İstanbul'un İnanç ve Tarih Merkezi: Eyüp Sultan Camii
Eyüp Sultan Camii, İstanbul'un Konstantinopolis Surları dışında, Haliç kıyısında yer alan tarihi Eyüpsultan ilçesinde yer alır. Külliyede, İslam peygamberi Muhammed'in sancaktarı ve sahabesi olan Ebu Eyyûb el-Ensarî'nin gömüldüğü türbe de bulunmaktadır. Çok daha eski bir alanda yer alan mevcut yapı, 19. yüzyılın başlarından kalmadır. Cami ve çevresi, taşıdığı özel kutsallık dolayısıyla, Osman Gazi'nin kılıcını kuşanmak üzere Cülûs Yolu'ndan geçerek gelen yeni Osmanlı padişahlarının saltanat törenlerinde son derece önemli bir rol oynamıştır.
Külliyenin İnşası ve Köklü Tarihçesi
Cami, adını 670'lerde Konstantinopolis'in ilk Arap kuşatması sırasında burada öldüğüne inanılan Ebu Eyyûb el-Ensarî'den (Eyüp Sultan) almıştır. İstanbul'un Fethi'nden beş yıl sonra, Osmanlı padişahı II. Mehmed tarafından 1458 yılında alana bir külliye inşa ettirilmiştir. Efsaneye göre II. Mehmed, hocası Akşemseddin ile sohbet ederken mezarın yerini sormuş ve Akşemseddin, "Şu karşı yakadaki tepenin eteğinde bir nur görüyorum. Orayı kazacağız, bir beyaz mermer çıkacak. Eyüp Sultan orada olmalıdır." demiştir. Yapılan kazıda üzerinde "Haz-a kabri Halit İbni Zeyd" yazan beyaz bir mermer bulunmuştur. II. Mehmed mezarın baş ve ayak ucuna iki fidan diktirmiş, ardından alanın çevrilmesini, çeşmeler yapılmasını emrederek bu fidanları caminin girişindeki çeşmelerin yanına taşıtmıştır.
Yüzyıllar Boyunca Gerçekleşen Mimari Değişimler
Zaman içinde çeşitli değişimler geçiren caminin iki minaresini 18. yüzyılın başlarında Sultan III. Ahmed bugünkü haliyle yeniden inşa ettirmiştir. 18. yüzyılın sonlarında muhtemelen deprem nedeniyle harap duruma gelen caminin minareler dışındaki tüm yapısının yıkılıp yeniden yapılmasını 1798'de Sultan III. Selim emretmiş ve bu inşa süreci 7 Temmuz 1800 tarihinde tamamlanmıştır. Doğudaki minare 1822 yılında II. Mahmud tarafından özgün üslubunda, Haliç tarafındaki minare ise 1823 yılında yıldırım düşmesi sonucu hasar görmesi üzerine yeniden inşa edilmiştir.
Mekanın Büyük Dini Önemi ve Defnedilen Şahsiyetler
Ebu Eyyûb el-Ensarî'nin türbesi, caminin ibadethanesinin ana girişinin karşısındaki avlunun kuzey tarafında konumlanır. Türbe içinde Muhammed'e ait olduğuna inanılan kutsal emanetler ile Osmanlı padişahları I. Ahmed, I. Mahmud ve III. Selim tarafından yerleştirilen çeşitli kitabeler mevcuttur. Caminin sahip olduğu yüksek dini kutsallık nedeniyle Sokollu Mehmet Paşa, Siyavuş Paşa, Lala Mustafa Paşa, Âdile Sultan ve Mihrişah Sultan gibi pek çok önemli Osmanlı devlet insanı ve hanedan üyesi buraya gömülmeyi tercih etmiştir. Haliç'e bakan tarafta ise 1918 yılında Mimar Kemaleddin Bey tarafından tasarlanan V. Mehmed'in türbesi yer almaktadır. Külliyenin hemen arkasında ise Eyüpsultan Mezarlığı ile Pierre Loti Tepesi bulunur. Günümüzde sünnet olacak erkek çocuklarının getirildiği, Ramazan ayında iftar orucunu açmak isteyenlerin avlusunda piknik yaptığı Eyüpsultan Meydanı ve cami, yıl boyunca ülkenin dört bir yanından gelenlerin hac noktasıdır.
Osmanlı Barok ve Klasik Dönem Sentezi Mimarisi
Dikdörtgen planda ve mihrabı çıkıntılı olarak tasarlanan Eyüp Sultan Camii, nispeten geç bir dönemde yeniden inşa edilmesine rağmen 16. yüzyılda Mimar Sinan tarafından yaygınlaştırılan Klasik dönem Osmanlı mimarisi tarzına sadıktır. Yarım kubbelerle çevrili merkezi bir kubbe ile "sekizgen baldaquin" tasarımını takip eden yapının bu yönü Mimar Sinan'ın Azapkapı'daki Sokollu Mehmed Paşa Külliyesi ile benzerlik gösterir. Caminin dekorasyonunda ise geçmeli sütunlar, oyulmuş yaprak ve kabuk şekilleri ile Osmanlı kaligrafi yazıtlarıyla bezeli Osmanlı Barok tarzı hakimdir. Sütunlarında iyon benzeri basit başlıklar yer alan yapının giriş kapılarında, mihrabında ve minberinde dalgalı süslemeler göze çarpar. Yapıda ana malzeme olarak beyaz taş kullanılmış, bazı sütunlar ise pirinçle kaplanmış beyaz mermerden imal edilmiştir.
Caminin Avluları, Haziresi ve Tarihi Ayrıntıları
Düzensiz şekilli büyük bir dış avludan dikdörtgen şeklindeki iç avluya geçiş sağlanır. Dış avlunun güneyinde uzanan yükseltilmiş kapalı koridor, geçmişte padişahın camiye ve ibadet alanındaki özel bölümüne geçişini sağlamaktaydı. İç avluda ise camiye ve Eyüp Sultan Türbesi'ne erişim noktaları bulunur. İç avlunun ortasındaki dikdörtgen platformda, köşelerinde Barok mermer çeşmeler yer alan tarihi bir çınar ağacı yükselir. Bu çınar ağacını çevreleyen parmaklıkların köşelerindeki dört adet çeşmeye "hacat çeşmeleri" veya "kısmet çeşmeleri" adı verilmektedir. Restorasyon sonrasında namaz kılan padişah III. Selim'in Mevlevi olması vesilesiyle bu parmaklıklar üzerinde Mevlevi sikkeleri bulunmaktadır. Bu platform, Osmanlı padişahlarının tahta çıktıklarında saltanat kılıcı olan Osman Kılıcı'nı kuşandıkları yer olup, üzerinde daha önce bulunan Sinan Paşa kasrı 1798 yılında yıktırılmıştır. Ayrıca türbe girişinin önünde iç avlunun bahçe platformuna kadar uzanan çıkıntılı bir revak ve mermerden yapılmış cümle kapısı üzerinde Sultan III. Selim dönemine ait 9 sıralık bir kitabe mevcuttur.