Beşiktaş, İstanbul Boğazı'nın Rumeli yakasında, 8,4 km uzunluğunda sahil şeridine sahip tarihi bir ilçedir. Batıda Şişli ve Kâğıthane, güneybatıda Beyoğlu, kuzeyde ise Sarıyer ilçeleriyle komşu olan bölge, 18 km²lik bir yüzölçümüne sahiptir. Deniz seviyesinden ortalama yüksekliği 21 metre olan Beşiktaş, hem nüfus hem de alan bakımından İstanbul'un küçük ilçelerinden biri olmasına karşın son derece hareketli bir merkezdir. İki yakayı birbirine bağlayan 15 Temmuz Şehitler Köprüsü ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nün bağlantı yollarına sahip olması, Osmanlı döneminden kalan eşsiz mimari eserleri, üniversiteleri ve Levent-Maslak hattındaki iş merkezleri nedeniyle gündüz nüfusu normal nüfusunun birkaç katına çıkmaktadır. İlçe, 2022 yılında T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yapılan araştırmada Türkiye'nin en gelişmiş 3. ilçesi seçilmiştir.
Tarih Öncesi ve Bizans Dönemi
Beşiktaş Meydanı sahilinde yapılan metro inşaatı kazıları, bölgenin tarih öncesi dönemlerde de önemli bir yerleşim alanı olduğunu ortaya koymuştur. Bu kazılarda M.Ö. 3500-3000 yıllarına tarihlenen İlk Tunç Çağı'na ait kurgan tipi mezarlar ile M.Ö. 5000-3000 yılları arasındaki Kalkolitik döneme ait pişmiş topraktan çanak çömlek parçaları (keramikler) bulunmuştur. Bizans döneminde (4.-15. yüzyıl) ise Beşiktaş kıyıları üç önemli yapıyla öne çıkmaktaydı: Konstantinopolis'in kurucusu I. Konstantin (305-337) döneminde inşa edilen ve çok ünlü bir Hristiyan hac merkezi olan Ayios Mihael Kilisesi, imparatorların yazlık konutu olan Ayios Mamas saray kompleksi ve Fokas Manastırı.
Osmanlı Dönemi ve Denizcilik Tarihi
Bizans döneminde Karadeniz'den gelen Gürcü yağmacıların akınları ve bunların yarattığı tahribat nedeniyle sur dışı bir yerleşim yeri kimliği kazanamayan Beşiktaş, Osmanlı Devleti'nin Karadeniz'i denetim altına almasıyla kalıcı bir yerleşim kimliği elde etmiştir. İlçe, özellikle Kaptan-ı Derya Barbaros Hayreddin Paşa döneminde denizcilik açısından büyük önem kazanmıştır. Barbaros Hayreddin Paşa, o dönem gemilerin demirlemesi için uygun bir koy olan Beşiktaş limanını Osmanlı donanması için kullanmış, buraya kendi yalı sarayını yaptırarak ikamet etmiş ve kendi adına bir cami, medrese ile sübyan mektebi inşa ettirmiştir. 1546 yılındaki vefatının ardından da yine buradaki türbesine defnedilmiştir.
Saraylar, Bahçeler ve Kasırlar
17. yüzyıla gelindiğinde Beşiktaş koyu doldurulmaya başlanmış ve padişahların dinlenmesi için düzenlenen bir "hasbahçe"ye dönüştürülmüştür. Bu bahçede inşa edilen yapılar uzun süre Beşiktaş Sahilsarayı adıyla anılmıştır. III. Selim, Dolmabahçe'den Ortaköy'e kadar uzanan kıyı şeridinde batı tarzında saraylar yaptıran ilk padişah olmuştur. Padişahın, kız kardeşi Hatice Sultan için Fransız mimar Melling'e inşa ettirdiği saray, döneminde İstanbullular ve kentte yaşayan Avrupalılar arasında büyük bir ün kazanmıştır.
II. Mahmut da Beşiktaş sahillerine büyük ilgi göstererek 31 yıllık saltanatı boyunca zamanının büyük kısmını buradaki saray ve kasırlarda geçirmiştir. II. Mahmut'un oğlu Abdülmecid ise Dolmabahçe Sarayı'nı inşa ettirerek Osmanlı tahtının fiilen Beşiktaş'a taşınmasını resmiyete dökmüştür. İmparatorluğun yıkılışına kadar Osmanlı padişahları Dolmabahçe Sarayı, Yıldız Sarayı ve Çırağan Sarayı gibi çeşitli saraylarda ikamet etmeyi sürdürmüşlerdir.
Cumhuriyet Dönemi ve Modern Beşiktaş
Cumhuriyetin ilanı ve Ankara'nın başkent oluşuyla Beşiktaş'ın idari önemi azalsa da Mustafa Kemal Atatürk'ün İstanbul ziyaretlerinde Dolmabahçe Sarayı'nı kullanması önemini korumasını sağlamıştır. Atatürk, Kurtuluş Savaşı öncesinde annesi Zübeyde Hanım'ın Akaretler'deki evinde (günümüzde Akaretler Mustafa Kemal Müzesi) ikamet etmiştir. Önceleri Beyoğlu'na bağlı bir nahiye olan Beşiktaş, 1 Eylül 1930 tarihinde yürürlüğe giren kanunla ilçe olmuştur. İlçenin en köklü ve dünyaca tanınan değerlerinden biri de 13 Ocak 1910 tarihinde kurulan Türkiye'nin ilk spor kulübü Beşiktaş Jimnastik Kulübü'dür.