Anadolu'nun batı kıyısında, bugünkü İzmir ilinin Selçuk ilçesinin üç kilometre güneybatısında yer alan Efes, köklü tarihiyle antik çağın en önemli merkezlerinden biri olan bir Luvi şehriydi. Kuruluşu Cilalı Taş Devri'ne yani MÖ 6000 yıllarına dayanan şehir, Anadolu'da Yunan sömürgeciliğinin başlamasıyla birlikte İyonya ve daha sonra Roma dönemlerinde de önemini korumuştur. Klasik Yunan döneminde İyonya'nın on iki şehrinden biri olan Efes, 1994'te UNESCO tarafından Dünya Mirası Geçici Listesi'ne dâhil edilmiş, 2015'te ise Dünya Mirası olarak tescil edilmiştir. 2024 yılında 2 milyon 634 bin 355 kişi tarafından ziyaret edilen Efes ören yeri, Türkiye'den en çok ziyaret edilen müze unvanına sahiptir.
Efes'in Tarihçesi ve Kuruluş Efsanesi
Efes'i çevreleyen alanın tarihi, yakındaki Arvalya ve Çukuriçi höyüklerindeki bulguların gösterdiği üzere Neolitik Çağ'a (yaklaşık MÖ 6000) kadar uzanmaktadır. Çukuriçi Höyüğü'nde yapılan araştırma ve kazılar sonucunda taş ve bronz baltalar, iğneler, açkılı seramik parçaları, ağırşaklar, obsidyen, sileks, deniz kabukluları ile öğütme ve perdah aletleri bulunmuştur. Şehir, MÖ 10. yüzyılda eski Arzava başkentinin yerine Attik ve İyonyalı Yunan kolonistleri tarafından inşa edilmiştir. Hadrianus Tapınağı girişindeki frizde yer alan efsaneye göre, Atina kralı Kodros'un cesur oğlu Androklos, Delfi kentindeki Apollon Tapınağı kahinlerinin balık ve domuzun işaret ettiği yerde bir kent kuracağını söylemesi üzerine yola çıkmış; yaktıkları ateşten kaçan bir yaban domuzunun peşinden giderek kehaneti gerçekleştirmiş ve şehri kurmuştur.
Helenistik ve Roma Dönemleri
MÖ 1050 yıllarında Yunanistan'dan gelen göçmenlerin de yaşamaya başladığı liman kenti Efes, MÖ 560 yılında Artemis Tapınağı çevresine taşınmıştır. Bugün gezilen Efes ise Büyük İskender'in generallerinden Lisimahos tarafından MÖ 300 yıllarında kurulmuştur. Lisimahos, kenti cadde ve sokakların birbirini dik kestiği 'Izgara Plan'a göre yeniden inşa etmiştir. Hellenistik ve Roma çağlarında en görkemli dönemlerini yaşayan Efes, Roma İmparatoru Augustus zamanında Asya Eyaleti'nin başkenti olmuş ve nüfusu o dönem 200.000 kişiyi aşmıştır. Kentte antik Dünyanın Yedi Harikası'ndan biri olan Artemis Tapınağı'nın yanı sıra, Celsus Kütüphanesi ve yapımına II. Claudius zamanında başlanıp İmparator Trajan (MS 98-117) döneminde tamamlanan 25.000 seyirci kapasiteli antik tiyatro gibi anıtsal yapılar yer alır.
Hristiyanlık Dönemi ve Ticari Gerileme
Efes, Hristiyanlık tarihi açısından da son derece önemlidir; zira Vahiy Kitabı'nda adı geçen Asya'nın yedi kilisesinden biridir ve Yuhanna İncili'nin burada yazılmış olabileceği tahmin edilmektedir. Şehir, 5. yüzyılda Birinci Efes Konsili gibi önemli Hristiyan konsillerine ev sahipliği yapmıştır. MS 263 yılında Gotlar tarafından yıkılan şehir yeniden inşa edilse de, limanın kuzeyden gelen Marnas Çayı ve Küçük Menderes Nehri'nin getirdiği alüvyonlarla dolması nedeniyle denizden uzaklaşmış ve ticari önemi azalmıştır. MS 614'teki depremle kısmen tahrip olan Efes, Bizans döneminde Selçuk'taki Ayasuluk Tepesi'ne taşınmış, 1330 yılında ise Türkler tarafından alınarak Aydınoğullarının merkezi olmuştur.