Eski çağlarda Lidya Bölgesi ile Misis Bölgesi arasında doğal sınır olarak kabul edilen Demirci Dağı'nın batı eteklerinde kurulan Demirci, köklü geçmişiyle Ege Bölgesi'nin en özel köşelerinden biridir. Yontma Taş, Cilalı Taş, Bakır ve Tunç devirlerini yaşamış olan bu kadim yerleşim alanı; Hitit, Frig, Lidya, Pergamon Krallığı, Makedonya Krallığı ve Bizans (Doğu Roma) egemenliklerinin ardından Türk hâkimiyetine girmiştir. 1310 yılından sonra Karesioğulları egemenliği altına giren bölge, Osmanlı döneminde Saruhan Sancağı'na bağlı veliaht şehzadelerin yönettiği önemli bir kaza merkezi olarak tarihe geçmiştir.
Milli Mücadele Dönemindeki Kahramanlıklar
Kurtuluş Savaşı yıllarında daima özgür kalmayı başaran Demirci, özellikle Demirci Kaymakamı İbrahim Ethem'in örgütlediği milis kuvvetleriyle Yunan kuvvetlerine karşı efsanevi bir direniş sergilemiştir. TBMM'nin Bursa'nın işgali sebebiyle derin bir hüzün ve çalkantı içinde olduğu, ümitlerin kırılmaya yüz tuttuğu en kritik dönemde kazanılan Demirci zaferi, milli mücadeleye büyük bir moral aşılamış ve meclisteki karamsarlığı dağıtan bir ümit ışığı olmuştur.
Eşsiz Coğrafya ve Kültürel Kimlik
Manisa il merkezine 165 kilometre uzaklıkta bulunmasıyla ilin en uzak ilçesi unvanını taşıyan Demirci, 882 metrelik ortalama rakımı ve benzersiz coğrafi yapısıyla dikkat çeker. Manisa'ya bağlı olmasına karşın kültürel yapısı Kütahya il merkezine daha yakın olan ilçenin doğusunda Kütahya, kuzeyinde Balıkesir yer alırken; güneyinde Selendi ve Kula, batısında ise Gördes ve Köprübaşı ilçeleri uzanır. Demirci Dağları'nın güney yamaçlarına kurulu olan ilçede, Akçakertik Sırtı, Türkmen Dağı, Ziyaret Tepe ve volkanik Asi Tepe gibi görkemli doğal yükseltiler havzanın su sınırlarını belirlemektedir.
Jeolojik Yapı ve Göçük Heyelanı
Demirci, jeolojik olarak kili-kalkerli (marn) tabakaların yaygın olduğu ve kırık (fay) hatlarının kestiği hassas bir arazi yapısına sahiptir. Bu yapısal özellikler nedeniyle bölgede Bağdere gibi dik vadiler boyunca ve ilçe merkezinin güneyinde çeşitli heyelanlar gözlemlenmektedir. Özellikle 1986 yılında Yeşildere Göçük Mahallesi'nde Neojen kil ve marn tabakalarının kaymasıyla yaşanan dönmeli göçmeli heyelan felaketi sonucunda köy, güvenli bir bölge olan Şahbazın Düzü Mevkii'ne taşınarak koruma altına alınmıştır.