Zengin Bor Rezervleri ve Şifalı Kaplıcaların Başkenti: Bigadiç
Türkiye'nin Marmara Bölgesi'nde, Balıkesir ilinin güneydoğusunda yer alan Bigadiç, yaklaşık 1.108 km² yüzölçümüne sahip köklü bir ilçedir. Deniz seviyesinden ortalama 165 metre yükseklikte konumlanan bu eşsiz yöre, hem Türkiye'nin hem de dünyanın en önemli bor madeni yataklarından birini bünyesinde barındırmaktadır. Bunun yanı sıra Bigadiç; selenyum ve kükürt bileşenleriyle zenginleşmiş şifalı kaplıcaları sayesinde termal turizm açısından da büyük bir öneme sahiptir.
İsim Kökeni ve Antik Çağ Efsaneleri
Bigadiç'in tarih sahnesindeki bilinen en eski adı, mitolojide "Şans Tanrıçasının İkizi" anlamına gelen Didi-Moti-He olarak bilinmektedir. Zaman içinde "suyu bol olan yer", "kuyusu bol olan yer" ya da "sulak yer" gibi anlamlara gelen Bigadiç ismiyle anılmaya başlanmıştır. Halk arasında yaygın bir diğer efsaneye göre ise isim, bölgede yoğun olarak boğa yetiştiriciliği ve dericiliğin gelişmesi sebebiyle Boğadıç kelimesinden türetilmiştir. Kent, tarihi gelişimi boyunca Achyraos, Begadia, Bigados, Bugadıç ve son olarak Bigadiç isimlerini taşımıştır.
Tarih Öncesi Çağlardan Bizans İmparatorluğu'na Bigadiç
Bölgedeki en erken insan izleri, Babaköy civarında keşfedilen ve MÖ 4000-2150 yılları arasına tarihlenen Yortan Mezar Kültürü'nün izlerini taşımaktadır. Antik dönemde "Kayın Ağacı" anlamına gelen Misya bölgesinin sınırları içerisinde yer alan Bigadiç, MÖ 1200'deki meşhur Truva Savaşı'nda Truvalıların yanında yer almış ve sonrasında sırasıyla Lidya, Pers (MÖ 546-334), Büyük İskender (MÖ 334), Bergama Krallığı ve Roma egemenliğine girmiştir. Roma İmparatorluğu'nun 395 yılında bölünmesiyle Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu'nun Opsekium Eyaleti'ne bağlanmıştır.
Selçuklular, Osmanlı Dönemi ve Millî Mücadele Yılları
Malazgirt Zaferi'nin (1071) ardından Anadolu Selçuklu sınırlarına katılan Bigadiç, Haçlı Seferleri döneminde Kutsal Roma-Germen İmparatoru Friedrich Barbarossa'nın kullandığı tarihi güzergahta yer almıştır. 1300'lerin başında Karesi Beyliği topraklarına dahil olan bölge, Orhan Gazi döneminde Osmanlı Devleti'nin kontrolüne geçmiştir. 1890 yılı Hüdavendigar Vilayeti salnamesine göre 52 köyü ve 12.805 nüfusu olan kaza, 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı sonrasında Rumeli göçmenlerine ev sahipliği yapmıştır. I. Dünya Savaşı sonrasında, 30 Haziran 1920'de Yunan kuvvetleri tarafından işgal edilen Bigadiç, yedek subay Mümtaz Bey önderliğindeki Kuvâ-yi Milliye direnişinin ardından 4 Eylül 1922'de Türk ordusunun şehre girmesiyle tamamen bağımsızlığına kavuşmuştur.