İstanbul Boğazı'nın Eşsiz Semti: Çengelköy
İstanbul ilinin Üsküdar ilçesi sınırları içinde, Boğaziçi'nin Anadolu Yakası'nda yer alan Çengelköy, Vaniköy ile Beylerbeyi arasında konumlanmaktadır. Eskiden yüksek gelirlilerin oturduğu, Boğaz'ın en lüks ve pahalı semtlerinden biri olan Çengelköy, 1960'lara kadar çoğunlukla Rumların yaşadığı bir Boğaziçi köyüydü. Günümüzde de geleneksel Boğaziçi yaşantısının izlerini taşımaya devam eden bu tarihi semt, geçmişte sebze ve meyve yetiştiriciliğiyle de öne çıkmıştır. Özellikle Çengelköy'ün çıtır salatalığı son derece meşhur olup semtin lezzetli kiraz ve ayvaları da hafızalarda yer edinmiştir.
Bizans Döneminden Kalan Tarihi İsimler
Tarih boyunca farklı isimlerle anılan semte ilk olarak 'Birinci Koy' anlamına gelen Protos Diskos denmiştir. Milattan sonra 5. yüzyılda (527-565) İmparator Justinianos ve İmparatoriçe Malabora dönemlerinde, günümüzdeki Aya Yorgi kilisesinin yerinde harabe bir saray bulunmaktaydı. Manastır hayatını seven imparatorluk çifti, bu sarayı onararak manastıra dönüştürmüştür. İmparatoriçe Malabora, fuhuş hayatından kurtarılan kadınların barınması ve bakılması için bu manastırı tahsis etmiş ve buraya 'Tövbekarlar' anlamına gelen Ta Metanias adı verilmiştir. Daha sonra, 565-578 yılları arasında İmparatoriçe Malabora'nın yeğeni Sofia, teyzesinin şanını yaşatmak ve halka kendini sevdirmek amacıyla bölgede saray, kilise ve veba hastaları için bakım evleri yaptırmıştır. Çengelköy'ün temiz havasına ve doğal güzelliğine hayran kalan Sofia'nın isteğiyle semtin adı Ta Sofiana olarak değiştirilmiştir.
Singelköy'den Günümüze Ulaşan İsim Rivayetleri
11. asrın başlarından itibaren kilise ve dini hayatta önemli adımların atılmasıyla semt, patrikliğe aday olan kişilere verilen 'Singelos' unvanından mülhem Singelköy (Singeluhora) adısıyla anılmaya başlanmıştır. İstanbul'un fethinin ardından ise semtin adı Türk ve İran karakterli bir yapıya kavuşmuştur. Farsçada 'savaş' anlamına gelen 'çenk' kelimesine rağmen bölgede tarihe geçmiş bir savaş yaşanmamıştır. Ancak Kalkavanlı Murat Paşa'nın peltek olmasından ötürü halkı savaşa davet ederken 'Sen gel' ifadesinin 'Çengel' olarak anlaşılması ve Fatih Sultan Mehmet'in denizden çıkarttığı çengelden dolayı bu ismi verdiği yönünde rivayetler bulunur. 17. yüzyılda Evliya Çelebi'nin yazılarında harap durumdan köylülerce onarılmış olarak geçen semt için Mehmet Raif Bey ise 18. asırda cami yaptıran Çengeloğlu Tahir Paşa'nın isminden türediğini belirtir.
Çengelköy'ün Tarihi Yalıları ve Kilisesi
Çengelköy, Osmanlı döneminde üst tabakanın akıl hastalarının tedavi amacıyla yalılarına gönderildiği bir merkez olmuştur. Günümüzde semtte bulunan önemli tarihi eserler arasında, aktif olarak pek kullanılmayan tarihi Aya Yorgi Rum Kilisesi yer alır. Ayrıca Boğaz manzarasını süsleyen tarihi Abdullah Ağa Yalısı ve Sadullah Paşa Yalısı, semtin en önemli sivil mimari örnekleridir. 1.7 kilometrekarelik bir yüzölçümüne sahip olan bu mahalle, köklü tarihi mirası ve eşsiz kıyı şeridiyle İstanbul'un en özel köşelerinden biri olmayı sürdürmektedir.