Eğirdir Gölü'nün Doğal Yapısı ve Coğrafi Özellikleri
Eğirdir Gölü, Isparta ili sınırlarında yer alan, tektonik ve karstik etkilerle oluşmuş bir tatlı su gölüdür. Türkiye'nin en büyük 2. tatlı su gölü olma özelliğini taşıyan bu eşsiz oluşum, dik kayalara ve düz, sığ bir tabana sahiptir. Toplam kıyı uzunluğu 150 km olan göl, Kemer Boğazı adı verilen dar geçitle ikiye ayrılmaktadır. Doğu-Batı doğrultusundaki bu daralma, yaklaşık 1,8 kilometrelik bir mesafe ile gölün iki bölümlü bir görünüm almasına yol açar. Boğazın kuzeyinde kalan kısım Hoyran, güneyinde kalan kısım ise Eğirdir bölümü olarak adlandırılmaktadır.
Gölün Jeolojik Oluşumu ve Koruma Alanları
Eğirdir Gölü çukurluğunun plüvyal dönemlerdeki karstik olaylar sonucu oluştuğu ve bu dönemde suyla dolduğu tespit edilmiştir. Tektonik kökenli çukurluktaki su birikimi Neojen sonrasında gelişmiş, Holosen'de ise büyük bir polyenin çökmesi sonucu göl ortaya çıkmıştır. Göl içindeki küçük adacıklar da bu çöküşün birer kanıtı niteliğindedir. Ekolojik ve doğal önemi nedeniyle, Eğirdir Gölü'nün maksimum su kotu ile çevrelenen alanı I. Derece Doğal Sit Alanı, bu sınırdan itibaren 300 metrelik bir bant ise III. Derece Doğal Sit Alanı olarak tescil edilmiştir. 'A Sınıfı Sulak Alan' statüsündeki havzada, Kovada Gölü Milli Parkı ve Gelincik Dağı Tabiat Parkı da yer almaktadır.
Su Bütçesi ve Bölge Tarımındaki Rolü
Gölü besleyen en önemli kaynaklar tabanından kaynayan sulardır. Bunun yanı sıra Yalvaç'tan gelen Akçay, Uluborlu ve Senirkent'ten gelen Pupa Çayı, Hoyran Ovası'ndan inen Değirmen Çayı ve Aksu Deresi gibi akarsular da gölü besleyen diğer önemli su girdileridir. Kapalı bir havzaya sahip olmasına rağmen tabanından bol miktarda kaynak suyuyla beslenen gölün suları her yıl üçte bir (1/3) oranında yenilenmektedir. Göl; Isparta ilinin ve çevresindeki yerleşim birimlerinin içme suyu ihtiyacını karşılamasının yanında Isparta, Gönen, Uluborlu, Senirkent, Yalvaç, Gelendost ve Eğirdir ovalarında tarımsal sulama suyu olarak hayati bir rol oynamaktadır. Gölün fazla suları ise 22 km uzunluğundaki Kovada Kanalı ile Kovada Gölü'ne ve son yirmi yıldır Çandır Ovası'ndaki Karacaören I ve II barajlarına aktarılmaktadır.
Eğirdir'in İki Göz Bebeği: Can Ada ve Yeşil Ada
Eğirdir ilçesine bir karayolu ile bağlanan iki küçük adacık, gölün en dikkat çeken turistik noktalarıdır. Bunlardan ilki olan Can Ada, 7 dönümlük (7000 m²) alana sahip küçük bir adacıktır. Üzerinde kalıcı bir yerleşim bulunmayan ada, çadır ve karavan turizminin yanı sıra piknik alanı olarak değerlendirilmektedir. Can Ada, Atatürk'ün Eğirdir'i ziyareti sırasında 1 Şubat 1933 tarihli Belediye encümeni kararıyla kendisine hediye edilmiş, daha sonra mirasçılarına ve son olarak da Eğirdir Belediyesi'ne geçmiştir. İkinci adacık olan Yeşil Ada ise bölgenin en önemli turizm merkezidir. Doğal güzelliklerinin yanında tarihi Aya Stefanos Kilisesi gibi kültürel zenginlikleri de barındıran Yeşil Ada'da, yerli ve yabancı turistlere hizmet sunan balık lokantaları ile ev pansiyonculuğu oldukça gelişmiştir.
Zengin Biyoçeşitlilik: Flora ve Fauna
Eğirdir Gölü, zengin su canlısı ve yaban hayatı popülasyonuna sahiptir. Gölde tatlısu levreği, sazan, çim sazanı, sudak, eğrez ve gümüş balığı gibi balık türlerinin yanı sıra kerevit, yengeç, su yılanı, su faresi, kurbağa ve su kaplumbağası yaşamaktadır. Kuş gözlemciliği ve yaban hayatı koruma açısından da kritik öneme sahip olan sulak alanda; tepeli dalgıç, yumurta piçi, karabatak, balıkçıl türleri, angıt, bozkaz, sakar meke, benekli sutavuğu, uzunbacak, bıyıklı sumru, saz delicesi ve martı gibi yerli kuşların yanı sıra pelikan, flamingo, kuğu, sakarca kazı, fiyu, kılkuyruk, yeşilbaş, elmabaş, macar, kız kuşu, su çulluğu ve tepeli pakta gibi kışlayan ve konaklayan göçmen kuş türleri barınmaktadır.