Eğirdir, Isparta iline bağlı, doğa harikası Eğirdir Gölü'nün kıyısında konumlanmış köklü ve turistik bir ilçedir. Isparta il merkezine yaklaşık 34 kilometre uzaklıkta olan ilçenin yüzölçümü 1.315 kilometrekare, ortalama yüksekliği ise deniz seviyesinden 924 metredir. Türkiye'nin ikinci en büyük tatlı su gölü ve doğal bir içme suyu havzası konumunda olan Eğirdir Gölü'ne ev sahipliği yapan bu eşsiz bölge, zengin tarihi ve büyüleyici doğal güzellikleriyle 4 Şubat 2017 tarihinde Cittaslow (sakin şehir) ağına katılmıştır.
Medeniyetlerin Kesişim Noktası: Antik Çağ ve Bizans Dönemi
Eğirdir ve çevresinin yerleşim tarihi, M.Ö. 2000-1200 yıllarındaki Arvaza Krallığı dönemine kadar uzanmaktadır. İlkçağ'da Eğirdir Gölü'nün güney ucundan Burdur Gölü'ne kadar olan bölgeye Askania ismi verilmiş; Luwi uygarlığı çağında ise yöre Askawana (Ada Ülkesi) olarak anılmıştır. Arzava Krallığı'ndan sonra M.Ö. 1200'lerde Friglerin, M.Ö. 687-547 yılları arasında ise Lidyalıların egemenliğine girmiştir. Kentin, Lidya'nın son hükümdarı Kroisos (M.Ö. 560-M.Ö. 547) tarafından kurulduğu ve ilk adının da Krozos olduğu sanılmaktadır. M.Ö. 540 yılında Pers İmparatorluğu tarafından işgal edilen bölge, Seleukos egemenliğinin ardından M.Ö. 188 yılında Apamea Antlaşması ile Romalılara bırakılmış ve bu dönemde Prostanna adıyla anılmıştır. 395 yılında başlayan Bizans egemenliğinde ise şehir Akritur olarak isimlendirilmiştir.
Selçuklu Cenneti Cennetâbad ve Hamitoğulları Başkenti
Yörede ilk Türk yerleşiminin 1071 yılından birkaç yıl sonra gerçekleştiği sanılmaktadır. 1204 yılında Anadolu Selçuklu hükümdarı III. Kılıçaslan tarafından Selçuklu egemenliğine katılan Eğirdir, doğal güzellikleri dolayısıyla hanedanın sayfiye yeri olmuş ve şehre Cennetâbad ismi verilmiştir. Selçuklu Devleti'nin yıkılışından sonra 1280 yılında kurulan Hamitoğulları Beyliği'ne uzun yıllar başkentlik yapan şehir, bu dönemde gelişerek Felekâbât adını almıştır. 1391 yılında Osmanlı egemenliğine giren kent, Ankara Savaşı sonrası kısa bir süre Timur ve Karamanoğulları idaresinde kaldıktan sonra 1423 yılında Sultan II. Murat döneminde tamamen Osmanlı topraklarına katılmıştır.
Tarihi Miras: Kale, Cami ve Medrese
Eğirdir'in merkezinde ziyaretçileri karşılayan en önemli yapılardan biri, M.Ö. 4. yüzyılın başında Lidya Kralı Krezus tarafından yaptırılan Eğirdir Kalesi'dir. Taş bloklar ve moloz taş dolguyla inşa edilen iç kale, gölden ve Sivri Dağı'ndan gelebilecek saldırılara karşı korunmak amacıyla yarımadanın en güvenli yerine kurulmuştur. İlçenin merkezinde yer alan Dündarbey Medresesi, 1237 yılında Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında bir han olarak inşa edilmiş, daha sonra 1301 yılında Hamidoğlu Dündar Bey tarafından medrese haline getirilmiştir ve günümüzde kapalı çarşı olarak kullanılmaktadır. İlçedeki camilerin en büyüğü olan Hızırbey Camii ise kâgir duvarları, toprak damı ve Türk-İslam dünyasının ender yapıtlarından biri kabul edilen zarif kemerli minaresiyle öne çıkmaktadır.