moğol ve İlhanlı hakimiyetine giren yerleşim; Eretna Beyliği, Memlûk Devleti ve Dulkadiroğulları Beyliği egemenliklerinin ardından 1408 yılında kesin olarak Osmanlı Devleti'nin topraklarına dahil olmuştur. Ünlü seyyah Evliya Çelebi, 1650 dolaylarında ziyaret ettiği Gürün'ü; camisi, mescidi, hanı, hamamı ve sultan çarşısı bulunan, 1000 haneli şirin bir kasaba olarak tasvir etmiştir. 19. yüzyılda şal ve kumaş üretimi yapılan 500 civarındaki tezgahıyla ticari olarak parlayan şehir, tarihi boyunca Müslüman ve Hristiyan toplulukların bir arada hoşgörüyle yaşadığı zengin bir kültürel mozaik sunmuştur.