Efes Müzesi'ne Genel Bakış
Türkiye'nin İzmir iline bağlı Selçuk ilçesinde yer alan Efes Müzesi, yakınlarında bulunan Efes kazı alanındaki buluntulara ev sahipliği yapmaktadır. Arkeoloji ve etnografya olmak üzere iki ana bölüme ayrılan bu önemli müze, zengin tarihi ve arkeolojik birikimi gözler önüne sermektedir. 2012 yılı sonunda ziyarete kapatılan müze, Kasım 2014'te gerçekleştirilen kapsamlı bir yenileme çalışmasının ardından kapılarını yeniden açmıştır. Tarih ve kültür meraklıları için Efes Müzesi, yılın her günü ziyarete açık şekilde hizmet vermektedir.
Müzenin Tematik Salonları ve Bölümleri
Efes Arkeoloji Müzesi, geniş koleksiyonunu ziyaretçilere tematik bir düzen içinde sunmaktadır. Müze bünyesinde yer alan sergi alanları şu bölümlerden oluşur: Teras Evler Bulgular Salonu, Çeşme Buluntuları Salonu, Yeni Bulgular ve Küçük Bulgular Salonu, Büyük Avlu, Mezar Buluntuları Salonu, Efes Artemis Salonu, İmparator Kültleri Salonu ve Küçük Avlu. Bu özel salonlar, kazılardan elde edilen binlerce yıllık tarihi mirasın farklı yönlerini sergilemektedir.
Efes Artemis Heykeli
Müzenin en bilinen ve en görkemli eseri, Efes'teki Artemis Tapınağı'nda bulunan paha biçilemez Artemis heykelidir. Tarih öncesi dönemlerden beri Anadolu'nun ana tanrıçası Kibele ile bütünleşmiş özellikler gösteren bu heykel, başındaki tapınak şeklinde ve üç katlı yüksek polos ile dikkat çeker. Kulaklarında küpeler, boynunda inci kolye bulunan heykelin göğsünün altında doğurganlık ve bereketle ilgili dört sıra kürecik görülmektedir. Artemis'in belinin etrafında Efes'in sembolü olan arı motifleriyle süslenmiş ince bir kemer yer alır. Kemerdeki her dikdörtgen alana ise aslanlar, koçlar, geyikler, griffonlar ve arılar gibi figürler yerleştirilmiştir.
Dinlenen Savaşçı Heykeli
Polio Çeşmesi kazılarında keşfedilen Dinlenen Savaşçı heykeli, yarı yatar pozisyonda tasvir edilmiş genç bir savaşçıyı betimler. Heykelin vücut ağırlığı, bir kayaya yaslanmış olan sol kola dayanmaktadır. Savaşçının alnının üzerinde bir bantla tutturulmuş dalgalı saçları ve yüzünde son derece sakin bir ifade vardır. Kolunda bir kalkan, elinde ise bir kılıç tutan figürün sol bacağı dizden geriye doğru uzatılmışken, sağ bacağı dizden bükülmüş ve öne doğru uzatılmıştır.
Marcus Aurelius ve Eros Başı
Roma Dönemi'ne (MS 2. yüzyıl) tarihlenen ve Stoacı filozof imparator Marcus Aurelius'a ait olan beyaz mermer heykel, son derece ince bir işçilik sergiler. İmparatorun belirgin alın kırışıklıkları dikkat çekerken, sağ omzuna bir fibula ile tutturulmuş paludamentum giydiği görülmektedir. Heykelin arkası ham bırakılmıştır. Müzenin bir diğer nadide eseri ise mermerden yapılmış, boynundan kırık olan Eros Başı'dır. Hafifçe sağa eğik şekilde, tuttuğu yaya doğru bakar tasvir edilen bu heykel, yüzünde çocuksu ve masum bir ifade taşır. Ortadan arkaya doğru bağlanmış kıvırcık saçlara sahip olan bu eser, MÖ 330-320 yılları arasında yapılan Lysippos'un 'Yayını geren Eros' eserinin bir replikasıdır.