Tarih ve Coğrafyanın Buluştuğu Yer: Cizre
Cizre, Türkiye'nin Şırnak iline bağlı, Dicle Irmağı'nın sağ kıyısında konumlanmış son derece köklü ve tarihi bir ilçedir. Deniz seviyesinden ortalama yüksekliği 380 metre olan kentin yüzölçümü ise 444 kilometrekaredir. Cizre, tarih boyunca jeopolitik konumu gereği Musul üzerinden gelen ticaret kervanlarının Diyarbekir, Karadeniz ve Halep yolları üzerinde önemli bir konaklama noktası olmuş, aynı zamanda Dicle Irmağı vasıtasıyla keleklerle yapılan nehir taşımacılığı için de stratejik bir merkez görevi üstlenmiştir.
Köklü Tarihsel Adlandırmalar ve Kelime Kökeni
Kentin bilinen en eski adı Kardu Rahipliği anlamına gelen Kardu Gazarta'dır. Farklı dönemlerde ve egemenliklerde değişik isimlerle anılan şehre Persler Gazarta ve Bazibda adlarını verirken, Abbasiler devrinde yöneticisi Ömer'e atfen Cezîre-i İbn-i Ömer ve daha sonra Cizîra Botan denilmiştir. Akkoyunlular döneminde ise şehir Ceziretuşşeref ismiyle anılmıştır. Arapçada 'ada' anlamına gelen 'cezire' ismi, Dicle Irmağı'nın bu bölgede kıvrılarak adeta bir su adası oluşturmasından ileri gelmektedir. Kent, 16. yüzyıldan itibaren günümüzde de kullanılan Cizre adıyla anılmaya başlanmıştır.
Neolitik Çağ'dan Antik Dönem İmparatorluklarına
Arkeolojik bulgular, Cizre'nin Neolitik Dönem'in başlarından itibaren kesintisiz bir yerleşime sahne olduğunu göstermektedir. Bazı tarihsel araştırmacılar şehrin kuruluşunu Nuh Tufanı'na kadar dayandırmaktadır. Demir Çağı'nda Urartu Krallığı ile Mezopotamya'daki Asur Krallığı arasında bir tampon bölge vazifesi gören A Kumme (Kumaha, Kummuh, Qumaha veya Qumenu) krallığının merkezliğini yapmıştır. MÖ 2000 yılından itibaren sırasıyla Babil, Asur, Med, Selevkos, Part, Pers ve Sasanilerin hâkimiyetine giren şehirde Partlar devrinde Hristiyanlık yayılmıştır. Sasani ve Roma imparatorlukları arasında sık sık çatışmalara sebep olan kent, Sasaniler döneminde eski bir köy kalıntısı üzerine inşa edilen şato ve kaleyle belirgin bir çehre kazanmış ve bu kale Sasani hükümdarı I. Erdeşîr (Erdeşîr-i Bâbekân) tarafından onarılmıştır.
İslamiyet Dönemi, Beylikler ve Kızıl Medrese
Cizre, Halife Ömer döneminde İslam ordusu komutanı İyâz bin Ganm tarafından fethedilerek İslam topraklarına katılmış ve kiliseden dönüştürülen tarihi Ulu Cami bu devirde ibadete açılmıştır. Emevi ve Abbasi idaresinin ardından 10. yüzyıldan itibaren Hemdaniler (906-979), Büveyhiler (979-990) ve Mervaniler (990-1085) tarafından yönetilen Cizre, Selçuklu Sultanı Melikşah zamanında Selçuklu topraklarına katılmış; ardından Zengiler ve Eyyubiler döneminde bir derebeylik gibi yönetilmiştir. 1261-1262 yıllarında Moğol istilasına uğrayan şehri 14. yüzyılda ziyaret eden seyyah İbn Battûta, kentin büyük bir kısmının harap halde olduğunu aktarmıştır. Timur istilasının ardından Karakoyunlular ve Akkoyunluların mücadele sahası olan Cizre'yi 1508'de geri alan Cizre Beyi Emîr II. Şeref, meşhur Kızıl Medrese ve külliyesini inşa ettirmiştir. Yavuz Sultan Selim'in Çaldıran Zaferi'nin ardından İdris-i Bitlisi'nin ikna çalışmalarıyla Cizre'yi yöneten Botan Emirliği, 1516-1517 yıllarında Osmanlı İmparatorluğu idaresine girmiştir.