İstanbul'un köklü ve manevi atmosferiyle bilinen Eyüpsultan ilçesinde, Haliç kıyısına yakın bir noktada konumlanan Defterdar Camii (diğer adıyla Defterdar Mahmut Efendi Camii), Klasik Osmanlı mimarisinin en özgün eserlerinden biridir. 1542 yılında Defterdar Nazlı Mahmut Efendi tarafından yaptırılmış olan bu tarihi ibadethane, büyük usta Mimar Sinan'ın imzasını taşımaktadır. Yapı, mimari zarafeti ve barındırdığı tarihi hikayelerle İstanbul'un önemli kültür mirasları arasında yer alır.
Dünyada Eşi Olmayan Bir Süsleme: Hokka ve Divit Alemi
Defterdar Camii'ni diğer tüm Osmanlı camilerinden ayıran en çarpıcı özellik, minaresinin tepesindeki alemidir. Alışılagelmiş hilal figürlerinin aksine, bu caminin minare aleminde çift hilalin üzerinde bir hokka ve divit yer almaktadır. Hat sanatıyla yakından ilgilenen ve bu alanda çığır açan Şeyh Hamdullah'tan altı cins yazıyı meşk eden banisi Defterdar Mahmud Çelebi, yazı sanatına duyduğu derin sevgiden ötürü bu simgeyi minareye koydurmuştur. 1997 yılındaki fırtınada düşerek kırılan bu orijinal alemin yerine, aslına uygun olarak hazırlanan yeni hokka ve divit 30 Mayıs 2007 tarihinde minaredeki yerine yeniden monte edilmiştir.
Külliyeden Günümüze Kalan Miras
Caminin inşa edildiği 1542 yılında mektep, medrese ve çeşme de yapılmış fakat ne yazık ki mektep ve medrese yapıları günümüze kadar ulaşamamıştır. Külliyenin kaybolmayan nadide parçalarından olan tarihi çeşme, cami giriş kapısının hemen sağ tarafında ziyaretçilerini karşılamaktadır. Caminin kapısında yer alan 1541 tarihli manzum kitabe ise doğrudan banisi Mahmud Çelebi'ye aittir. Mahmud Çelebi'nin 1546'daki vefatının ardından, caminin kıble tarafına onun anısına kubbeli bir açık türbe inşa edilmiştir. Ancak bu türbenin içerisinde bulunan Mahmut Çelebi'ye ait tarihi mezar taşı yakın zamanda yok olmuştur.
Konum ve Güncel Durum
Cami, İstanbul ili Eyüpsultan ilçesi sınırları içindeki Defterdar mahallesinde yer almaktadır. Kasım 2023 tarihi itibarıyla ibadete kapalı olan yapı, aslına uygun olarak kapsamlı bir restorasyon sürecinden geçmektedir. Restorasyon çalışmalarının tamamlanmasıyla birlikte bu benzersiz Mimar Sinan eseri, hem ibadet edenleri hem de İstanbul'un saklı kalmış tarihi detaylarını keşfetmek isteyen seyahat severleri yeniden ağırlamaya devam edecektir.