Çalan Kalesi (diğer adıyla Roche-Guillaume), Türkiye'nin Hatay ilinde, Belen Geçidi yakınlarında yer alan Orta Çağ dönemine ait tarihi bir kaledir. Antakya Prensliği ile Kilikya Ermeni Krallığı'nın sınır bölgesinde, Nur Dağları üzerinde stratejik bir konumda kurulmuş olan kale, tarih boyunca özellikle Tapınak Şövalyeleri (Templiers) için önemli bir askeri üs vazifesi görmüştür.
Çalan Kalesi'nin Tarihçesi
Tapınakçıların kaleyi ilk kez hangi tarihte ele geçirdiği kesin olarak bilinmemekle birlikte, bölgenin daha önce la Roche ailesi tarafından ikametgah olarak kullanıldığı bilinmektedir. Efsaneye göre, 1188 yılında Selahaddin Eyyubi, kendisinden kaçıp Tapınak Şövalyeleri'ne sığınan ve yeğenini teslim ederek ihanet eden Jean Gale isimli şövalyeden intikam almak amacıyla kaleyi kuşatmıştır. Ancak, Kral Lüzinyanlı Guy'ın şövalyeleri Trablusşam'a götürdüğü haberinin gelmesi üzerine kuşatma erken sona ermiştir.
Egemenlik Değişimleri ve Mücadeleler
Kale, 1203 yılında Kilikya Ermeni Krallığı kralı tarafından ele geçirilmiş, fakat 1237 yılında Tapınakçılar tarafından geri alınmıştır. Tapınak Şövalyeleri, bu başarıdan güç alarak yaklaşık 15 kilometre mesafede yer alan Darb-ı Sak Kalesi'ni de yeniden ele geçirmek üzere harekât başlatmıştır. Çalan Kalesi, 1298-1299 yıllarında Mısır Sultanı'nın Suriye'nin kuzeyini işgal etmek üzere gönderdiği Memlûk ordusu tarafından Müslümanlar adına yeniden fethedilmiştir. Jacques de Molay ve Otton de Grandson gibi liderlerin Memlûk ilerleyişini durdurma çabaları başarısız olmuş ve kale tamamen kaybedilmiştir.
Mimari Özellikleri ve Günümüzdeki Durumu
Kesin konumu ve adı hakkında araştırmacılar arasında farklı görüşler bulunan kaleden günümüze yıkıntılar dışında çok az kalıntı ulaşmıştır. Tarihçi Paul Deschamps buranın Çalan olduğunu savunurken, Claude Cahen buranın başka bir Tapınakçı kalesi olan Roche de Roissel olabileceğini öne sürmüştür. Mevcut kalıntılar, kalede kayaların kesilerek temel olarak kullanıldığını göstermektedir. Yapının en iyi korunmuş kısmı askeri kalelerde yaygın olan şapeldir. Şapelin varlığı ve mimari yapısı, kalenin kökenlerinin Bizans İmparatorluğu'na dayanabileceğini veya en azından bir dönem Bizans velayetinde kaldığını ortaya koymaktadır.