Gördes, Türkiye'nin Ege Bölgesi'nde yer alan Manisa ilinin köklü geçmişe sahip ilçerinden biridir. Deniz seviyesinden ortalama 670 metre yükseklikte konumlanan ilçe, küçük akarsu vadileriyle yarılmış engebeli bir yayla görünümündedir. Yazları sıcak ve kurak, kışları ise ılık ve yağışlı geçen Gördes, Manisa'nın kuzeydoğusunda konumlanmış olup doğusunda Demirci ve Köprübaşı, güneyinde Salihli, batısında Akhisar ve kuzeyinde Balıkesir'in Sındırgı ilçesi ile komşudur. Ormanlık alanların ilçe yüzölçümünün %45'i gibi büyük bir bölümünü kapladığı bu coğrafyanın en önemli akarsuyu ise Gördes (Kum çayı) deresidir.
Gördes'in Köklü Tarihçesi ve Kökeni
Gördes'in ilk ne zaman kurulduğu kesin olarak bilinmemekle birlikte antik çağlardan bu yana stratejik bir yerleşim noktası olmuştur. Charles Texier'in 1842 tarihli "Küçük Asya" eserinde, kentin İyonluların Atina kralı Kadüz'ün oğlu tarafından kurulduğu aktarılmaktadır. Antik Dönem'de Anadolu'nun birçok yerinde kullanılan Gördes adıyla anılan yerleşim, Lidya Krallığı döneminde bir şehir olup daha sonraları "Julia Gordes" ismini almıştır. Yabancı kaynaklarda "Guerdez", ünlü seyyah Evliya Çelebi'nin notlarında ise "Gördes şehri Köritöz" olarak adlandırılan bölgenin ismi, halk arasında ilk yerleşen "Kördost" göçebelerinden türediği şeklinde de rivayet edilmektedir.
Medeniyetlerin Geçiş Noktası ve Osmanlı Dönemi
Tarih sahnesinde sırasıyla Persler, Makedonyalılar, Roma İmparatorluğu ve Bizans İmparatorluğu'nun egemenliğinde kalan Gördes, 1071 Malazgirt Savaşı'ndan kısa bir süre sonra Türklerin eline geçmiştir. Anadolu Selçuklu Devleti'nin yıkılmasıyla Karesi Beyliği topraklarına dahil olan bölge, daha sonraları çeyiz yoluyla Yıldırım Bayezid'a devredilerek Osmanlı İmparatorluğu topraklarına katılmıştır. Türk Kurtuluş Savaşı döneminde önemli çarpışmalara sahne olan Gördes, 15 Temmuz 1920'de Yunan kuvvetlerince işgal edilmiş ve 14 aylık işgalin ardından 5 Eylül 1922'de kurtarılmıştır. Kurtuluş mücadelesinin sembol isimlerinden Şehit Makbule Hanım ile Ege'de Kuvâ-yi Milliye Teşkilatını kuran Hacı Ethem Büke, Gördes topraklarında yetişmiş iki önemli tarihi kahramandır.
Coğrafi Değişim ve Modern Şehir Yapısı
Gördes, 23 Ocak 1940 tarihinde eski (aşağı) Gördes mevkisinde yaşanan şiddetli bir toprak kayması felaketiyle sarsılmıştır. Yabancı uzmanların incelemeleri ve hazırlanan raporlar doğrultusunda, şehrin taşınmasına karar verilmiş ve 1948 yılında yeni yerleşim yerinin inşasına başlanmıştır. Yasalarla desteklenen bu büyük nakil süreci, kademeli olarak devam ederek en son 1966 yılında 101 Evler'in tamamlanmasıyla son bulmuştur. Günümüzde tek katlı ve bahçeli evlerin ağırlıkta olduğu düzenli bir yerleşim planına sahip olan Gördes, son yıllarda çok katlı modern binalara da ev sahipliği yapmaktadır. Ayrıca sosyal açıdan da canlılık kazanan ilçede, 2015 yazında Elazığ'ın Karakoçan ilçesiyle ortaklaşa düzenlenen ve 263 kişinin katıldığı SahurCON'15 festivalinde kağıt kebabı ve çökelek ikram edilerek kültürel bağlar güçlendirilmiştir.
Ekonomik Hayat ve Zengin Maden Yatakları
İlçenin ekonomik hayatının temelini tütüncülük ve haşhaş tarımı oluşturur. Bu ana ürünlerin yanında buğday ve arpa yetiştiriciliği, son yıllarda ise kiraz, çilek, yayla bağcılığı, bezelye, patates ve zeytin tarımı da gelişmektedir. Tarımın yanı sıra Gördes, adeta bir maden cennetidir. M.T.A Ege Bölgesi Maden Envanteri verilerine göre bölgede kömür, kaolen, nikel-demir, titan, feldspat, mermer, krom ve bor tuzları gibi yataklar mevcuttur. Kalemoğlu civarındaki kömür yatakları kapalı işletmeye elverişli olup zengin bir rezerve sahiptir. Ancak Gördes'in en büyük yeraltı zenginliği, Kıranköy, Oğulduruk, Kuşluk ve Akdere sahalarında yoğunlaşan zeolit (klinoptilolit) yataklarıdır. Yöredeki görünür zeolit rezervi 1 milyar tonu, örtülü rezerv ise 10 milyar tonun üzerini bularak ilçeyi madencilik sektöründe kritik bir odak noktası haline getirmektedir.