Doğal Yapısı ve Coğrafi Konumu ile Divriği
Sivas'ın bir ilçesi olan Divriği, Fırat Nehri'nin bir kolu olan Çaltı Çayı Vadisi kenarında kurulmuştur. İlçe merkezinin deniz seviyesinden ortalama yüksekliği 1.013 metre olup, yüzölçümü 2.632 km²'dir. Dağlık bir bölgeyi içine alan Divriği arazisi çıplak ve vahşi bir görünüme sahiptir. Dağlar arasında yer alan dik ve derin vadilerin içerisinde Fırat'ın küçük kolları akmaktadır. İlçenin toprakları zengin demir madenleri barındırmakta olup, günümüzde de bu madenleri işleten firmalar faaliyet göstermektedir. Geçmişte Mezopotamya'ya demir ihraç ederek zenginliğini artıran yörede, toprak verimliliğinin düşük olması ve dağların yüksek, serin, otlaklarla kaplı yaylacılığa elverişli yapısı nedeniyle yaylacılık ön plana çıkmıştır. Bölgedeki başlıca yaylalar Yama, Sarıçiçek, Göldağı, Eğrisu, Demirli ve Dumluca'dır.
Antik Dönemlerden Osmanlıya Divriği Tarihi
Divriği, Hitit İmparatorluğu'ndan itibaren iskân görmüş son derece önemli bir yerleşim merkezidir. Hititlerden beri yerleşim alanı olan kentin adı eski Yunan yazmalarında Apbrike, Bizans devrinde Teprike, Arap coğrafyacılarının eserlerinde ise Abrik olarak geçmektedir. Türkler ise şehri Divrik adıyla anmışlardır. Bizans ile İran arasında bir sınır karakolu olan Divriği, İmparator Herakleios tarafından Sasani yayılmasından kurtarılmış ve sonrasında Arap saldırılarıyla karşı karşıya kalmıştır. Çaltı Çayı'nın üstünde, yüksek bir tepede sağlam bir kale olarak stratejik değer taşıyan kent, Bizans döneminde Aziz Pavlos'un yaydığı inançtan doğan Paulisyenler mezhebinin başlıca merkezlerinden biri olmuştur. Malazgirt Meydan Muharebesi'nin ardından Türk egemenliğine giren yöreye Kayı, Bayat, Karaevli ve Akevli boyları yerleşmiş ve bölge Mengücek Gazi'ye verilmiştir.
Orta Çağ Mimarisinin Eşsiz Eserleri
Mengüçlü Beyliği'nin Divriği kolunu kuran Süleyman Bey devrinde kültürel bir gelişim gösteren ilçede, günümüze kadar ulaşan çok değerli tarihi eserler inşa edilmiştir. Süleyman Şah'ın 1224 tarihinde yaptırdığı Divriği Kalesi ve onun oğlu Ahmetşah tarafından 1228 yılında inşa ettirilen Divriği Ulu Camii bu dönemin en önemli anıtları arasındadır. Ayrıca Ahmetşah'ın karısı Turan Melek tarafından Ulu Cami'ye bitişik olarak yaptırılan Darüşşifa da büyük bir tarihi ve mimari öneme sahiptir. Mengücek egemenliğinin ardından bölge sırasıyla Sivas Eratna Beyliği, Memlûk Sultanlığı ve Yıldırım Beyazıt döneminde kısa süreliğine Osmanlı yönetimine geçmiş; Yavuz Sultan Selim devrindeki Mercidabık Zaferi ile kesin olarak Osmanlı İmparatorluğu'nca Sivas Beylerbeyine bağlı bir sancak olarak teşkilatlanmıştır.
Akarsuları, Yaylaları ve Doğal Kaynakları
İlçenin en önemli akarsuyu, Kangal ilçesindeki Karagöl dağlarından doğan Çaltı Suyu'dur. Bu su vadi boyunca akıp Kemaliye ilçesi topraklarında Karasu ile birleşerek Fırat'ı oluşturmaktadır. Tarımsal sulamada büyük fayda sağlayan Çaltı Suyu'nun en önemli kolları Sincan ve Hamu Dereleri ile Mıh Çayı, Çaltı Çayı ve Palha Çayı'dır. İlçenin batısındaki Pireyp (Pir Eyüp) adı verilen bölgedeki tatlı su kaynakları ise geçmişte tarihi Aşağı Hamam'ın su ihtiyacını karşılayan kanallı sisteme can vermiştir. 17. yüzyıldan itibaren Anadolu'da güvenliğin bozulması üzerine Tunceli dağlarındaki eşkiyaların baskısı altında kalan Divriği, bu dönem boyunca çevre halkı için en güvenilir sığınaklardan biri olmuştur.