Boğaziçi'nin Tarihî İncisi: Beylerbeyi
İstanbul Boğazı'nın Anadolu yakasında, Kuzguncuk ile Çengelköy arasında konumlanan Beylerbeyi, Boğaziçi'nin en eski ve köklü sahil yerleşimlerinden biridir. 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'nün Anadolu yakasındaki ayaklarının dibinden başlayarak geniş bir sahil şeridi boyunca tepelere kadar uzanan bu tarihî semt, 1960'lara kadar Üsküdar'a bağlı bir bucak iken günümüzde doğrudan Üsküdar ilçesine bağlı bir mahalle statüsündedir. Yüzölçümü 1.1 kilometrekare olan Beylerbeyi; bünyesinde Abdullahağa (Istavroz), Küplüce ve Burhaniye gibi mahalleleri barındırmaktadır. Semtin güney sınırında, 2003 yılında kapanan Deniz Astsubay Hazırlama Okulu'nun yerine kurulan Liman Emniyet Müdürlüğü, Nakkaştepe Millet Bahçesi ve Deniz Kuvvetleri Kışla Gazinosu gibi önemli tesisler yer almaktadır.
Geçmişten Günümüze Tarihî ve Mimari Doku
Beylerbeyi, zengin bir tarihî mirasa ev sahipliği yapsa da bu eserlerin bir kısmı zaman içerisinde çeşitli değişimlere uğramıştır. Geçmişte Boğaziçi Köprüsü'nün inşası sırasında, günümüzde Anadolu gişelerinin yer aldığı bölgedeki çok sayıda ahşap yapıyı barındıran Fıstıklı Mahallesi istimlak edilmiştir. Yalıboyu'na dik inen sokaklarda günümüzde de yıkılmış ya da metruk durumda olan birinci ve ikinci dereceden ahşap konaklar ve köşkler ile birlikte, 1960'ların modernist apartmanları bir arada görülmektedir. Doğu Roma İmparatorluğu döneminden kalan tarihî izler de semtin köklü geçmişini belgeler niteliktedir. Eski Istavroz mahallesinde yer alan Doğu Roma dönemine ait bir kilise kalıntısının üzerine 1970'lerde apartmanlar inşa edilmiş, Beylerbeyi Çamlıca Caddesi'ndeki Doğu Roma sarnıcı ise ağır tahribata uğrayarak uzun süre otopark olarak kullanılmıştır.
Görülmeye Değer Yapılar ve Kültürel Miras
Semtin en önemli tarihî simgelerinin başında ünlü Beylerbeyi Sarayı, Beylerbeyi Camii (Hamid-i Evvel Camii) ve Beylerbeyi Hamamı gelmektedir. Sayılı padişah camilerinden biri olan Hamid-i Evvel Camii, Sultan I. Abdülhamid'in annesi için yaptırdığı ve sıkça ziyaret ettiği özel bir yapıdır. Caminin caddeye açılan bahçe kapısında günümüzde bakımsız durumda olan tarihî bir ata binme merdiveni bulunmaktadır. Semt, edebiyat ve sinema dünyasında da derin izler bırakmıştır. Ünlü yazar Haldun Taner bir yazısında Beylerbeyi'ni "Teşrifat meraklısı, Beyzade takımının oturduğu bir kibar semt" olarak tanımlamıştır. Ayrıca Yalıboyu Caddesi'ndeki görkemli yalılar, 1960'lı yılların Yeşilçam sinemasında "Kadın Berberi" (1964), "Halk Çocuğu" (1964), "Güneşe Giden Yol" (1965) ve "Şöförün Kızı" (1965) gibi klasik filmlere ev sahipliği yapmıştır.
Milli Mücadele Yılları ve Ulaşım
Beylerbeyi, Türk Kurtuluş Savaşı yıllarında da stratejik bir rol üstlenmiştir. İşgal yıllarında semt halkı tarafından Anadolu'daki direnişe aktif şekilde yardım gönderilmiş ve sahildeki yalılar Karadeniz'den takalarla taşınan cephanelikler için gizli birer depo olarak kullanılmıştır. Günümüzde kültürel dokusuyla ziyaretçilerini büyüleyen semte ulaşım deniz yoluyla son derece kolaydır. Şehir Hatları vapur iskelesi; Eminönü - Boğaz ve Üsküdar - Anadolukavağı hatlarının Çengelköy'den sonra en sık uğradığı önemli duraklardan biridir. Sahil boyunca uzanan Yalıboyu Caddesi ve doğu yamaçlarını kaplayan yeşil korusuyla Beylerbeyi, Boğaz'ın eşsiz atmosferini günümüze taşımaya devam etmektedir.