Efes'in Tarihini Binlerce Yıl Geriye Çeken Merkez: Çukuriçi Höyüğü
İzmir'in Selçuk ilçesinde, Efes antik kentinin hemen güneydoğusunda konumlanan Çukuriçi Höyüğü, Ege Bölgesi'nin en köklü geçmişe sahip yerleşim alanlarından biridir. Selçuk - Aydın karayolunun Efes ayrımından yaklaşık 100 metre batıda yer alan bu tarihi alan, Derbent Deresi'nin hemen yanı başındaki son derece verimli bir ovada bulunmaktadır. Yapılan araştırmalar, günümüzde ovada yer alan höyüğün MÖ 3. binyılda deniz kenarında olduğunu hem jeomorfolojik verilerle hem de kazılarda ele geçen çok sayıdaki deniz kabuğu buluntusuyla kanıtlamaktadır. UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde Efes'in bir parçası olarak yer alan bu eşsiz yerleşim, bölge tarihine ışık tutmaktadır.
Tarih Öncesi Döneme Işık Tutan Keşif ve Kazılar
Çukuriçi Höyüğü, ilk kez 3 Nisan 1995 tarihinde Efes Müzesi araştırmacılarının bir mandalina bahçesindeki tesviye çalışmasını kontrol ettikleri esnada tesadüfen tespit edilmiştir. Aynı yıl ve takip eden 1996 yılında Efes Müzesi arkeologlarından Adil Evren ve Cengiz İçten başkanlığında kurtarma kazıları gerçekleştirilmiştir. Parasal sınırlılıklar nedeniyle ilk etapta ancak bir metre derinlikte yapılabilen çalışmalar, 2006 yılından itibaren Efes civarının prehistoryasını araştırmaya yönelik ilk sistematik kazılara dönüşmüştür. Avusturya Arkeoloji Enstitüsü'nden Sabine Landstätter başkanlığında sürdürülen ikinci dönem kazıları; arkeoloji, arkeozooloji, arkeobotanik, jeoloji, metalurji ve mineraloji gibi disiplinlerarası analiz yöntemlerini bir araya getirerek antik Efes kentinin tarihini yaklaşık 4 bin yıl daha geriye çekmiştir.
Gelişmiş Yaşamın ve Üretimin Kanıtı Olan Zengin Buluntular
Höyükte gerçekleştirilen kazı çalışmaları, Geç Neolitik Çağ yüzey buluntularından başlayarak Erken Tunç Çağı ve Geç Kalkolitik Çağ'a kadar uzanan çok tabakalı bir yerleşim düzenini ortaya koymaktadır. Taş temelli kerpiç duvar parçaları ve ocak tabanı izleri, tarih öncesi dönemin mimari yapısına dair önemli veriler sağlamaktadır. Kazılarda ele geçirilen el yapımı ince cidarlı mahmuzlu kaplar, devetüyü hamurlu koyu renkli açkılı testiler, kemik perdahlama aletleri ve bol miktardaki obsidiyen (volkan camı) ile çakmak taşı yontmataş endüstrisi artıkları, yerleşimcilerin yüksek kalitede alet ve çanak çömlek üretecek düzeyde teknolojik bir ustalığa sahip olduğunu göstermektedir. Ayrıca sokma ve kazıma teknikleriyle bezenmiş seramik parçaları ile pişmiş toprak ağırşaklar gibi eşsiz buluntular, 2010 yılından itibaren Selçuk Müzesi bünyesinde sergilenmektedir.
Ege ve Yakındoğu Arasındaki Ticaret ve Metalurji Ağı
Çukuriçi Höyüğü sakinlerinin yalnızca yerel bir yaşam sürmediği, aynı zamanda geniş bir ticaret ağının aktif bir parçası olduğu anlaşılmaktadır. Yerleşmede Yakındoğu ölçü birimlerinin kullanılması ve Melos Adası kökenli obsidiyenlerin işlenmesi, bu küresel ticari ilişkilerin en somut göstergeleridir. Bununla birlikte, bölgede yer alan maden ergitme ocakları, döküm kalıpları, bakırdan yapılma ürünler ve düşük kalitede bakır cevheri parçaları, höyüğün döneminin en önemli metalurji merkezlerinden biri olduğunu kanıtlamaktadır. Yakın çevrede bulunan zengin bakır, çinko ve gümüş yataklarını işleme yeteneğine sahip olan Çukuriçi halkı, günümüzden yaklaşık 8 bin yıl öncesinden (MÖ 6000) MÖ 2500 yıllarına kadar süren kesintisiz bir yaşamın ardından, henüz bilinmeyen bir nedenle bu verimli toprakları terk etmiştir.